ŞEYH AHMED-İ HÂNÎ'NİN ESERLERİ ÜZERİNE YAPILAN BİLİMSEL VE AKADEMİK ÇALIŞMALAR
Prof. Dr. M. Salih GEÇİT
Şeyh Ahmed-i Hânî (Ehmedê Xanî), yalnızca Kürt edebiyatının değil, aynı zamanda İslam düşünce, eğitim, dil ve kültür tarihinin de önemli şahsiyetlerinden biridir. Onun ilmî ve edebî mirası; kaleme aldığı eserlerin sonraki nesillere aktarılması, medrese müfredatında okutulması, sözlü kültür içerisinde yaşatılması, yazma nüshalarının çoğaltılması, şerh ve tercümelerinin yapılması ve nihayet modern akademik araştırmalara konu olmasıyla günümüze ulaşmıştır.
Ahmed-i Hânî'nin eserleri üzerindeki çalışmaları yalnızca modern üniversite araştırmalarıyla başlatmak, bu eserlerin yaklaşık üç asırlık aktarım ve yorumlanma tarihini göz ardı etmek anlamına gelir. Zira Hânî'nin eserleri, klasik medrese geleneğinde ders kitabı olarak okutulmuş; âlimler tarafından istinsah edilmiş, şerh ve hâşiyelerle açıklanmış, çeşitli ilim meclislerinde okunmuş ve böylece ilmî bir gelenek içerisinde korunmuştur.
Bu nedenle Ahmed-i Hânî araştırmalarının tarihini dört temel dönemde ele almak mümkündür:
Klasik medrese geleneği ve yazma eserlerin aktarımı.
XIX. yüzyıldaki yazma eser derleme ve istinsah faaliyetleri.
XX. yüzyıldaki matbu neşir, tercüme, şerh ve ilmî çalışmalar.
Üniversitelerin kurulmasıyla gelişen modern akademik araştırmalar, sempozyumlar, tezler ve bilimsel yayınlar.
Bu dönemlendirme, Ahmed-i Hânî'nin eserleri etrafında oluşan ilmî birikimin tarihsel sürekliliğini ortaya koymak bakımından önemlidir.
1. Klasik medrese geleneğinde Ahmed-i Hânî'nin eserlerinin aktarılması
Şeyh Ahmed-i Hânî'nin eserlerinin sonraki nesillere ulaşmasında en önemli kurumlardan biri, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da faaliyet gösteren geleneksel medreselerdir. Hânî'nin özellikle üç eseri bu gelenekte ayrı bir yere sahiptir:
Nûbihâra Biçûkân: Arapça-Kürtçe manzum sözlük ve dil eğitimi metni.
Eqîdeya Îmanê (Akîdetü'l-Îmân): İslam inanç esaslarını ele alan manzum akaid metni.
Mem û Zîn: Edebî, tasavvufî, ahlâkî ve toplumsal boyutları bulunan mesnevi.
Bu eserlerin medreselerde okutulması, yalnızca edebî metinlerin korunması anlamına gelmemektedir. Aynı zamanda Kürtçe üzerinden Arapça öğretiminin, dinî terminolojinin, akaid bilgisinin ve klasik edebiyat kültürünün sonraki kuşaklara aktarılması anlamına gelmektedir.
Özellikle Nûbihâra Biçûkân'ın eğitim amacıyla hazırlanmış olması, eserin medrese müfredatındaki yerini açıklayan temel unsurlardan biridir. Eser, çocuklara Arapça öğretimi ve temel İslâmî ilimlere aşinalık kazandırma amacı bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
Ahmed-i Hânî'nin eserleri yalnızca medreselerde ders kitabı olarak okutulmamış, aynı zamanda ilmî sohbetlerde, kültürel toplantılarda ve edebî meclislerde de okunmuştur. Böylece yazılı kültür ile sözlü aktarım arasında güçlü bir bağ kurulmuştur. Bu gelenek, Hânî'nin eserlerinin geniş bir coğrafyada tanınan ve benimsenen klasik metinler hâline gelmesine katkı sağlamıştır.
2. XIX. yüzyıl: Molla Mahmud Bâyezîdî ve Aleksandr Jaba'nın yazma eser çalışmaları
Ahmed-i Hânî'nin eserlerinin modern anlamda araştırılmasına zemin hazırlayan önemli isimlerden biri, Doğubayazıtlı âlim Molla Mahmud Bâyezîdî'dir (ö. 1867'den sonra).
Bâyezîdî, XIX. yüzyılda Kürt dili, edebiyatı, tarihi ve folkloru üzerine çalışmalar gerçekleştirmiş; Rusya'nın Erzurum konsolosu Auguste Alexandre Jaba ile iş birliği yapmıştır. Bu iş birliği, Kürtçe yazma eserlerin derlenmesi, istinsah edilmesi ve Avrupa'daki araştırma merkezlerine ulaştırılması bakımından önemli sonuçlar doğurmuştur.
Jaba'nın Saint Petersburg'a gönderdiği koleksiyonda Bâyezîdî'nin katkısıyla temin edilen çok sayıda Kürtçe yazma bulunmaktadır. Bu koleksiyon, Kürt yazılı kültürünün ve klasik metinlerinin uluslararası araştırma çevrelerine ulaşmasında önemli bir aşamadır.
Bu çalışmanın Ahmed-i Hânî araştırmaları açısından önemi, Hânî'nin eserlerinin yazma nüshalarının uluslararası araştırma çevrelerine ulaşmasını sağlamasıdır. Ancak bilimsel açıdan bir ayrım yapmak gerekir: Molla Mahmud Bâyezîdî'nin katkısı, doğrudan modern akademik anlamda bir Ahmed-i Hânî monografisi veya tahkikli neşir hazırlamasından ziyade, yazma eserlerin temin edilmesi, istinsahı ve bilim dünyasına kazandırılmasıdır. Bu sebeple onu Ahmed-i Hânî araştırmalarının ilk modern araştırmacısı olarak değil, bu araştırmaların yazma eser temellerini hazırlayan öncü isimlerden biri olarak değerlendirmek daha isabetlidir.
Jaba koleksiyonundaki metinlerin daha sonra Rus araştırmacı Margarita B. Rudenko tarafından incelenmesi ve yayımlanması, bu sürecin ikinci önemli aşamasıdır. Rudenko'nun 1962'de Moskova'da yayımladığı Mem û Zîn çalışması, koleksiyondaki metinlerin bilimsel neşri bakımından özellikle önemlidir.
3. XX. yüzyılın başı: Müküslü Hamza ve Mem û Zîn'in ilk matbu neşri
Ahmed-i Hânî'nin eserlerinin basılı kültüre geçişinde dönüm noktası, 1919 yılında İstanbul'da gerçekleştirilen Mem û Zîn neşridir.
Bu çalışmanın sahibi, kaynaklarda Müküslü Hamza veya Müküsî Hamza olarak anılan Hamza Efendi'dir. Eser, 1335/1919 yılında İstanbul'da Necm-i İstikbâl Matbaası'nda Arap harfleriyle basılmıştır. Müküslü Hamza, eserin neşrine bir önsöz de yazmıştır. Bu önsöz, eserin edebî ve kültürel önemini ortaya koyması bakımından ayrıca incelenmesi gereken tarihî bir belgedir.
Bu neşrin önemi üç açıdan değerlendirilebilir:
Eserin el yazması nüshalarla sınırlı kalmayıp matbu kitap olarak daha geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmasını sağlamıştır.
Ahmed-i Hânî'nin edebî ve düşünsel mirasının XX. yüzyılda yeniden gündeme gelmesine katkıda bulunmuştur.
Hânî'nin eseri etrafında gelişen yayın faaliyetlerinin ve sonraki tercüme çalışmalarının önünü açmıştır.
1919 neşrinin ardından 1958 yılında Şam'da Arap harfleriyle, 1962 yılında Moskova'da Latin harfleriyle başka neşirler gerçekleştirilmiştir.
4. Mehmet Emin Bozarslan ve Mem û Zîn'in Türkçeye kazandırılması
Türkiye'de Ahmed-i Hânî araştırmalarının geniş okuyucu çevrelerine ulaşmasında önemli katkı sağlayan isimlerden biri Mehmet Emin Bozarslan'dır.
Bozarslan, 1968 yılında İstanbul'da Gün Yayınları tarafından yayımlanan çalışmasında Mem û Zîn'in Kürtçe metnini Türkçe tercümesiyle birlikte okuyucuya sunmuştur. Bu çalışma, Türkiye Türkçesine yapılan ilk kitap hacmindeki tercümelerden biri ve Hânî'nin eserinin Türkiye'de tanınması bakımından önemli bir yayın olarak değerlendirilmelidir.
Bozarslan'ın çalışması yalnızca bir tercüme faaliyeti olarak değerlendirilmemelidir. Eserin Kürtçe orijinal metin ile Türkçe tercümeyi karşılıklı olarak sunması, Kürtçe bilmeyen okuyucuların da Ahmed-i Hânî'nin düşünce ve edebiyat dünyasıyla tanışmasına imkân sağlamıştır.
Bununla birlikte ilk baskıda, eserin sebeb-i telif bölümünde bulunan bazı beyitlerin zamanın siyasî ve ideolojik baskıları yüzünden tercümede yer almaması dikkat çekmektedir. Bozarslan'ın eseri daha sonraki yıllarda yeniden yayımlanmış; sonraki baskılarda metin ve tercüme üzerinde çeşitli düzeltmeler yapılmıştır.
Bozarslan'ın yayın faaliyeti, dönemin siyasal ve toplumsal şartları içerisinde çeşitli soruşturma ve yargılama süreçleriyle de karşılaşmıştır. Bu yönüyle onun çalışması, Türkiye'de Kürtçe klasik metinlerin yayımlanma tarihinin de önemli belgelerinden biridir.
5. Molla Ahmed Hilmî ve klasik şerh-hâşiye geleneği
Ahmed-i Hânî'nin eserleri üzerindeki çalışmaların önemli bir kısmı, modern üniversite araştırmalarından önce klasik İslâmî ilimler geleneği içerisinde gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmaların başında Arap harfleriyle yapılan istinsahlar, Kürtçe ve Arapça şerhler, kelime açıklamaları ve hâşiyeler gelmektedir.
Bu bağlamda özellikle Diyarbakırlı Molla Ahmed Hilmî el-Kûğî'nin çalışmaları üzerinde durulmalıdır. Molla Ahmed Hilmî'nin Ahmed-i Hânî'nin eserleriyle ilgili istinsah ve şerh faaliyetleri, klasik medrese geleneğinin metinleri yalnızca korumakla yetinmediğini, onları açıklayarak yeni nesillere aktardığını göstermektedir.
Ayrıca Molla Ahmedê el-Kûğî ed- Diyarbakrî, Nûbihâr’ı “Gulzâra Hemûkan” adıyla, Akida İmane kitabını da “Rehbere Sânî” adıyla şerh etmiştir. ekir. Elbetteki bu konuda başka alimler de çalışmalar yapmışlardır. Ancak bu isimlerin Ahmed-i Hânî'nin hangi eserleri üzerinde, hangi tarihte ve hangi yazma nüshalar üzerinden çalıştıkları ayrı ayrı kütüphane katalogları ve yazma eser kayıtlarıyla üzerinden araştırılıp tespit edilmeli, üzerinde bilimsel çalışmalar yapılmalıdır.
6. Zeynel Abidin Zinar ve Kadri Yıldırım'ın çalışmaları
XX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Ahmed-i Hânî'nin eserleri üzerine yapılan çalışmalar, klasik istinsah ve şerh faaliyetlerinin yanı sıra modern dil, edebiyat ve düşünce araştırmalarıyla da gelişmiştir.
Bu dönemde Zeynel Abidin Zinar, Ahmed-i Hânî'nin eserlerinin tanıtılması, neşri ve açıklanması konusunda çalışmaları bulunan isimler arasındadır. Sürgün olarak gittiği İsveç’te Melayê Cizîrî'nin Divan'ı, Ehmedê Xanî'nin Nubihar'ı, Melayê Bateyî'nin Mevlid-i Şerif'i, Abdurrahmanê Axtepeyî'nin Rewdun-Ne'îm'inden tut Aktepe Şeyhlerinin neredeyse bütün kitapları iel birlikte bölge alimlerinin yazmış olduğu bir çok eseri yayınladı. Özellikle Nûbihâra Biçûkân ve Eqîdeya Îmanê üzerine yaptığı çalışmalar Xânî Külliyâtının tanınması ve anlaşılması açısından önemlidir.
Bu alandaki önemli araştırmacılardan biri de Prof. Dr. Kadri Yıldırım'dır. Kadri Yıldırım'ın çalışmaları, Ahmed-i Hânî külliyatının metin, tercüme ve düşünce tarihi açısından değerlendirilmesine önemli katkılar sağlamıştır. Nûbihâra Biçûkân, Eqîdeya Îmanê ve Mem û Zîn üzerine yaptığı çalışmalar, Hânî'nin eserlerinin metin ve düşünce boyutlarının daha sistematik incelenmesine imkân vermiştir.
Kadri Yıldırım'ın bu şerhlerin yanında 2008 yılında yayımlanan Ehmedê Xanî Külliyatı: Dîwan çalışması ve 2011 yılında yayımlanan “Ahmed-i Xanî'nin Fikir Dünyası” adlı eseri, Hânî araştırmalarında başvurulması gereken yayınlar arasındadır. Bu yayınların tam künyeleri ve ilgili sayfaları nihai bibliyografyada kontrol edilmelidir.
7. Molla Musa Celâlî ve üç esere yönelik Arapça tercüme ve şerh çalışmaları
Ahmed-i Hânî'nin eserleri üzerine gerçekleştirilen çalışmalar arasında Molla Musa Celâlî'nin çalışmaları ayrıca değerlendirilmelidir. Molla Musa Celâlî, Hânî'nin özellikle üç temel eseri üzerinde Arapça tercüme, şerh ve açıklama faaliyetleri yürütmüştür:
Nûbihâra Biçûkân üzerindeki çalışması: Feyzu’l-Kadîri’r-Rahmân Şerhu Newbihârâ Biçûkân
Eqîdeya Îmanê üzerindeki çalışması: Feyzu’l-Kadiri’l-Mennân Şerhu Aqîdeti’l-Îmân
Mem û Zîn üzerindeki çalışması: Feyzu’l-Kadiri’l-Metin Şerhu Kitabu Mem ve Zin
Bu çalışmaların ayırt edici özelliği, eserlerin yalnızca başka bir dile aktarılmasıyla sınırlı kalmamasıdır. Arapça tercümelerin yanında sarf, nahiv, tefsir, hadis, fıkıh, akaid ve kelâm gibi İslâmî ilimlerin terminolojisinden yararlanılarak gerekli açıklamalar da yapılmıştır.
Özellikle Nûbihâra Biçûkân'ın Arapça açıklamaları, eserin dil öğretimi ve İslâmî ilimlere hazırlık amacıyla ilişkisini ortaya koyması bakımından önemlidir. Eqîdeya Îmanê üzerine yapılan çalışmalar ise Hânî'nin inanç esaslarını nasıl sistematize ettiğini ve klasik Sünnî akaid geleneğiyle ilişkisini incelemeye imkân vermektedir.
Mem û Zîn üzerine gerçekleştirilen Arapça tercüme ve şerh çalışmaları da eserin edebî anlatımının yanında tasavvufî, ahlâkî ve düşünsel boyutlarının anlaşılmasına katkı sağlamaktadır.
Molla Musa Celâlî'nin çalışmaları, Ahmed-i Hânî'nin eserlerinin klasik İslâmî ilimler perspektifinden incelenmesi bakımından önemlidir. Bunların yalnızca edebiyat araştırmaları kapsamında değil, İslâmî ilimler ve düşünce tarihi bakımından da değerlendirilmesi gerekir.
8. İran, Irak ve diğer ülkelerde Ahmed-i Hânî araştırmaları
Ahmed-i Hânî'nin eserleri yalnızca Türkiye'de değil, Irak, İran, Suriye, Rusya ve Avrupa'da da araştırmalara konu olmuştur. Özellikle Irak Kürdistan Bölgesi'nde gerçekleştirilen çalışmalar, Hânî'nin eserlerinin metin, dil ve edebiyat bakımından incelenmesine önemli katkılar sağlamıştır.
Bu bağlamda Tahsin İbrahim Doskî, Can Dost, Hejar ve Perwîz Cîhanî gibi isimler unutmamak ve onların Şeyh Ahmed-ı Xânî hakkında yaptıkları araştırmalarını da hatırlatmak gerekmektedir.
İzzeddin Mustafa Resûl, Aḥmedî Ḫânî şâʿiren ve müfekkiren feylesûfen ve mutaṣavvifen başlığıyla bir monografi yazmış, Reşîd Fendî de Münâḳaşât ḥavle’ş-şâʿiri’l-Kürdî Ḫânî adlı çalışmasında Hânî’nin İslâmî yönü üzerinde durmuştur Prof. Dr. Said Ramazan Bûtî de “Mem u Zîn” kitabını Arapçaya roman üslubu içerisinde tercüme etmiş, onun Arap dünyasına tanıtımını sağlamıştır. Bu araştırmacıların çalışmaları, Ahmed-i Hânî'nin farklı coğrafyalarda ortak bir ilmî ve kültürel mirasın temsilcisi olarak ele alındığını göstermektedir.
8.1. Rusya ve Avrupa'daki araştırmalar
Ahmed-i Hânî araştırmalarının uluslararası boyutunda Rusya'daki Kürdoloji çalışmaları özel bir yere sahiptir. Margarita B. Rudenko'nun 1962 yılında Moskova'da yayımladığı Mem û Zîn çalışması, Jaba koleksiyonundaki yazma metnin bilimsel olarak yayımlanması bakımından önemlidir.
Jaba koleksiyonunun katalog kayıtları ve bu koleksiyon üzerinde yapılan araştırmalar, Kürtçe yazma eserlerin uluslararası akademik çevrelerde incelenmesine zemin hazırlamıştır. Bu bakımdan Ahmed-i Hânî araştırmaları, Türkiye ve Orta Doğu'daki araştırmacıların çalışmalarıyla sınırlı değildir; Avrupa ve Rusya'daki doğu bilimcilerin yazma eser, metin neşri ve karşılaştırmalı edebiyat çalışmaları da bu araştırma tarihinin ayrılmaz parçalarıdır.
9. Modern üniversiteler, sempozyumlar ve akademik araştırmalar
Türkiye'de üniversitelerin yaygınlaşması ve özellikle Doğu Anadolu ile Güneydoğu Anadolu'da yeni yükseköğretim kurumlarının kurulması, Ahmed-i Hânî araştırmalarına yeni bir boyut kazandırmıştır. Önceki dönemlerde daha çok medreselerde, özel kütüphanelerde ve şahsî ilmî çevrelerde sürdürülen çalışmalar, üniversitelerin kurulmasıyla birlikte bilimsel makaleler, yüksek lisans ve doktora tezleri, kongreler ve sempozyumlar aracılığıyla akademik bir zemine taşınmıştır.
Bu gelişmede Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi'nin çalışmaları özellikle zikredilmelidir. Ahmed-i Hânî'nin yaşadığı, eserlerini kaleme aldığı ve kabrinin bulunduğu coğrafyanın akademik bir merkez hâline gelmesi, Hânî araştırmalarının yerel tarih, İslâm düşüncesi, Kürt dili ve edebiyatı, tasavvuf, eğitim tarihi ve kültürel miras gibi farklı disiplinler üzerinden ele alınmasına imkân sağlamıştır.
Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi tarafından bugüne kadar düzenlenen dokuz (9) adet Uluslararası Ahmed-i Hânî Sempozyumlarında ana tema her sene değişik konulardan müteşekkil olsa da bölgemizin değişik üniversitelerinde görev yapan bir çok akademisyen ve araştırmacı direkt olarak Şeyh Ahmed-I Xânî’yi ele alan bir çok bildiriler sunmuşlardır. Bu bildiri meitnlerini muhtevi sempozyum bildirilerine ait kitapların online olarak yayınlanmış olması Hânî'nin düşünce dünyasının yalnızca edebî açıdan değil, bilim, kültür, edebiyat, felsefe, İslâm düşüncesi ve insan tasavvuru açısından da Şeyh Ahmed-ı Xânî’nin açtğı bilimsel ekolün tanınması ve tanıtılmasına katkı sağlamıştır. Bu sempozyumların bilim ve düzenleme kurullarıyla sekreteryasında isimleri geçen değerli akademisyenlerin yanında özellikle Prof. Dr. Abdülcebbar Kavak ve bu satırların yazarının da büyük emek ve katkıları olmuştur. Bu hususun bilimsel vefa adına zikredilmesi gerekmektedir.
Üniversitelerde yürütülen araştırmaların önemli bir özelliği disiplinler arası niteliğidir. Bugün Hânî'nin eserleri İslâm düşüncesi ve kelâm, tasavvuf ve ahlâk, Kürt dili ve edebiyatı, karşılaştırmalı klasik edebiyat, eğitim tarihi ve medrese geleneği, sözlük bilimi ve dil öğretimi, toplumsal düşünce ve kültür tarihi ile yazma eser araştırmaları ve metin tenkidi alanlarında incelenmektedir.
Bu çerçevede Van, Bingöl, Mardin ve Siirt Üniversiteleri kapsamında açılan Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümleri ve Yaşayan Diller Enstitüleri çok önemli bilimsel ve akademik çalışmalarda bulunmuşlardır. Bu önemli bilimsel müesseseler, konuyla alakalı kitap, makale ve bildiri emtinlerinin yanında çok sayıda yüksek lisans ve doktora tezlerinin yazılmasını da sağlamışlardır. İl olması gündemde olan Doğubayazıt’ın vilayet kararı hükümetçe kabul edildikten sonra Doğubayazıt’ta kurulacak (muhtemel, matlûb ve me’mûl adı) Doğubayazıt Ahmed-i Hânî Üniversitesi kapsamında açılması muhtemel Kürt Dili Edebiyatı Bölümü veya Yaşayan Diller Enstitüsünde bu tür çalışmaların daha kapsamlı yapılacağı da muhakkaktır.
Van'da Ehmedê Xanî ve mirasına yönelik iki büyük akademik sempozyum öne çıkmaktadır. Bunlardan ilki Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) bünyesinde düzenlenen Kurdiyat Sempozyumu, ikincisi ise üniversiteden akademisyenlerin yoğun katılımıyla kentte gerçekleştirilen "Ehmedê Xanî ve Mem û Zîn'in 330. Yılı" Sempozyumudur. Uluslararası Kürdiyat Sempozyumu ve Ehmedê Xanî (Ahmed-i Hânî) mirası, Kürt dili, edebiyatı, felsefesi ve kültürel belleğinin akademik düzeyde ele alındığı en prestijli alanları oluşturmaktadır. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Yaşayan Diller Enstitüsü tarafından geleneksel olarak düzenlenen Kürdiyat Sempozyumları serisi, Melayê Cizîrî, Abdurrahim Rahmi Zapsu ve Melayê Bateyî gibi Kürt edebiyatının ve düşüncesinin dev isimlerini ve onların kültürel miraslarını odağına almaktadır.
Bu çerçevede Türkiye’nin muhtelif üniversitelerinde de Şeyh Ahmed-I Xânî’yi esas alan bir çok yüksek lisans v eve doktora tezleri yazılmıştır ve yazılmaya devam etmektedir. Bu tür tezler, Ahmed-i Hânî'nin eserlerinin çeşitli bilimler açısından daha anlaşılır olmasını sağlamakta, Xânî’nin 330 sene öncesinden günümüz gençlerine iletmek istediği mesajları günümüze taşımaktadır.
10. Ahmed-i Hânî araştırmalarının bilimsel değerlendirmesi ve gelecek perspektifi
Ahmed-i Hânî'nin eserleri etrafında birkaç asırlık bir ilmî ve kültürel birikim oluşmuştur. Bu birikimi yalnızca yayımlanmış kitap ve makalelerin sayısıyla değerlendirmek yeterli değildir. Çünkü Ahmed-i Hânî'nin eserleri, modern akademik yayınlardan çok önce medrese müfredatına girmiş, istinsah edilmiş, şerh edilmiş ve sözlü kültür aracılığıyla yaşatılmıştır.
Dolayısıyla Hânî araştırmalarının tarihini değerlendirirken üç temel aktarım biçimini birbirinden ayırmak gerekir:
10.1. Geleneksel ilmî aktarım
Bu dönemde eserler medreselerde okutulmuş, âlimler tarafından istinsah edilmiş, ezberlenmiş, şerh ve hâşiyelerle açıklanmıştır.
10.2. Matbu ve filolojik aktarım
XIX. yüzyıldaki yazma eser derleme faaliyetleriyle başlayan ve XX. yüzyıldaki matbu neşirlerle gelişen bu süreçte eserler kütüphanelere, araştırma merkezlerine ve daha geniş okuyucu çevrelerine ulaşmıştır.
10.3. Modern akademik aktarım
Üniversitelerin kurulmasıyla birlikte eserler bilimsel yöntemlerle incelenmiş; yüksek lisans ve doktora tezlerine, makalelere, sempozyumlara ve disiplinler arası araştırmalara konu olmuştur.
Bununla birlikte Ahmed-i Hânî araştırmalarında henüz tamamlanması gereken önemli çalışmalar bulunmaktadır:
Hânî'nin bütün eserlerinin yazma nüshalarının tespit edilmesi.
Yazma nüshaların karşılaştırmalı metin tenkidinin yapılması.
Nûbihâra Biçûkân ve Eqîdeya Îmanê'nin bütün şerh ve hâşiyelerinin kataloglanması.
Mem û Zîn'in farklı nüshalarının karşılaştırılması.
Hânî'nin akaid ve kelâm anlayışının klasik Sünnî kaynaklarla karşılaştırılması.
Medreselerde Hânî eserlerinin okutulma tarihinin sözlü tarih çalışmalarıyla belgelenmesi.
Türkiye, Irak, İran, Rusya ve Avrupa'daki akademik yayınların ortak bir bibliyografyada toplanması.
Hânî'nin düşünce dünyasının yalnızca edebiyat değil, İslâmî ilimler perspektifinden de incelenmesi.
Sonuç
Şeyh Ahmed-i Hânî'nin eserleri üzerinde gerçekleştirilen çalışmaların tarihi, bir şairin eserlerinin yayımlanma tarihinden çok daha geniş bir anlam taşımaktadır. Bu tarih, aynı zamanda Doğu Anadolu'daki medrese geleneğinin, Kürtçe yazılı kültürün, İslâmî ilimlerin ve klasik Doğu edebiyatının aktarım tarihidir.
Molla Mahmud Bâyezîdî ve Aleksandr Jaba'nın yazma eser faaliyetleri, Müküslü Hamza'nın 1919 tarihli matbu neşri, Mehmet Emin Bozarslan'ın Türkçe tercümesi, Molla Ahmed Hilmî ve diğer medrese âlimlerinin şerh ve istinsah çalışmaları, Kadri Yıldırım, Zeynel Abidin Zinar, Tahsin İbrahim Doskî, Müfit Yüksel ve diğer araştırmacıların araştırmaları, Molla Ahmet Hilmî el-Kûğî’nin Kürtçe haşiye ve şerhleri, Molla Musa Celâlî'nin Arapça tercüme ve şerh faaliyetleri ve nihayet modern üniversitelerde gerçekleştirilen akademik çalışmalar, bu uzun ilmî sürecin farklı halkalarını oluşturmaktadır.
Bu çalışmaların her biri kendi döneminin imkânları, yöntemleri ve ihtiyaçları içerisinde değerlendirilmelidir. Bir tarafta medrese geleneğinin metni koruyan ve açıklayan ilmî çabası, diğer tarafta yazma eserlerin bilim dünyasına kazandırılması, tercüme ve neşir faaliyetleri, nihayet çağdaş akademik araştırmalar bulunmaktadır.
Sonuç olarak Ahmed-i Hânî, yalnızca eserleri okunan ve ezberlenen tarihî bir şahsiyet değildir. Onun eserleri etrafında yüzyıllar boyunca oluşmuş bir ilmî gelenek vardır. Bu geleneğin bütün yönleriyle araştırılması, hem Ahmed-i Hânî'nin düşünce dünyasının daha doğru anlaşılmasına hem de bölgenin ilmî ve kültürel tarihinin ortaya çıkarılmasına önemli katkılar sağlayacaktır.
Son olarak beyan etmek gerekir ki, bundan önceki süreçlere yapılan bu zorlu çalışmalardan sonra Cumhurbaşkanlığı Vefa Ödülünün Şeyh Ahmed-i Hânî’ye verilmiş olması, bundan sonraki aşamalarda Xânî ile ilgili çalışmaların önünü açacak ve daha bereketli, daha kapsamlı, daha bilimsel çalışmaların sayısını arttıracaktır.
Bu vesileyle şimdiye kadarki çalışmaları yapanlardan vefat edenlere Yüce Allah’tan rahmet, yaşayanlara sağlık, sıhhat ve bereket, bundan sonraki çalışmalar yapacak olanlara başarılar dilerim.