Prof. Dr. M. Salih GEÇİT

Ateizmin tutarsızlığı

Prof. Dr. M. Salih GEÇİT

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Son yıllarda ateizm, özellikle sosyal medya, internet platformları ve popüler kültür aracılığıyla daha görünür hâle gelmiştir. Uluslararası ateist platformlar, agnostik filozoflar ve ateist düşünürler; Tanrı'nın varlığı, kötülük problemi, özgür irade, dinlerin kökeni ve kutsal metinler gibi konularda çeşitli itirazlar ileri sürmektedirler.

Gerçekten de bu soruların bir kısmı, kelâm ilminin ve din felsefesinin yüzyıllardır üzerinde durduğu önemli meselelerdir.
Ancak dikkat çekici bir husus vardır: Ateizm, çoğu zaman soru sormakta güçlü görünse de, kendi dünya görüşünü ispat etme noktasında aynı başarıyı gösterememektedir.

Ateistler sık sık şu soruları sorarlar:
•    Allah'ı kim yarattı?
•    Kötülük neden vardır?
•    Tanrı neden görünmüyor?
•    Bilim Tanrı'yı gereksiz kılar mı?
•    Evrim Tanrı'nın varlığını reddeder mi?
•    Ruh gerçekten var mıdır?
•    Ölümden sonra hayat mümkün müdür?
•    Cehennem adil midir?
•    Dinler neden birbirinden farklıdır?

Bu sorular elbette tartışılabilir ve cevaplandırılabilir sorulardır. Nitekim İslam düşüncesi, kelâm ilmi ve felsefe geleneği asırlardır bu sorulara aklî, naklî ve felsefî cevaplar üretmiştir.

Buna rağmen ateistler ağızlarını açıp gözlerini kapayarak hiçbir akli ve mantıki cevabı kabul etmemekte, vicdan ve insaf ölçülerini görmezden gelmektedir. Bu durumda Bediüzzaman’ın dediği gibi: “İslam güneş gibidir; üflemekle söndürülemez. Gündüz gibidir; göz kapatmakla gece olmaz. Gözünü kapatan sadece kendisini karanlıkta bırakır.” Hakikatinin ifade ettiği şekilde karanlıkta ve bataklıkta yaşama azmi ve iradesine bağlanırlar.

Fakat aynı şekilde ateizmin de cevap vermesi gereken sorular bulunmaktadır:

•    Madde kendi kendisini nasıl var etmiştir?
•    Hiçlik neden varlık üretmiştir?
•    Evrendeki matematiksel düzenin kaynağı nedir?
•    Bilinç, cansız maddeden nasıl ortaya çıkmıştır?
•    Nesnel ahlâkın temeli nedir?
•    İnsan hayatının nihai amacı nedir?
•    Adalet duygusunun kaynağı nedir?
•    Ölümle her şey bitiyorsa zulme uğrayanların hakkı nasıl teslim edilecektir?
•    Akıl ve mantık yasaları tesadüflerin ürünü olabilir mi?

Özellikle kötülük problemi ateizmin en güçlü argümanı olarak sunulmaktadırlar. Ancak kötülüğün varlığı, Tanrı'nın yokluğunu zorunlu olarak ispat etmez. Çünkü aynı evrende kötülük kadar iyilik, düzensizlik kadar düzen, ölüm kadar hayat, acı kadar merhamet ve kaos kadar muhteşem bir denge de bulunmaktadır.

Bir başka dikkat çekici nokta da şudur: Ateizm genellikle teistik görüşlerden sürekli delil talep ederken, kendi iddialarını çoğu zaman ispat yükümlülüğünden muaf tutmaktadır. Oysa "Tanrı vardır" önermesi kadar, "Tanrı yoktur" önermesi de delil gerektirir.

Bugün dünyanın en meşhur ateist düşünürleri arasında sayılanlar bile, üzerinde tam anlamıyla ittifak edilmiş, bütün felsefî itirazları ortadan kaldıran kesin bir ateist delil ortaya koyabilmiş değildir. Ateizmin en güçlü görülen argümanları bile, çoğu zaman Allah'ın yokluğunu değil; bazı metafizik ve teolojik meselelerin açıklanmasını talep etmektedir.

Bu tür soruları açıklamak kolaydır, ama ateistleri ikna etmek ve sorularını sonlandırmak zordur. Bu nedenle iman etmek daha kolaydır, inkâr etmek daha zordur. Zira “Bir gerçeği, bir olguyu veya yaratılıştaki düzeni toptan inkâr etmek; tek bir parçayı reddetmekten çok daha zahmetlidir. Evrendeki her bir düzen ve sanat reddedilmek istendiğinde, tüm detayların tek tek ve akla mantığa uygun alternatiflerle çürütülmesi gerekir.”

Ateistler bunları izah etmekten aciz oldukları için soru üstüne soru sorarak muhatabını susturmak isterler. Soru sorulunca da cevap vermezler, veremezler. Zira ispat edecekleri bir iddiaları bulunmamaktadır.

Bunlardan anlaşıldığı gibi mesele yalnızca "inananların sorulara cevap vermesi" değildir. Asıl mesele, her iki tarafın da kendi dünya görüşünü tutarlı şekilde açıklayabilmesidir. Bu açıdan bakıldığında Allah’a inananların bugüne kadar sayısız akli, mantıki, felsefi, bilimsel cevaplar vermesine rağmen ateistlerin ve inançsızların tutarlı ve mantıklı cevaplar verdiği görülememiştir. Zaten onların ispat edebileceği bir inanç esası, anlayışını dayandıracakları bir argümanları da bulunmamaktadır.

Ateistler, bütün sözlerini inkâr ve ret tavrı üzerine örmüşlerdir.
Kur'an'ın onlara asırlar önce yaptığı çağrı bugün de geçerliliğini korumaktadır:
"De ki: Eğer doğru söylüyorsanız delilinizi getirin." (Neml, 27/64)

Bu çağrı inananlara değil, inkâr edenlere yöneliktir. Hakikat arayışı, soru sormak kadar cevap vermeyi de gerektirir. En sağlıklı yaklaşım ise önyargıdan uzak, aklı, vicdanı ve delili birlikte kullanarak gerçeği aramaktır. Gerçeği aramaktan vazgeçmiş, inkâr için inada girerek bahane arayanlar hakkında da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Bunların kalpleri vardır ama onlarla kavrayamazlar; gözleri vardır ama onlarla göremezler; kulakları vardır ama onlarla işitemezler. Onlar hayvanlar (hareket eden cisimler) gibidir, hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır.” (A’raf Suresi, 179).

Sonuç olarak şunu çok net biçimde söyleyebiliriz: Ateizm tutarsızlık demektir, ateist iddialar çıkmazdadır ve ateistler çaresizdir. Bu tür inkârcı ve inançsız akımların savunulacak bir tarafı yoktur.

Yazarın Diğer Yazıları