"Alo, sayın enişte... Şey, şey için efendim... Şey için aradım... Yok, yok, yanlış değil efendim... Şey için aradım.
He, he... Kadro için, sayın enişte. He, şey, o verdi numaranızı... He, he, o.
Şey... he, he rakamı da söyledi... He, ama sayın enişte... Şey, şu şey... Bir milyon çok... Şey diyorum, sayın enişte, şey... Hani benim iki çocuk ya... İki milyon çıkmıyor.
He, he... İkisine de kadro... Şey, sayın enişte... İşte iki çocuk olunca... Şey işte, çok zorluyor... Şey diyorum, sayın enişte... İndirim.
He, he... Şey, hazır... İkisi için de... Şey işte, iki milyon yok, sayın enişte... He, bir milyon yedi yüz bin kadar... He, hazır sayın enişte... İsterseniz kuradan önce... He, zaten kuradan önce... Allah razı olsun.
He, vallahi kapıda bir kıdık bile kalmadı...
Tarım da bitmiş zaten... He, he biliyorum, sizden önceki "çer-çöpler" bitirdi hayvancılığı da...
He, he... Bir milyon yedi yüz hazır... Şey, sayın enişte... Şey... He, he, elden... Tamam.
He, anladım... Şey, çok yıldızlı otelde... Şey, sayın enişte... Şey... Döviz mi, TL mi olsun? He, anladım, istediğiniz gibi yapacağım.
Şey, sayın enişte... Şey, şu kura... Hani iki kardeş... Şey işte, sıkıntı yani... He, onu size bırakıyorum.
Şey, sayın enişte... Öyle şey mi olur... Şey, başım düşer sır çıkmaz... He, he... Çocuklarım kurtuluyor.
He, he, sayın enişte... Evraklar tamam, şey, şeyi şey efendiye verdik... He, he, konuştuk. O şey de tamam.
Şey, sayın enişte... Maaşları... He, işçi sınıfı, he, çok iyi... Şey, dediğiniz gibi... Daha ne isteyelim Allah’tan?
He, yarın akşam... Şey... He, anladım... Şey işte, he... Tek başıma zaten, he çok yıldızlı otele...
He, he... zaten kimseye bir şey demek yok... He, sayın enişte... He, he... Yarın akşam... Heee, siz arayınca... He, şey... Sayın enişte... Bir de, şey...
(Dit, dit, dit...)