Prof. Dr. M. Salih GEÇİT

İSTANBUL'DA AHMED-İ HÂNÎ SEVDASI

Prof. Dr. M. Salih GEÇİT

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

BİR ÂLİMİN MİRASINI YAŞATMAK İÇİN GÖSTERİLEN GAYRETLER

Hânî sevdalılarının, Xanî-Der yönetiminin ve Yunus Bekret’in kültür, ilim ve vefa mücadelesi

Ahmed-i Hânî, yalnızca Doğubayazıt'ın yetiştirdiği büyük bir âlim, mutasavvıf ve şair değildir. O, yaşadığı coğrafyanın sınırlarını aşarak Kürtçe, Arapça ve Farsça ilim ve edebiyat geleneğine katkıda bulunmuş, düşünceleriyle geniş bir kültür havzasını etkilemiş önemli bir İslam mütefekkiridir. Özellikle Mem û Zîn adlı eseriyle edebiyat tarihinde müstesna bir yer edinen Ahmed-i Hânî, aynı zamanda ilim, irfan, ahlak, hikmet, toplumsal dayanışma ve insan sevgisini merkeze alan bir düşünce geleneğinin temsilcisidir.

Böylesine büyük bir şahsiyetin tanıtılması, eserlerinin okunması, fikirlerinin anlaşılması ve gelecek nesillere aktarılması, elbette öncelikle onun doğup yetiştiği coğrafyanın insanlarına önemli sorumluluklar yüklemektedir. Ancak bu sorumluluk yalnızca Doğubayazıtlılara veya Ağrılılara ait değildir. Ahmed-i Hânî'nin ilmî ve kültürel mirası, bütün insanlığın ortak değerleri arasında yer alabilecek niteliktedir.

Bu bakımdan İstanbul'da yaşayan Ahmed-i Hânî sevdalılarının, Hânî kültürünü tanıtmak ve yaşatmak amacıyla yıllardır ortaya koydukları çalışmalar, ayrıca takdir edilmesi gereken bir sivil toplum ve kültür hareketidir.

İstanbul'da Ahmed-i Hânî sevgisinin kurumsallaşması

İstanbul, farklı coğrafyalardan gelen insanların, kültürlerin ve medeniyet birikimlerinin buluştuğu büyük bir merkezdir. Özellikle Sultangazi ve çevresinde yaşayan Ağrılı, Doğubayazıtlı ve Ahmed-i Hânî muhibbi insanların bir araya gelerek bu büyük âlimin adını ve hatırasını yaşatmak için oluşturdukları girişimler, zaman içerisinde kurumsal bir hüviyet kazanmıştır.

Bu çalışmaların önemli temsilcilerinden biri, İstanbul'daki Ahmed-i Hânî sevdalılarının oluşturduğu dernek ve kültür çevresidir. 2013 yılında kurulan Ahmedi Hani Doğu Beyazıtlılar İlim Kültür Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, bu yöndeki kurumsal çabanın önemli örneklerinden biridir.

Dernek başkanlığını yürüten Doğubayazıtlı iş insanı Sayın Yunus Bekret ve çalışma arkadaşları, Ahmed-i Hânî'nin ismini yalnızca hatıralarda yaşatmakla yetinmeyip onu İstanbul'un sosyal ve kültürel hayatında görünür kılmaya yönelik çeşitli faaliyetler gerçekleştirmişlerdir.

Bu çabaların en önemli tarafı, bir hemşehri dayanışmasının ötesine geçerek tarihî ve ilmî bir şahsiyetin kültürel mirasını yaşatma düşüncesine dayanmasıdır.

Ahmed-i Hânî Parkı: Bir âlimin isminin İstanbul'da yaşatılması

İstanbul'daki bu gayretlerin dikkat çeken örneklerinden biri, Sultangazi ilçesi İsmetpaşa Mahallesi'nde Ahmed-i Hânî adına bir parkın oluşturulmasıdır.

20 Mart 2014 tarihinde hizmete açılan Ahmed-i Hânî Parkı, bu büyük şahsiyetin isminin İstanbul'da kamusal bir mekânda yaşatılması bakımından anlamlı bir girişim olmuştur.

Açılış törenine Sultangazi Kaymakamı Ali Uslanmaz, Belediye Başkanı Cahit Altunay, çeşitli kurum ve kuruluşların temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar katılmıştır. Dönemin Ahmed-i Hânî Kültür ve Sosyal Dayanışma Derneği Başkanı Yunus Bekret de törende hazır bulunmuş, Ahmed-i Hânî'nin isminin ilçede yaşatılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek emeği geçenlere teşekkür etmiştir.

Belediye yönetiminin bu girişime destek vermesi de ayrıca önemlidir. Zira tarihî şahsiyetlerin isimlerinin parklara, caddelere, meydanlara ve kültür mekânlarına verilmesi, onların toplumsal hafızadaki yerinin korunmasına katkı sağlamaktadır.

Ancak burada asıl önemli olan, bir ismin yalnızca tabelalarda yaşatılması değil, o ismin temsil ettiği düşünce ve değerlerin de toplumla buluşturulmasıdır.

Ahmed-i Hânî Kütüphanesi ve Mem û Zîn Çay Evi: Hatıradan bilgiye, isimden kültüre

İstanbul'daki Hânî sevdalılarının çalışmalarında dikkat çeken bir diğer gelişme, Ahmed-i Hânî Parkı'nın yalnızca bir dinlenme alanı olarak kalmaması, aynı zamanda kültürel bir buluşma mekânına dönüştürülmesi düşüncesidir.

2022 yılında Ehmedê Xanî İlim ve Kültür Derneği tarafından kamuoyuna duyurulan girişim kapsamında, Sultangazi Belediyesi'nin tahsis ettiği alanda Ahmed-i Hânî Kütüphanesi ve Mem û Zîn Çay Evi oluşturulması için çalışmalar ve istişareler gerçekleştirilmiştir.

Bu girişim, sembolik bir isimlendirmeden çok daha ileri bir anlam taşımaktadır.

Çünkü bir kütüphane, Ahmed-i Hânî'nin eserlerinin, onun hakkında kaleme alınmış araştırmaların ve bölgenin ilmî-kültürel mirasının gelecek nesillere aktarılmasına hizmet edebilir. Mem û Zîn adıyla oluşturulacak bir kültür ve buluşma mekânı da edebiyat, sanat, düşünce ve toplumsal iletişim açısından önemli bir işlev üstlenebilir.

Bu vesileyle Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun'a ve ilgili belediye yetkililerine de bu kültürel girişime sağladıkları destek dolayısıyla teşekkür etmek gerekir.

Şeyh Ahmed-i Hânî Camii: Bir ismin ibadet mekânında yaşatılması

İstanbul'da Ahmed-i Hânî'nin ismini yaşatan önemli örneklerden biri de Sultangazi ilçesi Eski Habipler Mahallesi, Orkideler Caddesi'nde bulunan Şeyh Ahmed-i Hânî Camii'dir.

Bu caminin varlığı, Ahmed-i Hânî'nin isminin yalnızca edebiyat ve kültür çevrelerinde değil, dinî ve toplumsal hayatın içerisinde de yaşatıldığını göstermektedir.

Cami, ibadet mekânı olmasının yanı sıra Kur'an dersleri ve dinî sohbetlerle de anılmaktadır. Böylece Ahmed-i Hânî'nin adı, insanların günlük hayatlarında karşılaştıkları, ibadet ve ilimle ilişkilendirdikleri bir mekânda yaşamaktadır.

Elbette camiye Ahmed-i Hânî adının verilmesi kadar, onun temsil ettiği ilim, irfan, ahlak ve hikmet anlayışının da bu mekânda anlatılması önemlidir.

Yunus Bekret ve çalışma arkadaşlarının gayretleri

İstanbul'da Ahmed-i Hânî'nin tanıtılması ve hatırasının yaşatılması konusunda Sayın Yunus Bekret'in gayretlerinden ayrıca söz etmek gerekir.

Sivil toplum faaliyetlerinde kalıcı sonuçlar elde etmek, yalnızca bir dernek kurmak veya belirli günlerde programlar düzenlemekle mümkün değildir. Bunun için uzun soluklu bir çaba, kurumlarla sağlıklı ilişkiler, insanları ortak bir amaç etrafında birleştirme kabiliyeti ve gönüllülük ruhu gerekmektedir.

Yunus Bekret'in yıllara yayılan faaliyetlerinde bu unsurların izlerini görmek mümkündür.

Sultangazi'de Ahmed-i Hânî Parkı'nın açılışında dernek başkanı olarak yer alması, Ahmed-i Hânî Kütüphanesi ve Mem û Zîn Çay Evi girişimlerinde öncülük etmesi, kültür evinin kurumsal bir yapıya kavuşması ve farklı sivil toplum kuruluşlarıyla ilişkilerin geliştirilmesi bu çabanın örnekleridir.

Nitekim Ahmed-i Hânî Derneği'nin 12. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen Kültür Evi açılış programına Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun ve AK Parti İstanbul İl Başkan Yardımcısı Erol Bulut'un katılması, bu çalışmaların yerel yönetim ve farklı kurumlar nezdinde de karşılık bulduğunu göstermektedir.

Yine 8 Temmuz 2024 tarihinde Yunus Bekret'in Sultangazi Kaymakamı Mahmut Kaşıkçı'yı makamında ziyaret etmesi, dernek ile kamu kurumları arasındaki iletişimin sürdürüldüğüne işaret etmektedir.

5 Nisan 2026 tarihinde Ahmed-i Hânî Kültür Evi'nde gerçekleştirilen Sultangazi İl Dernekler Federasyonu kurma çalışmaları kapsamındaki toplantı da bu faaliyetlerin farklı bir boyutunu ortaya koymuştur. Çok sayıda dernek başkanının ve davetlinin katıldığı toplantıya Yunus Bekret ev sahipliği yapmış, sivil toplum kuruluşlarının dayanışmasını ve ortak hareket etmesini hedefleyen bir yaklaşım sergilemiştir.

Bütün bunlar, Ahmed-i Hânî adı etrafında oluşan kültürel birlikteliğin yalnızca geçmişi anmakla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda günümüzün sosyal ve kültürel ihtiyaçlarına da cevap vermeye çalıştığını göstermektedir.

Hânî sevgisi bir hemşehrilik duygusundan daha fazlasıdır

Ahmed-i Hânî'yi sevmek ve tanıtmak, elbette onun doğduğu topraklara mensup olmanın verdiği bir aidiyet duygusuyla yakından ilişkilidir. Ancak bu sevginin asıl değeri, hemşehrilik sınırlarını aşarak ilim, irfan ve medeniyet mirasına sahip çıkma bilincine dönüşmesidir.

Ahmed-i Hânî'nin eserleri incelendiğinde onun insanı, bilgiyi, ahlakı, sevgiyi, toplumsal sorumluluğu ve medeniyet bilincini merkeze alan bir düşünce dünyasına sahip olduğu görülür.

Bu nedenle onun adını taşıyan parklar, camiler, kütüphaneler ve kültür evleri, yalnızca bir coğrafyanın insanlarına hitap eden mekânlar olarak düşünülmemelidir. Bunlar aynı zamanda ortak kültürel hafızanın korunmasına ve gelecek kuşaklara aktarılmasına hizmet edebilecek kurumlardır.

İstanbul'daki Hânî sevdalılarının ve bu faaliyetlere destek veren yerel yöneticilerin çalışmaları da bu açıdan anlamlıdır.

Bundan sonra yapılması gerekenler

İstanbul'da bugüne kadar gerçekleştirilen bu faaliyetlerin daha ileri bir aşamaya taşınması için bazı hususlara özellikle dikkat edilmesi gerektiği kanaatindeyiz.

Birincisi, Ahmed-i Hânî'nin hayatı, eserleri ve düşünceleri hakkında düzenli ilmî toplantılar, sempozyumlar ve konferanslar gerçekleştirilmelidir.

İkincisi, Ahmed-i Hânî Kütüphanesi düşüncesi somutlaştırılarak onun eserlerinin yanı sıra Ahmed-i Hânî hakkında yayımlanmış Türkçe, Kürtçe, Arapça ve diğer dillerdeki araştırmaların da bir araya getirildiği ihtisas kütüphanesi oluşturulmalıdır.

Üçüncüsü, özellikle genç kuşaklara yönelik Mem û Zîn okumaları, şiir ve edebiyat programları, kitap tanıtımları ve kültürel etkinlikler düzenlenmelidir.

Dördüncüsü, Ahmed-i Hânî'nin yalnızca edebî yönü değil, akaid, tasavvuf, ahlak, eğitim ve düşünce dünyası da akademik çalışmaların konusu yapılmalıdır.

Beşincisi, İstanbul'daki bu çalışmalar ile Doğubayazıt'ta, Ağrı'da ve ülkemizin diğer şehirlerinde Ahmed-i Hânî üzerine çalışan akademisyenler, araştırmacılar ve kültür kuruluşları arasında kalıcı iş birliği kurulmalıdır.

Özellikle Ahmed-i Hânî'nin doğduğu, yaşadığı, eserlerini kaleme aldığı ve kabriyle tarihî hatırasının bulunduğu Doğubayazıt ile İstanbul arasında ilmî ve kültürel bir köprü oluşturulması, bu çalışmaların verimliliğini artıracaktır.

Teşekkür ve vefa

Sonuç olarak İstanbul'da Ahmed-i Hânî'nin ismini, hatırasını ve kültürel mirasını yaşatmak amacıyla gayret gösteren bütün Hânî sevdalılarını, Xanî-Der ve ilgili derneklerin yöneticilerini, gönüllülerini ve bu çalışmalara destek veren kurumları takdirle karşılamak gerekir.

Özellikle Sayın Yunus Bekret'in ve birlikte çalıştığı arkadaşlarının yıllara yayılan gayretleri, sivil toplum kuruluşlarının bir kültür ve medeniyet mirasını yaşatma konusunda nasıl önemli roller üstlenebileceğini göstermektedir.

Bu vesileyle Ahmed-i Hânî'nin isminin İstanbul'da bir parkta, bir camide ve bir kültür evinde yaşatılmasına katkıda bulunan herkese teşekkür ediyoruz. Sultangazi Belediyesi başta olmak üzere, bu çalışmalara destek veren kamu kurumlarına, yerel yöneticilere, iş insanlarına ve gönüllülere de şükranlarımızı ifade ediyoruz.

Şunu özellikle belirtmek isteriz ki Ahmed-i Hânî'ye vefa, yalnızca onun adını yaşatmakla tamamlanmış olmaz. Asıl vefa, onun eserlerini okumak, düşüncelerini anlamak, ilmî mirasını araştırmak ve ortaya koyduğu değerleri gelecek kuşaklara aktarmaktır.

Bir âlimin adını bir parka vermek güzel bir başlangıçtır; onun eserlerini bir kütüphanede toplamak daha ileri bir adımdır; düşüncelerini üniversitelerde araştırmak ve genç nesillere öğretmek ise bu vefanın ilmî ve kalıcı boyutudur.

Dileğimiz, İstanbul'da yakılan bu kültür meşalesinin daha da büyümesi, Doğubayazıt'tan İstanbul'a, oradan ülkemizin ve dünyanın farklı merkezlerine ulaşmasıdır.

Ahmed-i Hânî'yi yaşatmak, yalnızca geçmişe sahip çıkmak değil, geleceğe de bir medeniyet mirası bırakmaktır.

Bu gayrete emek veren herkese teşekkür ediyor, çalışmalarının hayırlı ve bereketli olmasını diliyoruz.

Yazarın Diğer Yazıları