Veysel Çağlar

BANA MEMLEKETİNİ SÖYLE SANA KİM OLDUĞUNU SÖYLEYEYİM

Veysel Çağlar

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Yakın zamanda birçok şehri ziyaret etme fırsatını buldum. Karadeniz’in muhteşem mavisini ve harikulade yeşilliğini temaşa etmek hem gönlüme inşirah verdi hem de derinden bir ahh bıraktı. Akdeniz ise ismine münhasır bir dünya…

Şehirlerin kıyasına girmeyeceğim, haksız bir rekabetin bam teline dokunmak fayda vermeyecektir. Bazen kıyası terazine vurmak, kederle kader gibi oluyor. Kader kabulümüz, keder ise tercihlerimizdir. Yaşadığımız şehir kaderimizin bir parçası olabilir ama şehrin şartları ise irade ettiklerimizdir, ya keder ya da keyfiyettir.

Karadeniz’in hangi şehrine gittiysem, gönlüm inşirah buldu, gelişmişlik ilkelerine ziyadesiyle ayak uyduran vizyona (halka) büyük hayranlık duydum, her zamanki gibi…   Neredeyse her dağın altını tünel için oymuşlar. Yollar muazzam, her anlamda imkânlar müşterek, turizm için gerekli şartlar oluşturulmuş, yani kaderin keder kısmından uzak, yaşanabilir şehirler inşa edilmiş.

Belediyeler çalışıyor. Devlet kurumları tıkır tıkır işliyor. Halk duyarlı ve sorumluklarını yerine getiriyor. Hastane gerek nicelik gerekse nitelik bakımından çok iyi durumda. Aylarca randevu beklemek yok; MR, ustrason, röntgen sırasını günlerce hatta aylarca beklemek diye bir dert yok, doktor başta olmak üzere neredeyse bütün çalışanlar hem tecrübeli hem de liyakatlı sahibi. Sanayilerin şartları üst düzeyde, “yok” yok yani. Meyve ve sebze hem çok çeşitli hem de çok uygun fiyata satılıyor.

Karadeniz’i gezince bir “ah”ım vardı, içten içe! Şehirlerin albenisi çıtayı o kadar yükseltmiş ki; ah demekten kendini alıkoyamıyorsun. Halk memleketine öyle bir sahip çıkıyor ki, en ufak bir sıkıntıda canları acıyor. Eksiklik kabul görmüyor. Akdeniz ve dahi çoğu bölge aynı şekilde…

Araçla seyahat etmek keyifli mi? Yolları görünce elbette…
Alışveriş ihtiyacın olduğunda şartlar müşterek olur mu? Devasal avm, muazzam halk pazarları, muhteşem kapalı çarşılar vs. görünce elbette…
Hastalandığında deva mümkün mü? 
Harikulade hastaneler, harika doktorlar, sağlık çalışanları, cihazlar vs. görünce elbette…
Güzel bir meslek ve gelecek hayal etmek mümkün mü?
Eğitme dair ufku, kaliteyi, derdi, vizyon ve misyonu, imkânları görünce elbette… 
Tarım ve hayvancılık için alan sınırlı olsa bile yeterli düzeyde kazanç elde edilir mi?
Sebze ve meyve için kurulan tezgahlar, hal ve pazarlar, sera ve bahçeler, küresel çağa entegre edilmiş şekilde hayvancılıkla ilgili operasyonları görünce elbette… 
İstihdam imkânları olursa, insanlar memleketlerinde yaşamaya devam eder mi?
Sayısızca fabrika, devlet kurumları, özel sektör sahası, ithalat ve ihracat için sağlanan çalışma koşulları, devasal sanayi siteleri, organize Sanayiler vs. görünce elbette…

Günler sonra kendi memleketime geri geldim. Bu sefer yine bir ahh ama ahh tam bir vah vah mahiyetindeydi. Mavi ve yeşilin harika dünyasından, kaya ve kara toprağa geri gelmek, içime taş devrini oturttu.

Karadeniz, Akdeniz ve İç Anadolu’nun yaşanabilir imkânlarını görünce, geri gelmek nefsime ağır geldi. Son tahlilde turşu dükkânı bizimkisi…

Kendi memleketime, halkıma ve kendime sabırlar diliyorum. Büyük bir sabırla bir kes daha gördüm ki; bana memleketini söyleyene kim olduğunu hemen söyleyebilirim.

Hayat şartları hayal ve hedefleri ziyadesiyle tesir ediyor. Baktım ve gördümki; hayatlarını düzene koyanlar, hayal ve hedeflerine doğru adım adım ilerliyor.

Bir dost meclisinde güzel bir insan espri yaptı. “Ağrı’da yaşadığınız için devlet size ne kadar ödeme yapıyor?”  dedi ve gülüştük. Bizimkisi bir aşk hikayesi dedim ve ekledim: Siz güzel yaşayın diye biz bir şeyler almıyoruz hatta bedel ödüyoruz. 

Nasıl mı?

Ödediğimiz doğal gaz faturaları,
Hastane randevu sırası, 
Minyatür sanayi sitesi,
Şehirdeki tek anayol çilesi,
Gram altınla yarışan sebze ve meyve fiyatları,
Buğday, arpa ve yoncadan başka bir şey vermeyen kel tarla ve araziler,
Olmayan barajlar, 
Görünmeyen fabrikalar,
Bitmeyen Avmler, 
Hayali bile kurulmayan kapalı çarşılar, çaylak halk pazarı, 
Staj okuluna dönüşen hastane ve devlet kurumları, 
Ve dahası… Bunları duyunca ‘Ha, sen Ağrılısın.’ dedirtiyor. Evet bana memleketini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim diyorsun dedim. Güldüler.

Her şeye rağmen içtenlikle söylüyorum:  Memleketimiz eskiye göre çok gelişti ve gelişmeye devam ediyor. Etki eden her kim varsa müteşekkiriz. Ama kıyas yapılmasın. Başkaları başka memleketlerde başkaca yaşıyor. 

“Biz ise hamdolsun yaşıyoruz.”

Yazarın Diğer Yazıları