Bir şehri tanımak için bazen sokaklarına, bazen meydanlarına bakmak gerekir. Ancak bir kentin dışarıya verdiği ilk mesaj çoğu zaman giriş yollarında gizlidir. Çünkü şehirler de insanlar gibidir; ilk izlenim önemlidir.
Ağrı, Türkiye'nin doğuya açılan en önemli kapılarından biri. İran'a açılan Gürbulak Sınır Kapısı sayesinde her yıl yüz binlerce insanın geçtiği, binlerce aracın kullandığı uluslararası bir güzergâha sahip. Buna rağmen şehre giriş yapanları karşılayan görüntü ne yazık ki Ağrı'nın potansiyelini yansıtmıyor.
Bugün Türkiye'nin birçok iline gittiğinizde karayollarının orta refüjlerinde rengârenk çiçekler, düzenli ağaçlandırmalar ve titizlikle yapılan peyzaj çalışmaları görüyorsunuz. O yollar sadece ulaşım için değil, aynı zamanda şehrin kimliğini ve estetik anlayışını yansıtıyor.
Peki Ağrı'da ne görüyoruz?
Yabani otlarla kaplanmış refüjler, yol kenarlarında biriken tozlar ve bakımsız bir görüntü...
Mevcut iktidar döneminde Türkiye yollar konusunda çağ atladı. Diğer illerin girişlerine bakıldığında hayran olmamak elde değil. Ancak Ağrı'ya baktığımız da bir hayal kırıklığı görüyoruz.
Üstelik bu manzara yalnızca şehir merkezinde değil, uluslararası taşımacılığın yoğun olarak kullanıldığı Ağrı-İran karayolunda da karşımıza çıkıyor. Ağrı'ya ilk kez gelen bir turist, bir yatırımcı ya da bir misafir, şehri görmeden önce bu yolları görüyor.
Elbette bir şehrin en büyük sorunu refüjlerdeki otlar değildir. İşsizlik, göç, yatırım eksikliği gibi çok daha önemli meseleler vardır. Ancak şehircilik anlayışı küçük detaylarda kendini gösterir. Çünkü temiz, düzenli ve estetik bir çevre; vatandaşın yaşadığı yere olan aidiyetini de güçlendirir.
Ağrı'nın doğasıyla, dağlarıyla, tarihiyle ve kültürel zenginliğiyle büyük bir potansiyele sahip olduğu herkesin malumu. Fakat bu güzelliklerin şehre giriş yapan insanlara ilk anda hissettirilmesi gerekiyor. Bunun yolu da düzenli yol bakımından, ağaçlandırmadan ve peyzaj çalışmalarından geçiyor.
Bugün birçok şehir girişini adeta bir vitrin gibi hazırlıyor. Ağrı'nın da buna ihtiyacı var. Çünkü Ağrı sıradan bir şehir değil; Türkiye'nin doğuya açılan kapısı, Anadolu'nun sınırdaki yüzü.
Belki de artık sormamız gereken soru şu:
Ağrı'nın vitrini olan yollar, Ağrı'nın hak ettiği görüntüyü yansıtıyor mu?
Bu sorunun cevabını yalnızca vatandaşlar değil, her gün bu yollardan geçen binlerce kişi de veriyor.