AĞRI'YA BETON DEĞİL, NEFES ALDIRACAK AKIL LAZIM
Raif Medetoğlu
80 dönümlük kamu arazisi: Yeni bir betonlaşma alanı mı, Ağrı’nın nefes alanı mı?
Evet Ağrı’ya bir nefes borcumuz var.
Mesele, şehrin eline geçen büyük bir fırsatı nasıl değerlendireceğimizdir.
Ağrı İl Özel İdaresi’nin yeni hizmet binası tüm hızıyla yükseliyor.
Şehrimize yakışır bir kamu hizmet binası olmasını ve hayırlı hizmetlere vesile olmasını temenni ediyoruz.
Fakat asıl mesele şimdi başlıyor.
Eski hizmet binası ve kuruma ait yaklaşık 80 dönümlük arazi ne olacak?
İşte burada Ağrı’nın şehircilik anlayışıyla ilgili ciddi bir tercih yapmamız gerekiyor.
Çünkü 80 dönümlük bir kamu arazisi, Ağrı gibi yeşil alan ihtiyacı her geçen gün artan bir şehir için sıradan bir arsa değildir.
Bu, Ağrı’nın geleceğidir.
Ve açık söyleyelim:
Ağrı’nın artık her boş araziyi bina dikilecek yer olarak gören anlayıştan kurtulması gerekiyor.
Çünkü şehircilik, “Boş yer gördüm, bina yaptım” anlayışı değildir.
Şehircilik; elli yıl sonrasını düşünmektir.
Çocuğun oynayacağı alanı, yaşlının yürüyeceği yolu, gencin nefes alacağı parkı, ailenin birlikte vakit geçireceği mekânı bugünden planlamaktır.
Bugün Ağrı’nın merkezine baktığımızda ne görüyoruz?
Betonlaşma…
Plansızlık…
Yeşil alan yetersizliği…
Çarpık yapılaşma…
Ve giderek birbirine benzeyen, ruhunu kaybeden bir şehir.
Sonra da şehirde aidiyet duygusunun neden zayıf olduğunu sorguluyoruz.
İnsan kendisine nefes alacak alan bırakılmayan şehre nasıl aidiyet hissedecek?
BİZ BU 80 DÖNÜME NE YAPACAĞIZ?
Benim teklifim açık:
Bu alanın tamamı kamu yararı esas alınarak, büyük ve nitelikli bir Ağrı Millet Bahçesi olarak planlanmalıdır.
Ama göstermelik bir park değil.
Bir iki bank, birkaç ağaç ve beton yürüyüş yolundan ibaret bir proje hiç değil.
Şehrin merkezinde;
- büyük yeşil alanlar,
- yürüyüş ve bisiklet yolları,
- çocuk ve gençlik alanları,
- spor tesisleri,
- kültür ve sanat mekânları,
- aile yaşam alanları,
- dinlenme ve sosyal donatılar,
- doğal peyzaj alanları
ile bütüncül bir şehir yaşam merkezi oluşturulmalıdır.
Ve bu proje hazırlanırken Ağrı’nın bütün kesimleri masaya oturmalıdır.
Mimarlar…
Şehir plancıları…
Peyzaj mimarları…
Üniversite…
Sivil toplum…
Meslek kuruluşları…
Yerel yönetimler…
Ve en önemlisi Ağrı halkı.
Çünkü bu alanın sahibi birkaç kişi değil.
Milletindir.
KAMU ARAZİSİ RANTA DEĞİL, KAMU YARARINA TAHSİS EDİLMELİDİR
Burada siyasi iradeye de açık bir çağrı yapmak gerekiyor:
Bu alanın geleceği kapalı kapılar ardında belirlenmemelidir.
“Ne yapılabilir?” sorusundan önce,
“Ağrı’nın neye ihtiyacı var?”
sorusu sorulmalıdır.
Eğer cevap gerçekten şehircilik, kamu yararı ve gelecek nesiller ise; çözüm bellidir.
Ağrı’nın merkezindeki bu büyük alan betonlaştırılmamalıdır.
Çünkü bugün bir kamu arazisini yapılaşmaya açmak kolaydır.
Ama yarın aynı büyüklükte yeşil alan oluşturmak neredeyse imkânsızdır.
Betonu sonradan dikersiniz; ağacı büyütmek için yıllar gerekir.
ARTIK “YERİMİZ YOK” BAHANESİ DE YOK
Ağrı’nın yıllardır konuştuğu meselelerden biri şehir merkezindeki yeşil alan eksikliğidir.
Şimdi önümüzde yaklaşık 80 dönümlük devasa bir fırsat duruyor.
Bunu değerlendiremezsek yarın çocuklarımıza ne diyeceğiz?
“Vaktiyle elimizde böyle büyük bir kamu arazisi vardı ama biz orayı da betonlaştırdık” mı?
Yoksa:
“Bu alanı size bıraktık. Çünkü bizim dönemimizde şehrin geleceğini düşündük.”
mu diyeceğiz?
İşte siyaset biraz da budur.
Sadece bugünün ihtiyacını karşılamak değil, yarının hakkını korumaktır.
AĞRI’NIN KADERİ BETONLA YAZILMAMALI
Biz Ağrı’nın daha fazla betonlaşmasının önünde çevreci bir anlayışla durmalıyız.
Bu şehri daha fazla beton yığınlarıyla nefessiz bırakmayalım.
Bir şehir sadece beton yığınlarıyla büyümez yada bu yapıları görerek biz kalkınıyoruz manası yüklenemez.
Binaların çoğalması ve yükselmesi gelişmişlik göstergesi değildir.
İnsanın hayat kalitesi yükseliyorsa şehir gelişiyor demektir.
Çocuğun daha güvenli oynuyorsa…
Yaşlı daha rahat yürüyorsa…
Genç daha nitelikli vakit geçiriyorsa…
Aile şehirde nefes alabiliyorsa…
İnsan yaşadığı şehri seviyor ve kendisini o şehrin bir parçası hissediyorsa…
İşte o zaman şehir gelişiyor demektir.
Ağrı’nın ihtiyacı da tam olarak budur.
ŞİMDİ KARAR ZAMANI
Yeni İl Özel İdaresi hizmet binası hayırlı olsun.
Fakat yeni binanın yapılmasıyla birlikte eski alanın kaderini de şimdiden konuşmalıyız.
Biz yarını bugünden itibaren konuşmazsak o gün geldiğinde hesap sormanın da bir anlamı olmayacaktır.
Çünkü şehirler tesadüfen güzel olmaz.
Doğru kararlarla güzel olur.
Bugün vereceğimiz karar, belki de Ağrı’nın önümüzdeki elli yılını etkileyecek.
Bu nedenle çağrımız nettir:
Yaklaşık 80 dönümlük mevcut İl Özel İdaresi arazisi yapılaşmaya açılmasın.
Ağrı’nın merkezinde büyük, nitelikli, yaşayan ve nefes alan bir şehir parkına dönüştürülsün.
Projesi kamuoyuna açık yarışmayla belirlensin.
Şehrin bütün aktörleri sürece dahil edilsin.
Her metrekare için kamu yararı ölçüsü esas alınsın.
Ve bu alan, günübirlik siyasi hesapların değil, Ağrı’nın gelecek nesillerinin hakkı olarak korunsun.
Çünkü bazı kararlar bir dönemi kurtarır.
Bazı kararlar ise bir şehrin kaderini değiştirir.
Şimdi Ağrı’nın önünde böyle bir karar var.
Ya şehrin ortasına bir beton yığını daha koyacağız…
Ya da Ağrı’ya nefes alacağı 80 dönümlük bir gelecek bırakacağız.
Benim tercihim belli:
AĞRI’YA BETON DEĞİL, NEFES LAZIM.
Ve unutmayalım:
Milletin malını korumanın en güzel yolu, onu yine milletin huzuruna sunmaktır.