Ahmet Genç

Değişim olacaksa halkın istediği değişim olsun

Ahmet Genç

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Ağrı’da son dönemde dikkatle izlenmesi gereken bir değişim yaşanıyor.

Uzun yıllardır aynı isimlerle anılan kurumlarda yönetimler değişiyor. Ağrı Esnaf ve Sanatkârlar Odası, Ağrı Ticaret ve Sanayi Odası, Doğubayazıt Ticaret ve Sanayi Odası gibi yapılarda yaşananlar bize önemli bir şey söylüyor:

Halk değişim istiyor.

Ama burada asıl görülmesi gereken başka bir gerçek var. İnsanlar sadece isimlerin değişmesini istemiyor. Değişimin nasıl ve kimlerle yapılacağı konusunda da söz sahibi olmak istiyor.

Çünkü bir koltuktaki kişiyi kaldırıp aynı yönetim anlayışına sahip başka bir kişiyi oturtmanın adı değişim değildir.

Tabela aynı, anlayış aynı, kapılar yine aynı insanlara açık, aynı insanlara kapalıysa ne değişmiş olur?

Ağrı’da son dönemde yapılan seçimlerden benim çıkardığım sonuç bu.

Yıllarca sivil toplum kuruluşlarının başında bulunan isimler birer birer değişiyor. Bunun nedenlerini herkes kendi açısından değerlendirebilir. Fakat sandıktan çıkan iradeyi küçümsememek gerekiyor. Vatandaş artık kendisine gitmeyen, kendisini dinlemeyen, seçimden seçime hatırlayan yöneticilere eskisi kadar tahammül göstermiyor.

Değişim talebi siyasetin kapısına da dayanıyor.

AK Parti kurulduğu günden bu yana teşkilatlarında zaman zaman değişiklik yapan bir parti. İl başkanları değişti, ilçe başkanları değişti, milletvekilleri değişti. Parti kendi içerisinde yenilenmeyi siyasi yöntemlerinden biri olarak kullandı.

Buraya kadar anlaşılmayacak bir durum yok.

Benim anlayamadığım başka bir konu var: Ağrı’ya görevlendirilen koordinatörler.

Geçmişte Ağrı’yla ilgili görevlendirilen koordinatör milletvekillerinin kente geldiklerinde yalnızca parti binasına girip çıkmadığını hatırlıyoruz. Eski il ve ilçe başkanlarıyla görüşürler, kanaat önderlerini dinler, sivil toplum kuruluşlarını ziyaret eder, basın mensuplarıyla bir araya gelirlerdi.

Doğru veya yanlış, en azından farklı kesimlerin ne söylediğini öğrenmeye çalışırlardı.

Bugün geldiğimiz noktada aynı temasın ne kadar kurulduğunu sormak gerekiyor.

Ben bir cemiyet başkanı olarak mevcut koordinatörümüzle henüz tanışma fırsatı bulamadım. Vatandaş tanıştıysa, esnaf derdini anlattıysa, köydeki insan konuşabildiyse, gençler kendisine ulaşabildiyse ne âlâ.

Ama bunlar olmuyorsa ortada ciddi bir sorun vardır.

Çünkü Ağrı’yı Ağrı’dan dinlemeden Ağrı hakkında doğru karar vermek kolay değildir.

Atamalar hangi araştırmalar sonucunda yapılıyor, kimlerin görüşleri alınıyor, hangi kriterlere bakılıyor bilmiyorum.

Umarım yapılan değişikliklerde gelen gideni aratmaz.

Çünkü her yenilik ilerleme anlamına gelmez.

Yanlış kişiyi değiştirip yerine aynı anlayışın başka temsilcisini getirdiğinizde yalnızca isim değiştirmiş olursunuz.

Vatandaşın istediği değişim çok açık

Son dönemde Ağrı’daki seçimlerden benim gördüğüm şu:

Vatandaş kendisine rağmen yönetilmek istemiyor.

İnsanların talebi aslında çok karmaşık da değil.

Mazlumu ezdirmeyecek yönetici istiyor.

Kendisine fırsat tanıyacak yönetici istiyor.

Adalet istiyor.

Herkese eşit davranılmasını istiyor.

Kamu kurumlarında kayırmacılık iddialarının konuşulmadığı bir düzen istiyor.

Elindeki siyasi veya idari yetkiyi kişisel nüfuz alanına dönüştürmeyen insanlar görmek istiyor.

Bir vatandaş bir parti yöneticisinin kapısını çaldığında önce soyadının, çevresinin, ekonomik gücünün veya kimin yakını olduğunun sorulmadığı bir anlayış istiyor.

Aslında bunların hiçbiri olağanüstü talepler değil.

Olması gerekenler bunlar.

Siyaset kuruma emir vermek değildir. 

Şimdi kurulan ekip artık seçim ekibidir ve İlhami Başkan artık deneyimli bir siyasetçi olarak halkın karşısına ilçelerdeki değişikliklerle çıkacak. Bu nedenle hem onun işini kolaylaştıracak hem de AK Parti'ye katma değer sağlayacak kişiler seçilmelidir. 

Özellikle iktidar partisinin bazı ilçe başkanlığı makamında bulunanların şunu unutmaması gerekir:

Siyaset, kamu kurumlarına emir vermek değildir.

Siyaset, müdür tayin etmek değildir.

Siyaset, vatandaşın devletle arasına girip kimin işinin görülüp kimin işinin görülmeyeceğine karar vermek hiç değildir.

Bir siyasi parti yöneticisinin görevi devletin yerine geçmek değil, vatandaşla siyaset kurumu arasındaki bağı kurmaktır.

Çünkü iktidarlar değişir, devlet kalır.

Bugün iktidardasınız, yarın olmayabilirsiniz. Bugün taşıdığınız unvan yarın kartvizitinizde bile bulunmayabilir. Makamların tamamı geçicidir.

Kalıcı olan, o makamdayken insanların sizi nasıl hatırladığıdır.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Parti teşkilatlarına yıllardır yaptığı “millete hizmetkâr olma” vurgusu da tam burada anlam kazanıyor.

Kendi ilçesinde hizmetkârlığı hükümdarlık gibi algılayan bir siyaset anlayışı varsa bunun sorgulanması gerekir.

İktidar partisinin ilçe başkanı olmak bir ilçenin sahibi olmak değildir.

Parti binasının anahtarını taşımak, ilçenin anahtarını taşımak anlamına gelmez.

Yetki dokunulmazlık değildir

Siyasette yapılan en büyük hatalardan biri de görevin kişiye sınırsız bir güç verdiğinin düşünülmesidir.

Hiçbir siyasi görev kimseyi dokunulmaz yapmaz.

İl başkanlığı da ilçe başkanlığı da milletvekilliği de belediye başkanlığı da vatandaştan alınan bir sorumluluktur.

Bu sorumluluğun hesabı bazen sandıkta, bazen parti teşkilatında, bazen de kamuoyu önünde sorulur.

Ağrı’da son dönemde yaşanan değişimlerin verdiği mesajlardan biri de budur.

Koltuk ne kadar uzun süre kullanılırsa kullanılsın sahibinin değildir.

Bunu sivil toplum kuruluşlarında gördük.

Yarın siyasette de görebiliriz.

Bu nedenle yapılacak yeni görevlendirmelerde mesele “bizden kim olsun?” sorusu olmamalı.

Asıl soru şu olmalı:

Vatandaş kimi yanında görüyor?

Kimin kapısını rahatlıkla çalabiliyor?

Kim insanları ayırmadan dinliyor?

Kim bir makam sahibi karşısında konuştuğu gibi sıradan vatandaşın karşısında da konuşabiliyor?

Kim yetki aldığında değişmiyor?

Bunların cevabını parti koridorlarında ararsanız eksik bulursunuz.

Sokağa çıkmanız gerekir.

Esnafa sormanız gerekir.

Köye gitmeniz gerekir.

Gençleri dinlemeniz gerekir.

Kadınlarla konuşmanız gerekir.

Basını, sivil toplum kuruluşlarını, eski yöneticileri ve farklı düşünen insanları da dinlemeniz gerekir.

Halka inin, halk size ismi söyler

Benim söyleyeceğim söz aslında çok basit:

Halka inin.

İnsanlarla kucaklaşın.

Yeni isimleri sadece kendi aranızda aramayın.

Telefon rehberinizdeki insanlardan bir Ağrı oluşturmayın.

Çünkü Ağrı, birkaç kişinin oturup karar verebileceği kadar küçük değildir.

Bırakın vatandaş da sizi yönlendirsin.

Bir ilçeye başkan belirleyecekseniz önce o ilçenin insanını dinleyin. İnsanların karşısına tamamlanmış bir karar çıkarmadan önce “Siz nasıl bir yönetici istiyorsunuz?” diye sorun.

Belki hiç düşünmediğiniz bir isim duyacaksınız.

Belki size sürekli anlatılan kişiyle sokaktaki vatandaşın anlattığı kişi arasında büyük bir fark olduğunu göreceksiniz.

Siyasetin en büyük yanılgısı bazen kendi çevresinden duyduğunu halkın sesi zannetmektir.

Oysa parti binasındaki ses ile çarşıdaki ses her zaman aynı değildir.

Bugün Ağrı’daki değişim talebini doğru okumak gerekiyor.

Mesele yalnızca birkaç başkanı değiştirmek değil.

Mesele yönetme biçimini değiştirmek.

İsim değişirken anlayış değişmiyorsa vatandaş bunu çok kısa sürede fark eder.

Ve aynı hatalar tekrar edilirse, yapılan değişiklik çözüm değil yalnızca zaman kaybı olur.

Ağrı’nın insanı kendisine tepeden bakılmasını değil, yanına gelinmesini istiyor.

Dinlenmek istiyor.

Adalet istiyor.

Eşitlik istiyor.

Kendisine ait olan siyasette kendisinin de sözünün olmasını istiyor.

Bunu görmeyenler için son cümleyi de açık söyleyelim:

Türkiye’de iktidar olup Ağrı’da vatandaşın gönlüne ulaşamıyorsanız, tabelanız iktidar olabilir ama sokakta muhalefette kalırsınız.

Yazarın Diğer Yazıları