• Haberler
  • Ağrı
  • Ağrı Dağı sessizce tehlike mi biriktiriyor? Prof. Dr. Kaya'dan dikkat çeken uyarı

Ağrı Dağı sessizce tehlike mi biriktiriyor? Prof. Dr. Kaya'dan dikkat çeken uyarı

Prof. Dr. Faruk Kaya, Ağrı Dağı'ndaki buzulların son yıllarda ciddi oranda küçüldüğüne dikkat çekerek, 1840 Ahura felaketini hatırlattı ve dağın sistematik olarak izlenmesi gerektiğini söyledi.

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Haberin Özeti

  • Prof. Dr. Faruk Kaya, 1840 yılında Ağrı Dağı’nda yaşanan ve Ahura yerleşimini yok eden felaketin, yüksek dağlardaki buz ve kaya hareketlerinin oluşturabileceği riskler açısından önemli bir uyarı olduğunu belirtti.
  • Kaya’nın paylaştığı verilere göre Ağrı Dağı’nın takke buzulu 1987’de yaklaşık 8,42 kilometrekare iken 2022’de 4,96 kilometrekareye geriledi; 1977-2023 dönemindeki toplam kaybın ise yüzde 47’ye ulaştığı ifade edildi.
  • Cehennem Deresi’ndeki buzul kaynaklı akıntılara dikkat çeken Kaya, Ağrı Dağı başta olmak üzere Türkiye’nin yüksek dağlarında uydu görüntüleme, saha çalışmaları ve sabit istasyonlarla sürekli izleme yapılması gerektiğini vurguladı.

Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Faruk Kaya, yüksek dağlarda buz ve kaya kütlelerinin oluşturabileceği risklere dikkat çekerek, Ağrı Dağı’nda sistematik buzul takibi ve erken uyarı çalışmalarının önemine işaret etti. Kaya, 1840 yılında Ahura’da yaşanan büyük felaketin günümüz açısından önemli dersler taşıdığını vurguladı.

Yüksek dağlarda yaşanan buzul ve kaya hareketleri, iklim değişikliğinin de etkisiyle yeniden gündeme gelirken, Ağrı Dağı’nın zirvesindeki buzulların geleceği ve oluşturabileceği riskler de tartışılmaya başlandı.

Karakosehaber.com için bir yazı kaleme alan Prof.Dr. Faruk Kaya, yaptığı değerlendirmede Nepal ve Tibet arasındaki yüksek dağlık bölgelerde yaşanan afetlerden hareketle Ağrı Dağı’nın geçmişine ve günümüzdeki buzul değişimine dikkat çekti.

Kaya, yüksek dağların zirvelerinde bulunan buz ve kaya kütlelerinin büyük bir potansiyel enerji taşıdığını, deprem, aşırı sıcaklık veya doğal dengenin bozulması gibi tetikleyicilerin bu kütleleri harekete geçirebileceğini belirtti.

Ağrı Dağı sessizce tehlike mi biriktiriyor? Prof. Dr. Kaya'dan dikkat çeken uyarı

1840’taki Ağrı Dağı felaketini hatırlattı

Kaya’nın değerlendirmesinde öne çıkardığı en önemli örneklerden biri, 2 Temmuz 1840 tarihinde Ağrı Dağı’nın kuzey yamacında meydana gelen büyük felaket oldu.

Yaklaşık 7,4 büyüklüğünde olduğu tahmin edilen depremin ardından zirveye yakın noktalardan kaya ve buzul bloklarının koptuğunu aktaran Kaya, meydana gelen büyük kütle hareketinin dağın eteklerindeki tarihi Ahura yerleşimini yerle bir ettiğini ifade etti.

Ahura’nın yalnızca bir yerleşim alanı olmadığını, yüzyıllar boyunca seyyahların, bilim insanlarının ve misyonerlerin uğrak noktaları arasında bulunduğunu kaydeden Kaya, yaşanan felaketin bölgenin kültürel hafızasında da önemli bir yere sahip olduğunu belirtti.

Ağrı Dağı sessizce tehlike mi biriktiriyor? Prof. Dr. Kaya'dan dikkat çeken uyarı

Cehennem Deresi’ndeki hareketliliğe dikkat çekti

Prof. Dr. Kaya, Ağrı Dağı’nın 1840’tan sonra da daha küçük ölçekte benzer doğal hareketlere sahne olduğunu belirtti.

2021 yılının haziran ayında dağın Iğdır-Aralık yönündeki Cehennem Deresi’nde buzul kaynaklı çamur ve heyelan akıntısı yaşandığını hatırlatan Kaya, yaz aylarında benzer hareketliliklerin görülmesinin yakından takip edilmesi gerektiğini kaydetti.

30 Temmuz 2026 tarihinde Ağrı Dağı’ndaki buzul erimesiyle bağlantılı çamurlu sel ve taşkınların yeniden gündeme geldiğini ifade eden Kaya, küçük çaplı olayların göz ardı edilmemesi gerektiğini savundu.

Ağrı Dağı sessizce tehlike mi biriktiriyor? Prof. Dr. Kaya'dan dikkat çeken uyarı

Ağrı Dağı’nın buzulları küçülüyor

Kaya’nın paylaştığı verilere göre Ağrı Dağı’nın zirvesini kaplayan takke buzulunda son yıllarda önemli ölçüde küçülme yaşandı.

1987 yılında yaklaşık 8,42 kilometrekare olan buzul alanının 2022 yılında 4,96 kilometrekareye kadar gerilediğini belirten Kaya, bunun 35 yıllık dönemde yaklaşık yüzde 41’lik bir daralmaya karşılık geldiğini ifade etti.

1977-2023 arasındaki daha uzun dönem dikkate alındığında ise buzul alanındaki azalmanın yüzde 47’ye ulaştığını ve toplamda yaklaşık 4,4 kilometrekarelik alanın kaybedildiğini aktardı.

Kaya, sıcaklık artışlarının devam etmesi halinde Ağrı Dağı’ndaki buzul yapısının önümüzdeki yıllarda daha fazla değişebileceğine dikkat çekti.

Ağrı Dağı sessizce tehlike mi biriktiriyor? Prof. Dr. Kaya'dan dikkat çeken uyarı

Dünyadan örneklerle Ağrı Dağı’nı değerlendirdi

Kaya, değerlendirmesinde Hindistan’ın Uttarakhand eyaletindeki Chamoli bölgesinde 7 Şubat 2021 tarihinde yaşanan felaketi de örnek gösterdi.

Yaklaşık 27 milyon metreküplük kaya ve buz kütlesinin kopmasının ardından meydana gelen çığ ve moloz akıntısının iki hidroelektrik tesisini yok ettiğini ve 200’den fazla insanın hayatını kaybetmesine yol açtığını aktardı.

Kaya, yüksek dağlarda yaşanan bu tür olayların her birinin oluşum mekanizmasının farklı olabileceğinin altını çizerek, 1840 Ağrı Dağı felaketi ile diğer ülkelerde yaşanan olayların birebir aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini de vurguladı.

Ağrı Dağı sessizce tehlike mi biriktiriyor? Prof. Dr. Kaya'dan dikkat çeken uyarı

İsviçre’deki tahliye örneğine dikkat çekti

Prof. Dr. Kaya, risklerin doğru takip edilmesinin can kayıplarını önleyebileceğine örnek olarak İsviçre’nin Blatten köyünü gösterdi.

Mayıs 2025’te bölgede meydana gelen büyük kaya-buz hareketinden önce riskin takip edildiğini ve köyün önceden tahliye edildiğini hatırlatan Kaya, sistematik izleme ve zamanında alınan kararların afetlerin sonuçlarını önemli ölçüde değiştirebileceğini ifade etti.

“Ağrı Dağı sistematik olarak izlenmeli”

Ağrı Dağı başta olmak üzere Türkiye’nin yüksek dağlarında sürekli buzul izleme çalışmalarına ihtiyaç olduğunu belirten Prof. Dr. Faruk Kaya, uydu görüntülerinin düzenli takip edilmesi, periyodik saha araştırmalarının gerçekleştirilmesi ve yamaç hareketlerini ölçebilecek sabit istasyonların kurulmasının önemine dikkat çekti.

Kaya ayrıca Cehennem Deresi gibi bölgelerde meydana gelen küçük çaplı akıntıların kayıt altına alınması ve vadilerde, özellikle dere yataklarına yakın yerleşimlerin olası riskler açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Kaya: “Bilginin zamanında harekete dönüşmesi gerekiyor”

Prof. Dr. Faruk Kaya, değerlendirmesini şu ifadelerle özetledi:

“Yüksek dağların zirvelerinde biriken buz ve kaya kütleleri, potansiyel enerjisi çok yüksek ve kırılgan sistemlerdir. Geçmişte Ahura’da yaşanan felaket ile dünyanın farklı yüksek dağlarında karşılaştığımız olaylar bize önemli dersler veriyor. Burada yapılması gereken korku oluşturmak değil, bilimsel verileri düzenli takip ederek olası riskleri önceden görebilecek mekanizmaları kurmaktır.”

Ağrı Dağı sessizce tehlike mi biriktiriyor? Prof. Dr. Kaya'dan dikkat çeken uyarı

Kaya, Ağrı Dağı’nın yanı sıra Cilo, Süphan ve Kaçkar gibi yüksek dağlarda da sistematik izleme çalışmalarının önem taşıdığını belirterek, “Bilgi tek başına yeterli değil; o bilginin zamanında sahaya, planlamaya ve gerektiğinde erken uyarıya dönüşmesi gerekiyor. Ahura’nın 1840’taki hikâyesinden çıkaracağımız en önemli derslerden biri de budur.” ifadelerini kullandı.

Karaköse Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!
Özel Haber

Bakmadan Geçme