Ağrı'nın zekasını hafife almayın!
Raif Medetoğlu
Ağrı’da bir TEKMER Teknoloji Geliştirme Merkezi kurulmasının önemine dairdir.
Bunu sadece yeni bir merkezin açılması olarak görmemek gerekir.
Bu mesele daha önce de konuşuldu. Ancak bir türlü ortak bir irade ortaya konulamadı. Oysa TEKMER, Ağrı’nın insanına, gençlerine ve kendi aklına duyduğu güvenin somut bir göstergesi olabilir.
Çünkü zekânın coğrafyası yoktur.
Teknoloji yalnızca İstanbul’da, Ankara’da veya İzmir’de üretilmez.
Ağrı’nın gençleri de fikir geliştirebilir, yazılım üretebilir, girişim kurabilir ve dünyaya açılabilir.
Mesele, bunun için gerekli zemini hazırlamaktır.
Peki TEKMER neden önemli?
Çünkü TEKMER; bir fikrin projeye, projenin ürüne, ürünün de ekonomik değere dönüşebileceği bir ekosistem oluşturabilir.
Üniversitenin akademik birikimiyle iş dünyasının tecrübesini buluşturabilir.
Tarım, hayvancılık, enerji, lojistik, sınır ticareti, turizm ve sağlık gibi Ağrı’nın kendi meselelerine teknoloji temelli çözümler üretilebilir.
Daha da önemlisi gençlerimize şu mesaj verilebilir:
“Burada da yapabilirsiniz.”
Peki neden hâlâ olmuyor?
İşte burada açık ve samimi olmak zorundayız.
TEKMER’in önünde mevzuat, mekân, finansman, başvuru süreci, kurumlar arası koordinasyon veya başka herhangi bir engel varsa artık bunların tamamı açıkça ortaya konulmalıdır.
Engel nedir?
Gerekçesi nedir?
Hangi kurumun sorumluluğundadır?
Nasıl ve ne zaman çözülecektir?
Bu soruların cevabı verilmeden “olmadı, yapılamadı” demek Ağrı’ya yapılabilecek en büyük haksızlıklardan biridir.
Çünkü artık her engelin arkasına yeni bir mazeret koymak yerine, engelin kendisini masaya yatırmak zorundayız.
Valilik, AİÇÜ, KOSGEB, Ticaret ve Sanayi Odası, yerel yönetimler, ilgili kamu kurumları, STK’lar ve özel sektör aynı masada buluşmalıdır.
Ve ortaya somut bir “Ağrı TEKMER Yol Haritası” konulmalıdır.
Her engel yazılmalı.
Karşısına çözüm önerisi konulmalı.
Sorumlu kurum belirlenmeli.
Ve bir takvim oluşturulmalıdır.
Çünkü artık Ağrı’nın ihtiyacı bir toplantı daha yapmak, güzel cümleler kurmak veya nutuk çekmek değildir.
Ağrı’nın ihtiyacı sonuç alacak bir iradedir.
Beyler! Ağrı’nın insanını hafife almayın.
Yıllardır aynı cümleleri duyuyoruz:
“Sermaye yok.”
“Yatırımcı yok.”
“Sanayi yok.”
“Teknoloji yok.”
“Nitelikli insan yok.”
Peki gerçekten yok mu?
Yoksa biz, var olanı ortaya çıkaracak ortamı mı oluşturamadık?
İstanbul’da bir genç teknoloji projesi geliştirdiğinde ona “girişimci” diyoruz.
Ağrı’da geliştirdiğinde ise bazen ilk sorumuz:
“Burada bu iş olur mu?”
Ben tam da bu anlayışa itiraz ediyorum.
Olur! Bal gibi olur.
Çünkü zekâ İstanbul’da başka, Ağrı’da başka çalışmaz.
Farklı olan insanın zekâsı değil, önüne açılan fırsatlardır.
Artık mazeret değil, irade zamanı.
Ağrı’nın gençleri, fikirlerini büyütmek için başka şehirlere gitmek zorunda kalmamalıdır.
Ağrı sadece dışarıdan yatırım bekleyen bir şehir değil; kendi insanının aklıyla yatırım, teknoloji ve değer üretebilen bir şehir olmalıdır.
TEKMER bunun için önemli bir başlangıç olabilir.
Ama bunun gerçekleşmesi için ortak bir iradeye ihtiyaç var.
Benim çağrım açık:
TEKMER’in önündeki hangi engel varsa masaya konulsun.
Gerekçesi açıklansın.
Çözüm yolu belirlensin.
Sorumlusu belli olsun.
Takvimi konulsun.
Ve artık bu mesele ertelenmesin.
Çünkü mesele bir bina yapmak değildir.
Mesele, Ağrı’nın kendi insanına güvenmektir.
Bir şehrin en büyük sermayesi fabrikaları, arsaları veya bütçesi değildir.
O şehrin insanının zihnindeki cevherdir.
Ağrı’nın ihtiyacı, işte o cevheri ortaya çıkaracak zekâ cephesini güçlendirmek; nitelikli insan kaynağını daha fazla düşünmeye, üretmeye ve girişim kurmaya teşvik etmektir.
Kendi insanımızın aklına daha fazla güvenmektir.
Çünkü Ortak Akıl, yalnızca konuşmak değil; aklı üretime, iradeyi sonuca dönüştürmektir.
Biz Ağrı’nın cevherine inanıyoruz.
Şimdi sıra, o cevherin işlenebileceği zemini oluşturmaktadır.
Ağrı’nın zekâsını hafife almayın.
Ortak Akıl, Ortak Gelecek.