Ahmet Genç

Ağrı'nın yolları bugünü kaldırıyor, peki ya yarını?

Ahmet Genç

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Bir şehrin geleceği, bugünkü ihtiyaçlarına göre değil, yirmi yıl sonra karşılaşacağı sorunlar hesaplanarak planlanır.

Bugün geniş görünen bir cadde, yarın trafiğin kilitlendiği bir noktaya dönüşebilir. Bugün boş duran bir arsa, on yıl sonra o mahallenin tek otopark ihtiyacını karşılayabilecek alan olabilir. Bugün yanlış yere yapılan bir kamu binası ise yıllarca binlerce insanın gereksiz yere şehrin bir ucundan diğer ucuna gitmesine neden olabilir.

Şehircilik biraz da budur. Henüz ortaya çıkmamış sorunları görebilmek ve onlar büyümeden tedbir alabilmek.

Peki, Ağrı bunu ne kadar başarabiliyor?

Geçmişten bugüne yapılanlara baktığımızda çok da öngörülü bir şehirleşme anlayışıyla hareket ettiğimizi söylemek zor. Haksızlık da etmeyelim. Ağrı'nın altyapısı, yolları ve şehir düzeni konusunda hiç mesafe alınmadığını söylemek doğru olmaz. Yapılan çalışmalar var, yeni yollar açılıyor, kamu binaları inşa ediliyor, şehir büyüyor.

Ancak asıl mesele şu: Şehir büyürken ulaşım ağı da aynı ölçüde gelişiyor mu?

Bence bugün üzerinde durmamız gereken soru tam olarak bu.

Ağrı'da araç sayısı artıyor. Buna karşılık şehir merkezindeki ana arterlerin genişleme imkânı giderek azalıyor. Bazı caddelerde yolun bir bölümünü park etmiş araçlar kaplıyor. Bir noktada meydana gelen yoğunluk, kısa sürede başka kavşaklara kadar uzanabiliyor.

Üstelik Ağrı'nın trafik meselesini yalnızca yolların genişliğiyle açıklayamayız.

Şehrin hangi tarafında yaşadığımız, nerede çalıştığımız, çocuklarımızı hangi okula gönderdiğimiz, alışverişimizi nerede yaptığımız ve aracımızı nereye bıraktığımız da bu sorunun birer parçası.

Bir şehirde herkes aynı saatlerde aynı güzergâhlara yöneliyorsa, en geniş yol bile bir süre sonra yetersiz kalır.

Şehrin bir ucunda oturup diğer ucunda çalışmak

Somut bir örnek üzerinden gidelim.

Ağrı'da yeni Emniyet Müdürlüğü binası şehrin doğu tarafında bulunuyor. Buna karşılık emniyet personelinin bir bölümünün şehrin batısında yaşadığını düşünelim.

Sabah işe gitmek için doğuya, akşam eve dönmek için batıya doğru bir araç hareketliliği oluşacaktır. Aynı saatlerde diğer kamu kurumlarında çalışanlar, öğrenciler ve vatandaşlar da trafiğe katıldığında yoğunluğun artması kaçınılmazdır.

Peki, bunu azaltmanın bir yolu yok mu?

Elbette var.

Kamu kurumları planlanırken çalışanların konut ihtiyaçları da hesaba katılabilir. Yeni lojman alanları, uygun konut projeleri ve toplu taşıma güzergâhları, kurumların bulunduğu bölgelerle birlikte değerlendirilebilir.

Elbette kimsenin nerede yaşayacağına karar veremeyiz. Ancak insanların iş yerlerine yakın bölgelerde yaşayabilmelerini kolaylaştırabiliriz.

Ağrı'nın batı tarafında konut fiyatlarının doğu tarafına göre daha yüksek olduğu yönünde yaygın bir değerlendirme var. Bu fiyat farkının nedenleri ayrıca incelenebilir. Fakat Emniyet Müdürlüğü ve Adliye gibi büyük kamu kurumlarının doğu tarafında bulunması, bu bölgede planlı konut alanlarının geliştirilmesi için de bir fırsat olarak görülmeli.

Çünkü ulaşım sorununu çözmenin tek yolu yeni yol yapmak değildir. Bazen insanların her gün katetmek zorunda kaldığı mesafeyi azaltmak çok daha etkili bir çözümdür.

Düşünün, yüzlerce çalışanın işe gidip gelirken şehir merkezinden geçmek zorunda kalmadığı bir düzen, trafiğe nasıl yansır?

Bunun için büyük ve gösterişli projelere her zaman ihtiyaç yok. Doğru yerde konut, doğru yerde kamu hizmeti ve bunları birbirine bağlayan ulaşım planı yeterli olabilir.

Otopark göstermeden park yasağı koyamazsınız

Ağrı'nın bir başka sorunu da otopark.

Şehir merkezinde yol kenarlarına bırakılan araçlar, zaten sınırlı olan ulaşım alanını daha da daraltıyor. Özellikle bankaların, iş yerlerinin ve kamu hizmeti verilen noktaların önünde düzensiz parklar günlük hayatı zorlaştırıyor.

Burada açık konuşmak gerekiyor.

Yol kenarındaki araçların kaldırılması şart. Ancak bir vatandaşa “Aracını buraya park etme” diyorsanız, ona makul bir mesafede nerede park edebileceğini de göstermeniz gerekir.

Park alanı oluşturmadan yalnızca yasak ve cezayla bu sorunu çözemezsiniz.

Bugün Ağrı'nın en fazla ihtiyaç duyduğu yatırımlardan biri, şehir merkezindeki otopark alanlarının artırılmasıdır.

Örneğin Dörtyol bölgesinde, eski Halk Eğitim Merkezi'nin bulunduğu alanın otopark olarak değerlendirilmesi o bölgede ciddi bir rahatlama sağladı. Hem esnafların araçlarının hem de o bölgede işi olan vatandaşlar büyük bir sorundan kurtuldular.

Ama burada da bir ayrıntı var.

Otopark yapmak tek başına yeterli değil. Otoparkın giriş ve çıkışı doğru planlanmalı, çevresindeki yolların kapasitesi hesaplanmalı ve araçların yine gelişigüzel park etmesine izin verilmemeli.

Özellikle banka önlerinde birkaç dakikalığına bırakılan araçların oluşturduğu düzensizlik görmezden gelinmemeli.

Çünkü bir sürücünün “İki dakikalık işim var” diyerek bıraktığı araç, arkasındaki onlarca sürücünün zamanını alabiliyor.

Bir kişinin kolaylığı, yüzlerce kişinin mağduriyetine dönüşmemeli.

Ağrı'da yalnızca büyük otoparklara değil, kısa süreli park ve yolcu indirme-bindirme alanlarına da ihtiyaç var. Ticari hareketliliğin yoğun olduğu caddelerde yükleme ve boşaltma saatleri dahi belirlenebilir.

Kaldırımları araçlardan kurtarmak ise bu işin vazgeçilmez parçası olmalı.

Yaya, yürümek için araçların arasından yol aramamalı.

Erzurum Caddesi bize ders olmalı

Şehir planlamasında geçmişte yapılan bazı tercihlerin bedelini yıllar sonra ödüyoruz.

Bunun Ağrı'daki örneklerinden biri Erzurum Caddesi.

Yıllar içerisinde bu güzergâhta yoğunlaşan okullar, özellikle ders başlangıç ve bitiş saatlerinde ayrı bir trafik hareketliliği oluşturuyor.

Öğrenci servisleri, çocuklarını okula götüren veliler, toplu taşıma araçları ve günlük trafik aynı saatlerde aynı bölgede buluşuyor.

Burada mesele yalnızca araçların birkaç dakika beklemesi değil.

Asıl mesele çocukların güvenliği.

Okul önünde karşıdan karşıya geçmeye çalışan bir öğrenci, aceleyle çocuğunu indiren bir veli, park yeri arayan bir sürücü ve ilerlemeye çalışan servis araçları...

Bütün bunlar aynı noktada toplandığında risk de büyüyor.

Bir okulun nereye yapılacağına karar verirken yalnızca arsanın büyüklüğüne bakmak yeterli değildir. O okulun çevresindeki yollar, servislerin durabileceği alanlar, öğrencilerin yaya olarak ulaşımı ve ileride oluşacak nüfus yoğunluğu da düşünülmelidir.

Bugün bu sorunları tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmayabilir. Fakat okul çevrelerinde güvenli indirme-bindirme cepleri oluşturmak, yaya geçitlerini yeniden düzenlemek, servis duraklarını belirlemek ve trafik denetimini özellikle giriş-çıkış saatlerinde artırmak mümkündür.

Gerekirse bazı güzergâhlarda tek yön uygulamaları da teknik olarak incelenebilir.

Bir öğrencinin güvenliği, birkaç aracın daha hızlı geçmesinden çok daha değerlidir.

Ve unutmayalım: Yanlış planlanmış bir okul çevresinin trafik sorununu çözmek, o okulu baştan doğru yere yapmaktan çok daha maliyetlidir.

Ağrı'nın alternatif yollara ihtiyacı var

Bugün Ağrı'da ulaşımın belirli ana arterlerde yoğunlaşması, önümüzdeki yılların en ciddi şehircilik sorunlarından biri haline gelebilir.

Şehrin farklı mahalleleri arasında bağlantı kuracak alternatif yolların belirlenmesi gerekiyor.

Bir vatandaşın doğudan batıya ya da kuzeyden güneye giderken her defasında merkezdeki yoğun kavşaklardan geçmek zorunda kalmadığı bir ulaşım ağı düşünmeliyiz.

Bu, mevcut yolların tamamını genişletmek anlamına gelmiyor.

Bazen iki mahalleyi birbirine bağlayan yeni bir bağlantı yolu, merkezdeki yoğunluğu azaltabilir. Bazen bir kavşağın yeniden düzenlenmesi, uzun araç kuyruklarının önüne geçebilir. Bazen de toplu taşıma güzergâhlarının değiştirilmesi, özel araç kullanımını azaltabilir.

Ancak bütün bunlar birbirinden bağımsız ve günübirlik kararlarla yapılmamalı.

Ağrı'nın güncel araç sayısı, mahalleler arasındaki günlük yolculuk hareketliliği, okul ve kamu kurumlarının giriş-çıkış saatleri, otopark ihtiyacı ve nüfusun gelişme yönü birlikte incelenmeli.

Bunlara göre beş, on ve yirmi yıllık bir ulaşım planı hazırlanmalı.

Üstelik bu plan yalnızca belediyenin hazırlayıp bir kenara koyacağı belge olmamalı. İlgili kamu kurumları, meslek odaları, şehir plancıları, mühendisler ve vatandaşların görüşleriyle şekillenmeli.

En önemlisi de yönetimler değiştiğinde her şey yeniden başlamamalı.

Şehir planlaması, bir belediye başkanının görev süresiyle sınırlı tutulamayacak kadar ciddi bir iştir.

Bugün açılacak bir yolun, ayrılacak bir otopark alanının veya yapılacak bir kamu binasının sonuçlarını belki de yirmi yıl sonra göreceğiz.

Bu nedenle karar verirken bugünün araç sayısını değil, geleceğin Ağrı'sını düşünmek zorundayız.

Bugün boş bırakamadığımız alanı yarın satın alamayabiliriz

Şehirler büyüdükçe boş arsalar azalıyor, yapılaşma artıyor ve yeni yol açmak giderek zorlaşıyor.

Bugün bir bağlantı yolu için ayrılabilecek alanın üzerine yarın binalar yapıldığında, aynı yolu açmak için çok daha büyük kamulaştırma maliyetleriyle karşılaşılabilir.

Aynı durum otoparklar için de geçerli.

Bugün şehir merkezinde kamuya ait uygun bir alan varsa, gelecekteki ihtiyaçlar hesaplanmadan o alanın nasıl kullanılacağına karar verilmemeli.

Çünkü bir şehrin merkezinde boş alan bırakmak bazen yatırım yapmamak değil, geleceğe yatırım yapmaktır.

Ağrı'nın her boş alanını betonla doldurmak zorunda değiliz. Bazı alanlar otopark, bazıları yeşil alan, bazıları yaya meydanı, bazıları da ileride açılabilecek yollar için korunabilir.

Bir şehir yalnızca binalardan oluşmaz.

İnsanların rahatça yürüyebildiği kaldırımlar, çocukların güvenle okula gidebildiği sokaklar, araçların düzenli park edebildiği alanlar ve ulaşımın kesintisiz sürdüğü yollar da şehir hayatının temel ihtiyaçlarıdır.

Bugün Ağrı'daki trafik sorunu bazı büyükşehirlerle kıyaslandığında henüz yönetilebilir düzeyde görülebilir. Ancak bu durum bizi yanıltmamalı.

Sorun küçükken çözmek kolaydır. Büyüdükten sonra çözmek hem pahalı hem de zahmetlidir.

Bugün önlem almazsak yarın yalnızca ana caddelerde değil, yaşadığımız mahallelerde de park edecek yer arayacağız. Evimizin önüne aracımızı bırakmak için sokak sokak dolaşacağız. Çocuklarımızı okula götürmek için daha erken çıkacak, işe yetişmek için daha fazla zaman harcayacağız.

O gün geldiğinde yeni yol açmak için uygun alan bulmak da bugünkü kadar kolay olmayacak.

Bu şehir büyümeye devam edecek. Yeni konutlar yapılacak, yeni iş yerleri açılacak, araç sayısı artacak. Mesele büyümeyi durdurmak değil, büyümeyi doğru yönetebilmek.

Bunun için alternatif yolları şimdiden düşünmeli, otopark alanlarını belirlemeli, kamu kurumlarıyla konut bölgeleri arasındaki ulaşımı yeniden ele almalı ve özellikle okul çevrelerinde yaya güvenliğini öncelemeliyiz.

Bugün atılacak doğru bir adım, yirmi yıl sonra binlerce insanın hayatını kolaylaştırabilir.

Yanlış bir kararın bedelini ise yalnızca o kararı verenler değil, bütün şehir öder.

Ağrı'nın geleceğini trafik ışıklarında bekleyerek tüketmeyelim.

Yollar araçların, kaldırımlar yayaların olsun.

 

Yazarın Diğer Yazıları