Antik Roma İmparatorluğu'nun Lupa isimli şehrinde tuhaf söylentiler dolaşmaya başlamıştı.
Lupa'da düzeni sağlamakla görevli olan Vigiles teşkilatında bazı muhafızlar eliyle gizli bir çete kurulduğu fısıldanıyordu.
Bu gizli çete, Lupa sakinlerini soymak için kullandığı yöntemlere bir yenisini eklemişti.
Bu yeni yöntemde:
Şehrin zenginlrinin yaşadığı yerlerde evler kiralanıyor, bu evlere çocuklu aileler yerleşiyordu.
Komşuları, yeni taşınmış bu aileleri sıradan insanlar sanıyordu. Ama aile de sahteydi, evlilik de...
Lupa şehrinin görünmez tuzağı da tam olarak burada başlıyordu.
Yeni komşu genç kadın, erkek komşularıyla güya tesadüfen karşılaşıyor, onların ilgilerini çekecek davranışlar sergiliyordu.
Aylar sonra genç kadın, yardım bahanesiyle ağına düşürdüğü zengin komşusunu evine davet ediyor, adam daha kapıdan içeriye adımını atmadan, kadın çığlığı basıyor:
"Namusuma saldırdı!" diye mahalleyi ayağa kaldırıyordu.
Tesadüf bu ya, Vigiles teşkilatındaki aynı muhafızlar her seferinde inanılmaz bir hızla olay yerine ulaşıyordu.
Muhafızlar zengin adamı gizlice kenara çekip önce nasihat ediyor, sonra ifadesini alıyorlardı.
"Bu mesele, yargıcın vereceği cezayla bitmez, seni öldürürler... kadının kocasıyla görüştük... istediği fidyeyi verirsen şikayetçi olmayacak..." diyorlardı.
Günün sonunda zengin adam, servetinin bir kısmını fidye olarak; sözde komşusu sahte aileyle paylaşmak zorunda kalıyordu.
Gecenin sonunda ise bu fidye, Vigiles teşkilatı mensubu gizli çete muhafızları ile sahte aile arasında paylaşılıyordu.
Antik Roma hukukunda bu durum ağır suç sayılıyordu. Lupa halkı da bunu biliyordu.
Ancak bir ağaca zarar veren genci bile aynı gün paketleyip yargıca teslim eden Vigiles teşkilatının, yıllardır kendi içindeki çeteyi bulamamasına kimse inanmıyordu.
Bu yüzden herkes gördüğünü görmezden geliyor, asla konuşmuyor, sadece fısıldayarak sevdikerini bu tuzağa karşı uyarıyordu.
(Orjinal öyküdür.)