Biz dava sahibiyiz.
Eskiyiz ama eskimiş, “çer-çöp” değiliz.
Kavgası olmayan, bedel ödemeyen, ter dökmeyen, dava için serden geçmeyen... kısa akıl hiç değiliz.
Biz ahlak sahibiyiz.
Eskiyiz ama eskimiş, “çer-çöp” değiliz.
Dede mirasından başka değeri olmamış, bu günün varlığından nasibini almamış, yarını görebilecek zekâdan mahrum... kısa akıl hiç değiliz.
Biz hoşgörü sahibiyiz.
Eskiyiz ama eskimiş, “çer-çöp” değiliz.
Bırak başkalarını, kendi ailesinin bile muhabbetini kazanamamış; kendisine bal kazandıranlara zehir kusmuş; farklılıkları değer görecek bakıştan mahrum kalmış... kısa akıl hiç değiliz.
Biz mekân sahibiyiz.
Eskiyiz ama eskimiş, “çer-çöp” değiliz.
İdris-i Bitlisî’nin siyasetinden, Ahmed-i Hânî’nin bakış açısından, Said-i Nursî’nin davasından nasip almamış... kısa akıl hiç değiliz.
Biz künye sahibiyiz.
Eskiyiz ama eskimiş, “çer-çöp” değiliz.
İnsanlığın ikinci anavatanında doğmamış, bu topraklarda çocukluğu geçmemiş, bu diyarın kahrını çekmemiş, bu şehirde iki dikili ağacı bulunmamış... kısa akıl hiç değiliz.
Biz onur sahibiyiz.
Eskiyiz ama eskimiş, “çer-çöp” değiliz.
Kulağı çevirildiğinde, istenilen yana dönen; iradesini menfaat karşılığında teslim eden, dik durmak nedir bilmeyen... kısa akıl hiç değiliz.
Biz sabır sahibiyiz.
Ama bizde Eyüp Peygamber sabrı yoktur.
Ondandır, haddini aşanlara da hadsiz demeyecek değiliz.
Hadsiz!
Görevler eskir, dava eskimez.