Ahmet Genç

Ağrı'da herkes başkan! Peki memleket neden sahipsiz?

Ahmet Genç

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Ağrı'da bir unvan enflasyonu yaşanıyor.

Nereye dönseniz bir başkan...
Bir dernek başkanı...
Bir vakıf başkanı...
Bir sendika başkanı...
Bir federasyon başkanı...
Bir konfederasyon genel başkanı...
Bir siyasi parti başkanı...
Bir ilçe başkanı...
Bir mahalle başkanı...
Bir kulüp başkanı...

Öyle ki, artık "başkan" kelimesi bir makamı değil, adeta bir hitap şekline dönüşmüş durumda.

Oysa başkanlık; kartvizite yazılan bir unvan değil, omuzlara yüklenen büyük bir sorumluluktur.

Bugün sadece Ağrı'da yaklaşık 300 dernek bulunuyor. Bunların her birinin bir başkanı var. Bunun yanında onlarca vakıf, sendika, oda, meslek kuruluşu, federasyon, konfederasyon, spor kulübü ve siyasi parti teşkilatı… Kâğıt üzerinde bakıldığında, Ağrı belki de Türkiye'nin en fazla "başkan"a sahip illerinden biri.

Ama insan ister istemez şu soruyu soruyor:

Bu kadar başkanın olduğu bir şehir neden hâlâ "sahipsiz şehir" olarak anılıyor?

 

Yıllardır aynı sorunları konuşuyoruz.

İşsizlik...

Göç...

Yatırım eksikliği...

Demiryolu...

Havalimanı...

Sağlık yatırımları...

Organize Sanayi Bölgesi...

Tarım ve hayvancılığın sorunları...

Köy yolları...

Elektrik kesintileri...

Sulama problemleri...

Gençlerin başka şehirlere gitmek zorunda kalması...

Her seçim döneminde konuşulan ama seçim bittikten sonra unutulan onlarca mesele...

Peki bu sorunları kim gündeme getiriyor?

Dönüp gazetelere bakıyoruz...

Haber sitelerine bakıyoruz...

Açıklamalara bakıyoruz...

Aynı isimler...

Aynı birkaç sivil toplum kuruluşu...

Aynı birkaç oda...

Aynı birkaç kişi...

Geriye kalan yüzlerce başkan ise sessiz.

Sanki temsil ettikleri şehir değil de sadece temsil ettikleri koltuk önemli.

Son günlerde özellikle büyükşehirlerde yaşayan Ağrılıların oluşturduğu federasyon ve konfederasyonlarda yaşanan genel başkanlık yarışlarını takip ediyoruz.

Kongreler...

Adaylık açıklamaları...

Destek mesajları...

Liste savaşları...

Sosyal medyada günlerce süren tartışmalar...

Sanki memleketin bütün meseleleri çözülmüş de geriye sadece kimin genel başkan olacağı kalmış gibi...

Oysa genel başkan olmak, sadece fotoğraf karesinin ortasında durmak değildir.

Genel başkan olmak; gerektiğinde Ankara'nın kapısını aşındırmaktır.

Bakanlıkların önünde beklemektir.

Milletvekilleriyle, bürokratlarla, yatırımcılarla görüşmektir.

Şehrin sorunlarını dosya dosya anlatmaktır.

Ağrı'nın adını sadece kongre salonlarında değil, karar masalarında da duyurmaktır.

Kimse Ağrı'nın adını rant kapısı olarak kullanmasın!

Bir hesap yapalım...

Yaklaşık 300 dernek başkanı...

Onlarca oda başkanı...

Sendikalar...

Vakıflar...

Federasyonlar...

Konfederasyonlar...

Kulüpler...

Siyasi parti yöneticileri...

Eğer bu insanların her biri yılda sadece bir kez, sadece kendi alanıyla ilgili tek bir sorunu gündeme getirse...

Yılda yüzlerce mesele konuşulur.

Yüzlerce çözüm önerisi ortaya çıkar.

Yüzlerce girişim yapılır.

Ama ne yazık ki çoğu zaman bunların yerine;

Kim başkan olacak?

Kim yeniden aday olacak?

Kim kimin yanında duracak?

Kim hangi fotoğrafa girecek?

Bunları konuşuyoruz.

 

Başkanlık; makam arabası değildir.

Başkanlık; protokol sırası değildir.

Başkanlık; sosyal medya hesabına yazılan bir unvan değildir.

Başkanlık; memleket adına sorumluluk almaktır.

Sessiz kalmamaktır.

Sorunları görmezden gelmemektir.

 

Daha acı bir gerçek var.

Ağrı'da yaşamadığı hâlde, yıllardır Ağrı'nın adını sadece kartvizitinde kullanan insanlar var. (Başta Gazeteciyim diyen bir müptezel olmak üzere)

Şehre yılda belki bir kez geliyor.

Ama Ankara'da, İstanbul'da, İzmir'de "Ağrı Başkanı" sıfatıyla dolaşıyor.

Bu unvanı kimi zaman bürokraside kapı açtırmak için...

Kimi zaman ticari ilişkiler kurmak için...

Kimi zaman da kişisel itibar sağlamak için kullanıyor.

Memleketin adı üzerinden şahsi menfaat devşiren bu anlayış, Ağrı'ya hizmet etmez.

Tam tersine, Ağrı'nın gerçek temsil gücünü zayıflatır.

Çünkü insanlar zamanla gerçekten çalışanlarla, sadece unvan taşıyanları ayırt edemez hâle gelir.

 

Artık şunu anlamamız gerekiyor:

Ağrı'nın yeni başkanlara değil...

Yeni fikirlere ihtiyacı var.

Yeni projelere ihtiyacı var.

Yeni yatırımlara ihtiyacı var.

Yeni istihdama ihtiyacı var.

Gençleri şehirde tutacak politikalara ihtiyacı var.

Üreten, konuşan değil çalışan insanlara ihtiyacı var.

 

Kimse unvanıyla değil, yaptığı işle anılır.

Bugün geçmişe dönüp baktığımızda hatırladığımız insanlar; çok kartvizit bastıranlar değil, memlekete eser bırakanlardır.

Bir okul yaptıran...

Bir yatırım kazandıran...

Bir fabrikanın temelini atan...

Bir öğrencinin elinden tutan...

Bir köyün yolunu yaptıran...

Bir çiftçinin derdini çözen...

İşte gerçek başkan odur.

 

Bu yüzden artık koltuk yarışını değil, hizmet yarışını konuşalım.

Başkanlık makamlarını kişisel prestij alanı olmaktan çıkarıp, memleketin sorunlarını çözen çalışma merkezlerine dönüştürelim.

Çünkü Ağrı halkı unvanları değil, sonuçları görmek istiyor.

İnsanlar geçim derdinde...

Gençler gelecek derdinde...

Esnaf ayakta kalma derdinde...

Çiftçi üretim derdinde...

Siz hâlâ koltuk derdindesiniz.

Unutmayın; başkanlık sıfatı geçicidir, memlekete bırakılan eser ise kalıcıdır.

Yazarın Diğer Yazıları