Adam doktora gitmiş.
“Benim gaz sorunum var. Sürekli gaz çıkarıyorum ama ne sesi var ne de kokusu...” diye dert yakınmış.
Doktor, adama birkaç ilaç yazmış.
“Bu ilaçları kullan, bir hafta sonra gel.” demiş.
Adam, bir hafta sonra öfkeyle doktorun odasına girmiş:
“Bana nasıl bir ilaç verdiniz doktor! Çıkardığım gazın sesi hâlâ yok ama leş gibi kokmaya başladı!”
Doktor gülümsemiş:
“Burnunuzu hallettik, şimdi de kulaklarınızı açacak birkaç ilaç yazalım...”
Bu fıkra tam bizlik...
Kamuoyunun sesi olması gerekenlerin de galiba böyle bir tedaviye ihtiyacı var.
Ağrı'nın geri kalmışlığı haykırarak ortada duruyor ve leş gibi kokuyor.
Eğitimden sağlığa, ekonomiden kültüre, altyapıdan sosyal yaşama kadar birçok alanda nefes alamaz haldeyiz.
Ancak ne hikmetse, kamuoyunun sesi olması gerekenler bunu bir türlü görmüyorlar.
Üstüne üstlük, Ağrı'nın sorunlarının konuşulmasından rahatsız da oluyorlar;
“Varsa pis bir koku, biz niye almıyoruz? Varsa bir ses, biz niye duymuyoruz?” diyorlar.
Ne diyelim!
Birkaç yıl önce nanamuhtaç olan siyasetçilerin devasa sermayeli özel yatırımlarının açılışında;
Diyanet'in bereket duasını okuması,
Protokol erkânının kurdele kesmesi,
Fakir halkın alkışlaması gerçeği de varken...
Kimi, hangi doktora gönderelim?