AHMED-İ HÂNÎ'YE VEFA, DOĞUBAYAZIT'A SORUMLULUK
Prof. Dr. M. Salih GEÇİT
Ahmed-i Hânî kültürünün yaşatılması, türbesinin korunması ve mirasının geleceğe taşınması üzerine – III
Doğubayazıt’ın tarihî ve kültürel hafızası denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri hiç şüphesiz Ahmed-i Hânî’dir. O, yalnızca Mem û Zîn gibi edebî değeri yüksek bir eserin müellifi değil; aynı zamanda yaşadığı coğrafyanın ilim, düşünce, irfan ve medeniyet birikimini temsil eden önemli bir şahsiyettir. Onun adı, Doğubayazıt’ın tarihî kimliğiyle, medrese geleneğiyle, dil ve edebiyat birikimiyle, toplumsal hafızasıyla ve kültürel aidiyetiyle özdeşleşmiştir.
Önceki yazılarımızda Ahmed-i Hânî’nin hayatı, eserleri, düşünce dünyası ve Doğubayazıt’ın ilmî-kültürel kimliği bakımından taşıdığı önem üzerinde durmuştuk. Bu üçüncü yazımızda ise konuyu başka bir açıdan ele almak istiyoruz: Ahmed-i Hânî’nin mirasının korunması ve gelecek nesillere aktarılması konusunda Doğubayazıtlı aydınların, araştırmacıların, yazarların, derneklerin, sivil toplum kuruluşlarının ve Doğubayazıt Belediyesinin üstlenmesi gereken sorumluluklar…
Çünkü bir şehri şehir yapan yalnızca coğrafyası, tarihî yapıları ve doğal güzellikleri değildir. O şehre kimlik kazandıran, yetiştirdiği ilim ve fikir insanları, ortaya koyduğu eserler, oluşturduğu kültürel birikim ve bu mirası gelecek kuşaklara aktarabilme iradesidir. Doğubayazıt’ın Ahmed-i Hânî gibi büyük bir şahsiyete sahip olması önemli bir tarihî imkândır. Ancak bu imkânın gerçek bir kültürel kazanıma dönüşmesi, onun adını anmakla değil, eserlerini araştırmak, düşüncelerini anlamak, hatırasını korumak ve mirasını kurumsallaştırmakla mümkündür.
1. Ahmed-i Hânî’nin mirası yalnızca bir türbeden ibaret değildir
Ahmed-i Hânî’nin türbesi, Doğubayazıt’ın en önemli tarihî ve manevi ziyaret mekânlarından biridir. İshak Paşa Sarayı’nın yakınında bulunan bu mekân, yüzyıllardır bölge halkının hafızasında önemli bir yere sahiptir. Türbe, mescit ve hazireyle birlikte tarihî bir ziyaret alanı niteliği taşımaktadır.
Bununla birlikte Ahmed-i Hânî’nin mirasını yalnızca türbesiyle sınırlandırmak, onun ilmî ve edebî şahsiyetini dar bir çerçeveye hapsetmek anlamına gelir. Onun asıl mirası; Mem û Zîn, Nûbahârâ Biçûkân, Akîdeya Îmanê ve diğer eserleri, düşünceleri, ilmî birikimi, yetiştiği ve temsil ettiği medrese çevresi, yaşadığı dönemin sosyal ve kültürel meselelerine ilişkin yaklaşımıdır.
Dolayısıyla Ahmed-i Hânî’ye vefa, türbesini ziyaret etmek kadar eserlerini okumayı, incelemeyi, yayımlamayı, farklı dillere çevirmeyi ve akademik araştırmalara konu etmeyi de gerektirir.
Bir başka ifadeyle, türbe onun hatırasının mekânıdır; eserleri ise düşüncesinin ve ilmî şahsiyetinin yaşayan hafızasıdır. Bu iki alan birbirinden ayrılmamalı, birbirini tamamlayan bir kültürel miras bütünlüğü içerisinde değerlendirilmelidir.
2. Doğubayazıtlı aydın ve yazarların kültürel hafızaya katkısı
Ahmed-i Hânî’nin tanınması ve eserlerinin daha geniş çevrelere ulaştırılması konusunda Doğubayazıtlı araştırmacıların ve yazarların çalışmaları ayrıca önem taşımaktadır. Bu alanda araştırmacı-yazar Nihat Gültekin’in ve arkadaşlarının bazı çalışmaları ve kültürel faaliyetleri dikkat çekmektedir.
Nihat Gültekin’in Ahmed-i Hânî üzerine yürüttüğü araştırmalar, belge ve kitap çalışmaları, kültürel etkinliklere katılımı ve özellikle Salnama Ehmedê Xanî yıllıklarının hazırlanmasındaki katkısı, bu mirasın yalnızca yerel bir hatıra olarak kalmaması bakımından önemlidir. Gültekin’in daha önce Doğubayazıt’ta Bilimin ve Aydınlığın Işığında Ehmedê Xanî Derneği’nde uzun yıllar başkanlık yaptığı, arkadaşları Sigortacı Mehmet Nuri Öztürk, Merhum Gazeteci Cevdet Baycan, İş Adamı Mustafa Ebinç ve gayretli insanlardan oluşan diğer bazı aydın ve bilinçli dostlar ile birlikte bir çok çalışmalar yapmışlardır. Bu çalışmalarında sürekli Şerafettin Eryılmaz büyüğümüzün destek ve teşviklerine de muvaffak olmuşlardır.
Mehmet Gültekin, Bahar Gültekin ve Nihat Gültekin’in birlikte hazırladıkları Salnama Ehmedê Xanî yıllıkları ise bu alanda ayrıca üzerinde durulması gereken bir yayın faaliyetidir. Yıllıkların temel amacı, Ahmed-i Hânî’yi ve eserlerini edebiyat, bilim ve düşünce dünyasında daha görünür kılmak; onun hakkında yurt içinde ve yurt dışında yapılan çalışmaları bir araya getirmek ve araştırmacılar için başvuru kaynağı oluşturmaktır.
2013 yılına ait yıllığın beşinci cilt olarak yayımlandığı, her birisi yaklaşık 300 sayfalık bu eserde Türkçe ve Kürtçe araştırma ve yorum yazılarının yanında yabancı dillerden çevirilere de yer verildiği belirtilmektedir. Bahar Gültekin’in “Kadın Gözüyle Zîn” başlıklı yazısı da bu yıllıkta yayımlanan çalışmalar arasındadır. Ayrıca Ahmed-i Hânî’nin düşünce dünyası, İslam felsefesi ve kelamla ilişkisi, edebî mirası ve Mem û Zîn üzerine farklı araştırmacıların yazıları da yıllığın içeriğinde yer almaktadır.
Bu yayın faaliyetinin önemi birkaç açıdan değerlendirilmelidir:
• Ahmed-i Hânî hakkında farklı araştırmacıların çalışmalarını bir araya getirmesi;
• Kürtçe ve Türkçe yayıncılık arasında bir kültürel ve akademik iletişim alanı oluşturması;
• Ahmed-i Hânî’nin eserlerinin farklı dillerde ve farklı disiplinler açısından incelenmesine katkı sunması;
• Gelecekte yapılacak araştırmalar için sürekliliği olan bir kaynak külliyatı meydana getirmesi.
Bu tür çalışmalar, kültürel mirasın korunmasının yalnızca resmî törenler ve anma programlarıyla sınırlı olmadığını göstermektedir. Bir şahsiyetin düşünce dünyasını gelecek kuşaklara aktarmanın en kalıcı yollarından biri, onun hakkında nitelikli yayınlar üretmek ve araştırma geleneği oluşturmaktır.
Bu vesileyle Nihat Gültekin, Bahar Gültekin, Mehmet Gültekin ve Ahmed-i Hânî üzerine emek veren diğer araştırmacı ve yazarların çalışmalarını takdirle anmak gerekir. Doğubayazıt’ın yetiştirdiği aydınların bu alandaki gayretleri, şehrin kültürel hafızasına yapılmış kıymetli katkılardır.
3. Ah-Der, Hani Der ve sivil toplum kuruluşlarının sorumluluğu
Bir şehrin kültürel mirasının korunmasında sivil toplum kuruluşlarının rolü son derece önemlidir. Çünkü kültürel miras yalnızca kamu kurumlarının görev alanına bırakılabilecek bir mesele değildir. Bu miras, aynı zamanda o şehirde yaşayan insanların ortak aidiyetinin, tarih bilincinin ve toplumsal sorumluluğunun bir parçasıdır.
Doğubayazıt’ta Ahmed-i Hânî adı ve mirası etrafında faaliyet gösteren derneklerin, kültür kuruluşlarının ve sivil toplum çevrelerinin bu konuda önemli bir potansiyeli bulunmaktadır. Ah-Der ve Hani Der başta olmak üzere Ahmed-i Hânî’nin adı, eserleri, türbesi ve kültürel mirasıyla ilgilenen kuruluşların faaliyetleri, bu potansiyelin kurumsal bir iş birliğine dönüştürülmesi bakımından önemlidir.
Burada asıl mesele, derneklerin yalnızca kendi faaliyet alanları içinde çalışmalar yürütmesi değil; ortak bir kültürel hedef etrafında buluşabilmesidir. Ahmed-i Hânî gibi bütün Doğubayazıt’ın, Ağrı’nın ve daha geniş bir coğrafyanın ortak değeri olan bir şahsiyet söz konusu olduğunda, kişisel veya kurumsal rekabetlerin yerini iş birliği ve dayanışma almalıdır.
Bu çerçevede Ah-Der, Hani Der ve diğer sivil toplum kuruluşlarının şu alanlarda ortak çalışmalar yürütmeleri yararlı olacaktır:
1. Belge ve arşiv çalışmaları: Ahmed-i Hânî hakkında ailelerde, şahsi kütüphanelerde, medreselerde ve farklı arşivlerde bulunan yazma eser, belge, fotoğraf ve yayınların tespit edilmesi.
2. Yayın faaliyetleri: Ahmed-i Hânî’nin eserlerinin güvenilir metinlerinin hazırlanması, mevcut tercüme ve şerhlerin değerlendirilmesi, yeni araştırmaların desteklenmesi.
3. Gençlere yönelik faaliyetler: Öğrenciler arasında şiir, kompozisyon, makale, araştırma ve okuma yarışmaları düzenlenmesi.
4. Kültürel etkinlikler: Sempozyum, panel, konferans, sergi ve anma programlarının düzenli ve nitelikli biçimde gerçekleştirilmesi.
5. Türbenin korunmasına yönelik toplumsal duyarlılık: Ziyaret alanının temizliği, çevre düzeni, tarihî dokunun korunması ve ziyaret kültürünün geliştirilmesi konusunda bilinç oluşturulması.
6. Kurumlar arası iş birliği: Üniversite, belediye, kaymakamlık, müze, kütüphane ve sivil toplum kuruluşları arasında sürdürülebilir ortaklıkların kurulması.
Bu çalışmaların en önemli şartı, Ahmed-i Hânî’nin mirasını herhangi bir siyasi, ideolojik veya şahsi rekabetin konusu hâline getirmemektir. O, Doğubayazıt’ın ve Ağrı’nın ortak tarihî ve kültürel değeridir. Onun mirası etrafında oluşacak birliktelik de bu ortak değere yakışır bir olgunluk taşımalıdır.
4. Doğubayazıt Belediyesinin tarihî katkısı ve geleceğe dönük sorumluluğu
Ahmed-i Hânî’nin türbesi ve çevresi konusunda Doğubayazıt Belediyesinin geçmişte üstlendiği sorumluluğu da hatırlamak gerekir.
Doğubayazıt Kaymakamlığının yayımladığı türbe tanıtımında, Ahmed-i Hânî’nin mezarının üzerine 1990–1991 yıllarında Doğubayazıt halkı ve belediyesi tarafından bir kümbet yapıldığı bilinmektedir. Bu konuda Sayın Ağrı Eski Milletvekili Doç. Dr. Yaşar Eryılmaz, Doğubayazıt Eski Belediye Başkanı Mahmut Kotan ve arkadaşlarının emeği büyüktür.
Aynı şekilde Eski Belediye Başkanı Mukaddes Kubilay ve sonraki dönemlerde görev yapan diğer belediye başkanları da çeşitli çalışmalar gerçekleştirmişlerdir. Özellikle Kayyum döneminde belediye başkanlığı görevini yürüten Kaymakam Ulaş Akhan; Ahmed-i Hânî Türbesi'nin çevre düzenlemesi, abdesthane inşası, eski Hükümet Konağı'nın onarımı ve Bayazıt Evi Kompleksi'nin inşası gibi önemli hizmetlerde bulunmuştur. Bu bilgiler, belediyenin ve yerel halkın geçmişte Ahmed-i Hânî’nin hatırasına katkı sunduğunu göstermekte ve bu çabanın takdir edilmesini gerektirmektedir. Ancak tarihî ve kültürel mirasın korunması, bir defaya mahsus imar veya restorasyon faaliyetleriyle tamamlanabilecek bir görev olmayıp süreklilik arz eden kurumsal bir sorumluluktur.
Doğubayazıt Belediyesinin bugün ve gelecekte bu alanda yapabileceği çalışmalar, yalnızca türbenin fizikî bakımıyla sınırlı düşünülmemelidir. Türbe çevresinin tarihî dokusuna uygun biçimde düzenlenmesi, ziyaretçilerin ihtiyaçlarının karşılanması, bilgilendirme levhalarının hazırlanması, çevre temizliğinin düzenli biçimde sağlanması ve ziyaret alanının kültürel kimliğinin korunması bu sorumluluğun parçalarıdır.
Özellikle şu konuların bir plan dâhilinde ele alınması gerektiği kanaatindeyiz:
Birincisi, türbenin ve çevresinin bilimsel esaslara göre korunmasıdır. Tarihî yapıların bakım ve restorasyonunda uzman görüşü esas alınmalı; yapılacak müdahaleler ilgili koruma kurullarının kararları ve kültür varlıklarını koruma ilkeleri çerçevesinde yürütülmelidir.
İkincisi, ziyaret alanının çevre düzenlemesidir. Türbenin bulunduğu alanın temizliği, peyzajı, ulaşım imkânları, yönlendirme levhaları, aydınlatması ve ziyaretçilerin temel ihtiyaçları bütüncül bir anlayışla ele alınmalıdır.
Üçüncüsü, bilgilendirme ve tanıtım faaliyetleridir. Türbeyi ziyaret eden yerli ve yabancı misafirler, Ahmed-i Hânî’nin kim olduğu, hangi eserleri kaleme aldığı, hangi ilmî ve edebî geleneği temsil ettiği konusunda güvenilir bilgilerle buluşturulmalıdır. Bunun için Türkçe, Kürtçe, Arapça ve İngilizce bilgilendirme materyalleri hazırlanabilir.
Dördüncüsü, türbe ile İshak Paşa Sarayı ve diğer tarihî mekânlar arasında kültürel bir ziyaret güzergâhı oluşturulmasıdır. Böylece Doğubayazıt’a gelen ziyaretçiler yalnızca tarihî yapıları görmekle kalmaz; şehrin ilmî, edebî ve manevi geçmişini de tanıma imkânı bulur.
Beşincisi, Şeyh Ahmed-i Hânî ile diğer ilim ve maneviyat öncülerinin mezar ve türbelerine yönelik bir “İnanç Turizmi Yol Haritası” hazırlanmalıdır. Örneğin Ağrı’dan gelenler için yol üstünde yer alan Halife Yusuf Türbesi, Halife Yusuf Medresesi, Şeyh Mustafa Türbesi, Müftü Mirza Mehmet Sezgin’in mezarı, Molla Mehmet Celâlî’nin aile mezarlığı, Molla Musa Celâlî’nin makberi, tarihi Ahmed-i Hânî Türbesi ve İshak Paşa Sarayı çevresindeki mezarlıklar, Mezarlık Camii, Muradiye Camii ile tarihî yapıların yer aldığı bir güzergâh oluşturulabilir. Yol güzergâhı boyunca Şeyh Ahmed-i Hânî’nin şiirlerinden seçilen beyitlerin yer aldığı bilgi levhaları ve yönlendirici tabelalar dikilerek bu manevî iklim estetik ve kültürel bir boyutla desteklenebilir.
Belediyenin bu konudaki çalışmalarının geçici etkinlikler yerine uzun vadeli bir kültür politikası çerçevesinde yürütülmesi, Ahmed-i Hânî mirasının gelecek kuşaklara aktarılması bakımından son derece önemlidir.
5. Belediyenin kültürel etkinlikleri: Sergilerden kalıcı kurumlara
Doğubayazıt Belediyesinin Ahmed-i Hânî’yi tanıtmak amacıyla gerçekleştirdiği kültürel etkinlikler de bu çerçevede değerlendirilmelidir.
Daha önceki yıllarda bir çok sempozyum, panel, konferansların yapıldığı konuyu takip edenlerin malumudur. Aynı şekilde 2023 yılında İshak Paşa Sarayı’nda belediyenin organizasyonuyla düzenlenen Ahmed-i Hânî temalı sergi ve panel, bu faaliyetlere örnek teşkil etmektedir. Söz konusu etkinlikte Nihat Gültekin’in konuşmacı olarak yer aldığı, sanatçı Taylan Mintaş’ın Ahmed-i Hânî’yi konu alan heykel ve resim çalışmalarının sergilendiği ve yapay zekâ teknolojisinden de yararlanıldığı yerel basına yansımıştır.
Bu tür etkinlikler, Ahmed-i Hânî’nin yalnızca geçmişe ait bir şahsiyet olmadığını, çağdaş sanat ve teknoloji imkânlarıyla da yeni kuşaklara anlatılabileceğini göstermektedir.
Bununla birlikte sergi, panel ve anma programlarının kalıcı bir kurumsal yapıyla desteklenmesi gerekir. Birkaç gün süren etkinliklerin ardından çalışmaların sona ermesi yerine, bu faaliyetlerin sonuçları arşivlenmeli, yayınlaştırılmalı ve her yıl geliştirilen bir program dâhilinde sürdürülmelidir.
Yine bu tür etkinlikler, Şeyh Ahmed-i Hânî’nin bizzat kendi dinî, manevî, örfî, kültürel ve millî hassasiyetlerine, görüş ve anlayışına uygun olmalı; onun razı olmayacağı ve manevî hatırasını incitecek türden faaliyetlere asla fırsat verilmemelidir
Bu bakımdan Doğubayazıt’ta Ahmed-i Hânî’nin hayatı, eserleri ve düşünce dünyasına tahsis edilmiş kapsamlı bir araştırma ve kültür merkezinin oluşturulması önemli bir hedef olmalıdır. Böyle bir merkez; kütüphanesi, dijital arşivi, yazma eser koleksiyonu, sergi alanı, araştırma birimi ve eğitim faaliyetleriyle şehrin kültürel hafızasına kalıcı katkı sağlayabilir.
6. Üniversite, belediyeler ve sivil toplum ögütleri arasında ortak bir Ahmed-i Hânî projesi
Ahmed-i Hânî’nin mirasını korumak ve geliştirmek için en önemli ihtiyaçlardan biri, mevcut kurum ve kuruluşların çalışmalarını ortak bir hedef doğrultusunda birleştirmektir.
Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, Doğubayazıt Kaymakamlığı, Doğubayazıt Belediyesi, Ahmed-i Hânî üzerine çalışan araştırmacılar, Ah-Der, Hani Der ve diğer sivil toplum kuruluşları bu alanda ortak bir çalışma zemini oluşturabilir.
Bu iş birliği yalnızca sembolik bir protokol veya dönemsel bir toplantıdan ibaret kalmamalıdır. Somut hedefleri, takvimi, sorumluları ve çıktıları bulunan bir kültürel miras projesine dönüşmelidir.
Böyle bir projenin başlıca çalışma alanları şunlar olabilir:
• Ahmed-i Hânî hakkında bugüne kadar yayımlanmış kitap, makale, tez, bildiri ve yıllıkların bibliyografyasının hazırlanması;
• Mem û Zîn başta olmak üzere Ahmed-i Hânî’nin eserlerinin metin, tercüme ve şerh bakımından değerlendirilmesi;
• Yurt içi ve yurt dışındaki kütüphane ve arşivlerde bulunan yazma eserlerin tespit edilmesi;
• Ahmed-i Hânî’nin hocaları, talebeleri, ilmî çevresi ve yaşadığı dönemin tarihî şartları hakkında araştırmalar yapılması;
• Doğubayazıt’ın medrese, âlim ve müderris tarihinin belgelerle ortaya konulması;
• Salnama Ehmedê Xanî gibi yayın faaliyetlerinin desteklenmesi ve benzer akademik-kültürel çalışmaların teşvik edilmesi;
• Türbe ve çevresinin korunmasına yönelik bilimsel bir bakım ve yönetim planının hazırlanması;
• Genç araştırmacılara burs, proje ve yayın desteği sağlanması.
Bu çalışmaların koordinasyonunu üstlenecek bir akademik ve kültürel kurul oluşturulması da düşünülebilir. Kurulda üniversiteden akademisyenler, yerel tarih araştırmacıları, ilgili derneklerin temsilcileri, valilik, belediye ve kaymakamlık yetkilileri ile kültür varlıklarının korunması konusunda uzman kişiler yer alabilir.
Böylece Ahmed-i Hânî’nin mirası kişisel gayretlere ve dönemsel etkinliklere bağlı kalmadan, kurumsal bir süreklilik kazanabilir.
7. Ahmed-i Hânî’nin sadece adı değil, bilim, kültür ve medeniyet mirası, düşüncesi ve eserleri yaşatılmalıdır
Bir kültür ve medeniyet şahsiyetini yaşatmanın en önemli yolu, sadece onun adını kurumlara, caddelere, parklara veya yapılara vermekle yetinmemektir. Bunlar elbette önemlidir; ancak asıl mesele, o şahsiyetin ortaya koyduğu düşünce ve eserlerin toplum tarafından tanınmasını sağlamaktır.
Ahmed-i Hânî’nin adı Ağrı’da, Doğubayazıt’ta ve diğer ilçelerimizde birçok kurumda, mekânda ve kültürel etkinlikte yaşatılmaktadır. İl ve İlçelerde Ahmed-i Hânî adını taşıyan eğitim ve kültür kurumlarının bulunması, bu ismin toplumsal hafızadaki yerini göstermektedir. Ancak bu isimlendirmelerin arkasını ilmî ve kültürel içerikle doldurmak gerekir.
Örneğin Ahmed-i Hânî adına düzenlenen sempozyumlarda yalnızca onun hayatı ve Mem û Zîn eseri genel hatlarıyla anlatılmamalı; eserleri, kelamî ve tasavvufî düşüncesi, dil anlayışı, eğitim görüşü, toplumsal meseleler karşısındaki yaklaşımı ve yaşadığı dönemin ilmî çevresi ayrı ayrı araştırılmalıdır.
Aynı şekilde, türbesini ziyaret eden gençlerin yalnızca ziyaret mekânını görmeleri değil, Ahmed-i Hânî’nin kim olduğunu ve insanlığa hangi eserleri bıraktığını öğrenmeleri sağlanmalıdır.
Çünkü bir şahsiyetin adını yaşatmak başka, onun ilmî ve fikrî mirasını yaşatmak başkadır. Bizim hedefimiz ikincisini de gerçekleştirmek olmalıdır.
8. Ağrı’nın ve Doğubayazıt’ın ortak değeri, ortak sorumluluğumuzdur
Ahmed-i Hânî, yalnızca bir dönemin şairi veya yalnızca bir bölgenin tarihî şahsiyeti değildir. O, eserleriyle kendi coğrafyasının dilini, düşüncesini, inanç dünyasını ve kültürel birikimini ifade etmiş önemli bir ilim ve fikir insanıdır. Bu nedenle onun mirası, farklı düşünce ve toplumsal çevrelerden insanların ortaklaşabileceği bir kültürel değerdir.
Ağrılı ve Doğubayazıtlı aydınlar, yazarlar, araştırmacılar ve sanatçılar bu mirası araştırarak ve eserler üreterek yaşatabilirler. Ah-Der, Hani Der ve diğer sivil toplum kuruluşları ortak kültürel faaliyetlerle bu çalışmalara katkı sunabilirler. Belediye, türbenin ve çevresinin korunması, kültürel etkinliklerin desteklenmesi ve kalıcı kurumların oluşturulması konusunda öncü rol üstlenebilir. Üniversite ise araştırma, yayın, bilimsel toplantı ve akademik iş birlikleriyle bu sürecin ilmî zeminini güçlendirebilir.
Burada kimsenin emeğini görmezden gelmek veya geçmişte yapılan hizmetleri küçümsemek doğru değildir. Aksine, bugüne kadar ortaya konulan gayretleri takdir ederek bunları daha ileriye taşımanın yollarını aramalıyız. Nihat Gültekin ve Gültekin ailesinin yıllık çalışmaları, Ahmed-i Hânî üzerine araştırma yapan yazarların eserleri, AİÇÜ’nün Ahmed-ı Hani Sempozyum ve panelleri, belediyenin gerçekleştirdiği sergi ve paneller, Ağrı Kalkınma Vakfı’nın düzenlediği Ahmed-I Hani’nin fikir dünyası Konferansı ve yayınladığı aynı adlı kitabı, Ağrı Valiliği ve Kültür Müdürlüğünün bastırdığı Nubihar, Akida İmane ve Mem u Zin kitapçıkları, çeşitli derneklerin kültürel faaliyetleri ve türbenin korunması için geçmişte yapılan çalışmalar bu birikimin parçalarıdır.
Ancak bütün bu gayretlerin daha sistemli, daha koordineli ve daha kalıcı bir yapıya kavuşturulması gerektiği kanaatindeyiz.
Ağrı ve Doğubayazıt, Ahmed-i Hânî gibi büyük bir değere sahip olmakla önemli bir kültürel imkâna sahiptir. Bu imkânı yalnızca geçmişle övünme vesilesi olarak görmek yerine, geleceğe yönelik bir ilim, kültür ve eğitim projesine dönüştürmeliyiz.
Ahmed-i Hânî’nin türbesini korumak, onun hatırasına; eserlerini araştırmak, onun ilmî mirasına; düşüncelerini gelecek kuşaklara aktarmak ise Ağrı’nın ve Doğubayazıt’ın tarihî sorumluluğuna sahip çıkmaktır.
Bu sorumluluk yalnızca belediyenin, yalnızca derneklerin, yalnızca üniversitenin veya yalnızca birkaç araştırmacının görevi değildir. Bu, Ağrı’nın ve Doğubayazıt’ın bütün aydınlarının, kurumlarının ve halkının ortak sorumluluğudur.
Bilim adamı hüviyetimizle sunduğumuz bu önerilerden sonraki en masum temennimiz, Ahmed-i Hânî’nin adının daha çok anıldığı kadar eserlerinin daha çok okunduğu, türbesinin daha iyi korunduğu kadar düşüncelerinin daha derinlikli araştırıldığı, anma programlarının yapıldığı kadar kalıcı ilmî ve kültürel kurumların da oluşturulduğu bir Ağrı ve Doğubayazıt’ın ortaya çıkmasıdır.
Çünkü Ahmed-i Hânî’ye gerçek vefa, yalnızca geçmişi hatırlamak değil, onun mirasını geleceğe taşımaktır. Birlikten kuvvet doğduğu gerçeğinden hareketle, bireysel ve kurumsal gayretlerin birleşmesi durumunda 'Ahmed-i Hânî’ye Vefa' çerçevesinde gerçekleştirilecek her türlü faaliyet, ilimizin ve ilçemizin ulusal ve uluslararası alandaki tanınırlığını daha da arttıracaktır.