DÜNYANIN GÜNDEMİ AİÇÜ VE REKTÖR
Veysel Çağlar
Şeyh Edebali hazretlerinin “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” sözü, aslında sadece bir yönetim felsefesi değil, aynı zamanda çok önem arz eden bir hayat felsefesini de ortaya çıkarıyor. İnsana kıymet vermek, sorumluluk üstlenmek, yaşadığı topluma fayda sağlamak bu anlayışın temelini oluşturuyor. Bu anlayış insana şuur, devlete felsefedir. Bu ruhla insanını yaşatan, devletini yaşatıyor.
Vizyonu ve misyonu geniş olan bireyler, kişisel gelişimlerini âzami derecede önemser, hayatlarını bir düzene koyar ve taşıdıkları sorumluluğun farkında olurlar. İnsan, münferit yaşamanın belli bir noktaya kadar mümkün olduğunu bilir. Bu nedenle sürekli kendini geliştirmenin, bir aidiyet duygusuyla hareket etmenin ve topluma katma değer sağlamanın peşinde olur.
Bilir ki her insanın doğduğu toprağa, milletine, coğrafyasına, ülkesine ve hatta insanlığa karşı bir sorumluluğu vardır. Bu sorumluluğun bilincinde olan insanlar, hayatlarını yalnızca kendi başarıları üzerine kurmaz; yaşadıkları topluma ne katabileceklerini de düşünürler. Bu insanlar toplumun dengesi, adeta kilit taşlarıdır. Onların maksatları ve mücadelesi, çevrelerindeki insanlara da örnek teşkil etmektir.
Hele ki bu insanlar belli bir mevki ve makama ulaştıktan sonra kendilerini daha fazla sorumlu hissediyor, sürekli başarı için mücadele ediyor ve bulundukları yere değer katabiliyorlarsa ortaya çıkan sonuçlar daha da anlamlı hâle geliyor.
Bu anlamda Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İlhami Gülçin Bey’in çalışmalarını ayrıca değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum.
Bu topraklarda yetişmiş, bu şehrin havasını teneffüs etmiş, toprağını koklamış ve insanını tanımış bir ismin bugün kendi memleketinin üniversitesine rektör olarak hizmet etmesi çok kıymetlidir. Ancak asıl önemli olan, üstlenilen görevin sorumluluğunu yerine getirmek ve bu şehre değer katabilmektir.
Rektörlük görevine geldiği günden bu yana akademik alanda ortaya koyduğu çalışmalar, gayretleri ve üniversitenin gelişimine yönelik mücadelesi dikkat çekiyor. İyi bir ekip oluşturma çabası ve akademik başarıların artması da bu sürecin önemli bir parçası. Son dönemde dünya ölçeğinde ses getiren akademik çalışmalarla gündeme gelinmesi, bu açıdan bizleri ayrıca memnun ediyor.
Çünkü böyle başarılar bir günde ortaya çıkmıyor. Arkasında yılların emeği, birikimi, disiplini, güçlü iradesi ve mücadelesi bulunuyor. Bugün ortaya çıkan sonuçlara bakarken, bu sonuçların oluşması için verilen emeği de görmek gerekiyor. Kendi memleketinin üniversitesine değer katmayı önemseyen bir insanın, yıllar boyunca biriktirdiği bilgi ve tecrübeyi bu yönde kullanması takdire şayandır.
Burada hepimizin çıkarması gereken önemli dersler var. Yalnızca rektörlerin, akademisyenlerin veya üst düzey yöneticilerin değil; bürokratların, kurum müdürlerinin, siyasetçilerin, muhtarların ve en küçük bir yetki ve sorumluluk taşıyan herkesin bulunduğu yerin hakkını vermesi gerekiyor.
İdareci idareciliğin, siyasetçi siyasetin, öğretmen öğretmenliğin, doktor hekimliğin hakkını vermeli. Hangi alanda görev yapıyorsak yapalım, şartlar ne olursa olsun sorumluluğumuzun bilincinde olmalı, kendimizi geliştirmeli ve bulunduğumuz yere katma değer sağlamalıyız.
Bu topraklar çok insan yetiştirdi. Ancak yaşadığı coğrafyaya, milletine ve devletine ciddi anlamda değer katan insanların başarılarının ayrı bir yeri var. Böyle insanların arasında yer almak bir şereftir. Bunun için gayret etmek, kendini geliştirmek ve sorumluluk almaktan kaçınmamak gerekiyor.
Bugün kendi şehrinden yetişmiş bir insanın rektörlük makamına gelmesi ve akademik çalışmalarıyla dünyada ses getirmesi, yalnızca kendisi için değil, Ağrı için de bir gurur ve övünç kaynağıdır. Şehirde birçok insanın bu başarıyı sahiplenmesi, gençlerin kendilerine örnek alabilecekleri bir isim görmesi son derece kıymetlidir.
Kahvede, lokantada, hastanede ve hayatın farklı alanlarında bu başarıların konuşulması boşuna değildir. İnsanlar kendi memleketlerinden çıkan başarı hikâyelerini önemser. “Demek ki insan çalışınca, gayret edince ve kendisini geliştirince önemli yerlere gelebiliyor” düşüncesi, toplumda yeni bir heyecan oluşturur. Güzellikler çabuk yayılır; yeter ki biz de onların kıymetini bilelim.
Bu nedenle gençlerimizin Prof. Dr. İlhami Gülçin Bey’i örnek almaları, akademik çalışmalarını takip etmeleri ve kendi gelecekleri için buradan ilham çıkarmaları önemlidir. Herkesin rektör olması gerekmiyor. Ancak herkesin kendi alanında başarılı olmak, kendisini geliştirmek ve memleketine fayda sağlamak için mücadele etmesi gerekiyor.
Bu vesileyle, yılların emeğini akademik çalışmalara dönüştüren, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesinin gelişimine katkı sunan Prof. Dr. İlhami Gülçin Bey’i ve emeği geçen Doç. Dr. Murat Yıldırım ve Prof. Dr. Bünyamin Akgün hocalarımızı tebrik ediyorum. Şehrim adına kendilerine teşekkür ediyor, başarılarının artarak devam etmesini diliyorum.
Unutmamalıyız ki bir şehrin gelişmesi yalnızca yollarıyla, binalarıyla ve kurumlarıyla mümkün değildir. O şehre asıl değer katan, sorumluluk sahibi insanların gayreti ve ortaya koyduğu çalışmalardır. Hepimizin bulunduğu yerde işini en iyi şekilde yapmaya, kendisini geliştirmeye ve geleceğe bir değer bırakmaya ihtiyacı var.
Çünkü mesele yalnızca bir makama gelmek değil, o makamda ne yaptığımızdır. Mesele yalnızca başarılı olmak değil, başarımızla kimlere ve nelere katkı sunduğumuzdur. Asıl mesele insandır. “İnsan da büyük meseledir.”