Son günlerde yaşanan bazı olaylar ister istemez kamu yönetimindeki tecrübe meselesini yeniden düşünmemize neden oluyor.
Özellikle Ağrı gibi coğrafi şartları, sosyal yapısı ve yönetim yükü ağır olan illerde görev yapan yöneticilerin niteliği üzerine daha fazla konuşmamız gerektiğine inanıyorum.
Kimse yanlış anlamasın. Gençlerin yöneticilik yapmasına karşı değilim. Tam tersine, bu ülkenin geleceği gençlerin omuzlarında yükselecektir. Gençlerin önünün açılması, sorumluluk verilmesi ve yönetim kademelerinde yer alması gerektiğini düşünüyorum. Ancak bazı görevlerde yalnızca diploma ve sınav başarısının yeterli olmadığını da kabul etmemiz gerekiyor.
Bugün dönüp baktığımızda Ağrı'ya atanan birçok yöneticinin ilk müdürlük, ilk doktorluk, ilk öğretmenlik, ilk kaymakamlık veya ilk yöneticilik deneyimini burada yaşadığını görüyoruz. Bir anlamda Ağrı, bazı yöneticiler için bir staj sahasına dönüşüyor. İlk hatalarını burada yapıyor, ilk tecrübelerini burada kazanıyor ve daha sonra başka illere gidiyorlar.
Peki bunun bedelini kim ödüyor?
Çoğu zaman Ağrı ödüyor.
Çünkü tecrübe kazanan kişi gidiyor, yapılan hataların sonuçları ise burada kalıyor.
Özellikle doğu illerinde yöneticilik yapmak sadece mevzuat bilmekle açıklanabilecek bir durum değildir. İnsan ilişkileri, kriz yönetimi, toplumsal hassasiyetler ve yerel dinamikleri okuyabilme becerisi de en az mesleki bilgi kadar önemlidir.
Bir ilçenin kaymakamı olmak, bir okulun müdürü olmak veya önemli bir kamu kurumunu yönetmek sadece makam odasında oturmak değildir. Bazen bir aile kavgasını çözmek, bazen bir eğitim krizini yönetmek, bazen de insanların hayatını doğrudan etkileyen kararlar almak anlamına gelir.
Bu nedenle bazı görevlerde tecrübe şartının daha fazla dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum.
Ancak burada bir ayrım yapmak gerekiyor.
Sorun genç olmak değildir.
Sorun, deneyimsizliği yönetim tecrübesinin yerine koymaktır.
Bir insan genç yaşta da başarılı bir yönetici olabilir. Aynı şekilde ileri yaşta olup kötü yöneticilik yapanlar da vardır. Dolayısıyla mesele yaşın kendisinden çok, kişinin yöneticilik olgunluğu ve tecrübesidir.
Son günlerde Irmak öğretmenin ölümüyle ilgili kamuoyunda yaşanan tartışmalar da beni bu konu üzerinde düşünmeye sevk etti. Olayın hukuki boyutu elbette yargının konusudur. Kimin haklı, kimin haksız olduğu mahkemeler tarafından ortaya çıkarılacaktır.
Ancak şu soru akıllarda kalmaya devam ediyor:
Daha tecrübeli yöneticiler olsaydı bazı sorunlar büyümeden çözülebilir miydi?
Okul müdürü, İlçe Milli Eğitim Müdürü oda olmadı Kaymakam…
Belki evet, belki hayır.
Bunu bugün kesin olarak bilemeyiz.
Fakat bildiğimiz bir gerçek var ki; tecrübe, krizleri önceden görme ve sorunları büyümeden çözme konusunda önemli bir avantaj sağlar.
Ağrı'nın en büyük sorunlarından biri yalnızca nüfus göçü değildir. Ağrı aynı zamanda yetişmiş insan göçü veriyor. Tecrübe burada oluşuyor, ancak burada kalmıyor.
Belki de artık konuşmamız gereken konu budur.
Ağrı'ya sadece memur değil, tecrübe de lazım.
Çünkü güçlü kurumlar, güçlü yöneticilerle; güçlü yöneticiler ise bilgi kadar tecrübeyle yetişir.