Ahmet Genç

Dünya Ağrı'ya bakıyor, biz hâlâ görmüyor muyuz?

Ahmet Genç

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Bazen insanın yanı başındaki hazineyi görebilmesi için binlerce kilometre öteden birilerinin gelip ona işaret etmesi gerekiyor.

Bugün Ağrı’da tam olarak bunu yaşıyoruz.

Yıllardır bu şehrin ekonomisini konuşuyoruz. İşsizliği konuşuyoruz. Göçü konuşuyoruz. Gençlerin neden başka şehirlere gittiğini, esnafın neden istediği hareketliliği yakalayamadığını, yeni yatırımların neden yeterince gelmediğini tartışıyoruz.

Ağrı’nın temel geçim kaynaklarının başında tarım ve hayvancılık geliyor. Bunun yanında elimizde yıllardır gerektiği ölçüde değerlendiremediğimiz çok önemli bir alan daha var: Turizm.

Hem de öyle sıradan bir turizm potansiyelinden söz etmiyorum.

Bir tarafta 5 bin 137 metre yüksekliğiyle Türkiye’nin çatısı Ağrı Dağı, diğer tarafta İshak Paşa Sarayı, Ahmed-i Hani, Meteor Çukuru ve Doğubayazıt’ın tarihî dokusu...

Bir de bütün dünyanın yüzyıllardır merak ettiği bir hikâye var:

Nuh’un Gemisi.

Dünya geliyor, biz seyrediyoruz

Geçtiğimiz günlerde Karaköse Haber’de yayımladığımız bir haber aslında üzerinde uzun uzun düşünmemiz gereken bir gerçeği yeniden önümüze koydu.

Doğubayazıt’ın Telçeker köyü yakınlarında Nuh’un Gemisi’ne ait olduğu öne sürülen alandaki bilimsel araştırmalar artık yalnızca Türkiye’nin değil, uluslararası yapım ekiplerinin de dikkatini çekiyor.

ABD ve İngiltere’den gelen ekipler bölgede yürütülen bilimsel çalışmaları kayıt altına alıyor. 

Düşünün...

Dünyanın öbür ucundaki insanlar uçaklara biniyor, binlerce kilometre yol geliyor, Doğubayazıt’ın dağlarına çıkıyor, kameralarını kuruyor ve buradaki gizemin peşine düşüyor.

Biz ne yapıyoruz?

Çoğu zaman günlük tartışmalarımızın içerisinde bunun ne kadar büyük bir fırsat olduğunu fark etmiyoruz.

Oysa adamlar Ağrı’yı çekiyor.

Ağrı’yı dünyaya anlatıyor.

Ağrı’nın adını milyonlarca insanın karşısına çıkarabilecek bir hikâyenin peşinden gidiyor.

Üstelik mesele yalnızca bir belgesel çekimi de değil. Bölgede Prof. Dr. Cenker Atila liderliğinde bilimsel araştırmalar yürütülüyor; radar taramaları ve toprak örneklemeleri yapılıyor, 

Bence tam da burada iki şeyi birbirinden ayırmalıyız.

Bilim başka bir şeydir, turizm başka bir şey.

Bilim insanları araştırır, ölçer, analiz eder ve sonunda elde ettikleri veriler neyi gösteriyorsa onu söyler.

Bizim görevimiz ise bilimsel sonucu daha ortaya çıkmadan “Gemi kesin bulundu” demek değil.

Bizim yapmamız gereken, dünyanın merak ettiği bu alanı doğru şekilde tanıtmak ve bu ilgiyi Ağrı’nın ekonomik geleceğine dönüştürmektir.

Van Gölü Canavarı’nı konuşurken Nuh’un Gemisi’ni neden konuşmuyoruz?

Yıllarca komşumuz Van’ın turizm tanıtımında Van Gölü Canavarı hikâyesini nasıl kullandığını gördük.

İnsanlar merak etti.

Televizyonlar geldi.

Haberler yapıldı.

Programlar çekildi.

Bir şehir kendisiyle özdeşleşen bir hikâyeyi turizm değerine dönüştürmeyi başardı.

Bizim elimizde ise dünya kültürünün en eski ve en bilinen anlatılarından biriyle ilişkilendirilen bir alan bulunuyor.

Üstelik bu alanın hikâyesi dün başlamadı. 1959 yılında Harita Yüzbaşı İlhan Durupınar’ın hava fotoğrafları üzerinde yaptığı çalışmalar sırasında fark edildi ve o tarihten sonra yerli-yabancı araştırmacıların ilgisini çekmeye başladı.

Aradan onlarca yıl geçti.

Hâlâ yabancı bilim insanları geliyor.

Hâlâ yabancı televizyoncular geliyor.

Hâlâ dünyanın farklı ülkelerinde bu alan konuşuluyor.

O zaman kendimize şu soruyu sormamız gerekmiyor mu?

Dünya Ağrı’yı bu kadar merak ederken Ağrı neden kendi hikâyesine yeterince sahip çıkmıyor?

Ağrı Dağı bize cevabı gösterdi

Aslında turizmin Ağrı ekonomisine ne yapabileceğinin küçük bir örneğini bu yıl Ağrı Dağı’nda gördük.

Dünyanın farklı ülkelerinden dağcılar geldi.

Doğubayazıt hareketlendi.

Otellerde konakladılar, restoranlarda yemek yediler, pasajlardan alışveriş yaptılar, rehberlerden hizmet aldılar, ulaşım araçlarını kullandılar.

Bir dağcı yalnızca dağa çıkmıyor.

Uçak bileti alıyor.

Otelde kalıyor.

Yemek yiyor.

Alışveriş yapıyor.

Rehber tutuyor.

Araç kiralıyor.

Yanında başka insanları getiriyor.

Sonra ülkesine dönüp Ağrı’yı anlatıyor.

Turizmin ekonomisi tam olarak budur.

Şimdi bunun onlarca katını düşünün.

Nuh’un Gemisi araştırmaları uluslararası belgesellere konu olduğunda ekran başındaki milyonlarca insandan çok küçük bir bölümünün bile “Ben burayı görmek istiyorum” demesi Doğubayazıt için ne anlama gelir?

Yeni otel demektir.

Yeni restoran demektir.

Yeni turizm işletmeleri demektir.

Rehberlik demektir.

Taksi demektir.

Hediyelik eşya demektir.

Yerel ürünlerin satılması demektir.

En önemlisi de istihdam demektir.

Turist geldiğinde yalnızca fotoğraf çekip gitmez; para bırakır.

Bacasız fabrika tam da budur.

“Bu proje binlerce fabrika eder” derken anlatmak istediğim de bu.

Belki ifade iddialı gelebilir ama Ağrı’nın sahip olduğu turizm potansiyelinin ekonomik değerini küçümsemememiz gerektiğini düşünüyorum.

Nuh’un Gemisi tek başına düşünülmemeli

Üstelik Nuh’un Gemisi’ni tek başına pazarlamak zorunda değiliz.

Asıl büyük fırsat burada.

Bir turist Nuh’un Gemisi için Doğubayazıt’a geldiğinde neden İshak Paşa Sarayı’nı görmesin?

Neden Ahmed-i Hani’yi ziyaret etmesin?

Neden Ağrı Dağı’nın eteklerinde yürüyüş yapmasın?

Neden yöresel yemeklerimizi tatmasın?

Neden birkaç gün daha burada kalmasın?

Bütün mesele turistin Ağrı’da geçirdiği süreyi uzatabilmek.

Bir günlük ziyaretçiyi üç günlük turiste, üç günlük turisti bir haftalık misafire dönüştürebilirsek turizmin kazancı esnafın kasasına doğrudan yansır.

Bunun için de bugünden hazırlanmalıyız.

Çünkü turist geldikten sonra otel yapmaya, yol düzenlemeye, rehber yetiştirmeye, tanıtım materyali hazırlamaya başlarsak geç kalırız.

Hazırlık turist gelmeden yapılır.

Ağrı’nın artık bir turizm master planını ciddi şekilde konuşması gerektiğine inanıyorum.

Nuh’un Gemisi alanı, Ağrı Dağı, İshak Paşa Sarayı ve bölgedeki diğer tarihî ve doğal değerler birbirinden bağımsız değil, tek bir destinasyon zinciri olarak düşünülmeli.

Valiliğimizden yerel yönetimlere, üniversitemizden turizm işletmelerine, sivil toplum kuruluşlarından esnafa kadar herkesin aynı masanın etrafında buluşabileceği bir yol haritası oluşturulmalı.

Biz önce kendi hikâyemize inanmalıyız

Burada “inanmak” derken bilimsel olarak kanıtlanmamış bir şeyi kanıtlanmış gerçek gibi kabul etmekten söz etmiyorum.

Tam tersine.

Bilimsel araştırmalara destek verelim.

Sonuçların şeffaf biçimde açıklanmasını isteyelim.

Üniversiteler gelsin.

Jeologlar gelsin.

Arkeologlar gelsin.

Uluslararası araştırmacılar gelsin.

Belgeselciler gelsin.

Gazeteciler gelsin.

Dünya gelsin.

Çünkü bilimsel araştırmanın sonucu ne olursa olsun, Ağrı’nın dünyada konuşulması başlı başına büyük bir tanıtım fırsatıdır.

“Reklamın iyisi kötüsü olmaz” denir.

Ben bu sözün Ağrı için bugün her zamankinden daha anlamlı olduğunu düşünüyorum.

Nuh’un Gemisi hakkında dünyada çıkan her ciddi haber, çekilen her belgesel, yapılan her bilimsel araştırma Ağrı adının uluslararası dolaşıma girmesi demektir.

Ve bazen bir şehrin kaderini değiştiren şey bir fabrika bacası değil, dünyanın merak ettiği güçlü bir hikâyedir.

Dünya Ağrı’ya bakıyor

Bugün ABD’den, İngiltere’den insanlar Doğubayazıt’a geliyor.

Kameralarını Ağrı’ya çeviriyor.

Bilim insanları toprağımızı inceliyor.

Uluslararası yapım ekipleri burada belgesel çekiyor.

Belki yarın bu görüntüleri dünyanın milyonlarca insanı izleyecek.

O halde artık soru şudur:

Dünya Ağrı’yı konuşurken biz hâlâ neyi bekliyoruz?

Bu fırsatı yalnızca birkaç bilim insanının, birkaç rehberin veya birkaç turizmcinin meselesi olarak görmemeliyiz.

Bu Ağrı’nın meselesidir.

Bu Doğubayazıt esnafının meselesidir.

Bu iş bekleyen gencin meselesidir.

Bu otelcinin, lokantacının, taksicinin, hediyelik eşya satan esnafın meselesidir.

Bu şehrin geleceğinin meselesidir.

Bugün yapılması gereken çok basit:

Bilimsel çalışmalara destek verelim.

Ağrı’yı anlatalım.

Nuh’un Gemisi araştırmalarını paylaşalım.

Ağrı Dağı’nı dünyaya gösterelim.

Doğubayazıt’ı hazırlayalım.

Çünkü dünyanın dikkatini bir şehre çevirmek çok zordur.

Ama dünya zaten bize bakıyorsa bizim yapmamız gereken kafamızı başka tarafa çevirmek değil, o ilgiyi doğru yönetmektir.

Belki de Ağrı’nın yıllardır aradığı ekonomik çıkış, kilometrelerce ötede değil; tam yanı başımızda duruyor.

Nuh’un şehri Ağrı...

Nuh’un Gemisi iddiasının merkezi Ağrı...

Türkiye’nin çatısı Ağrı Dağı...

Ve dünyanın yeniden merak etmeye başladığı şehir Ağrı.

Dünya Ağrı’yı konuşmaya başladı.

Şimdi sıra Ağrı’nın kendi değerini konuşmasında.

Yazarın Diğer Yazıları