Günün yorgunluğunu akşam çayıyla atmaya çalışan çobana küçük oğlu sordu:
“Baba, Cumhuriyet ne demektir?”
Çoban göğsünü gererek:
“Cumhuriyet cesarettir.” dedi.
Çocuk merakla sordu:
“Nasıl yani?”
“Anlatayım.” dedi çoban.
“Vakti zamanında bir kurumda işim vardı. Müdürün odasına girmişim. Müdür, ‘Burada ne işin var? Git, hademe ordadır!’ diye kovdu beni.”
Çocuk mızmızlandı:
“Bunun Cumhuriyet’le ne ilgisi var?”
“Sabret anlatacağım.” dedi çoban ve ekledi:
“Aradan yıllar geçti. Müdür siyasete girdi. Milletvekili adayı oldu. Sonra da oy istemek için bizim kapıya kadar geldi.”
Çocuk sabredemedi:
“İyi de bunun Cumhuriyet’le ne ilgisi var?”
Çoban çayından bir yudum aldı:
“Rahat bıraksan anlatacağım. ‘Cumhuriyet cesarettir.’ dedim ya... İşte o sırada bana da bir cesaret geldi.
Kapıya çıktım. Müdüre baktım:
‘Burada ne işin var? Git, uzunkulak oradadır!’ dedim ve kapıyı yüzüne kapattım.”
Çocuk bu kez Cumhuriyet’i unuttu, merakla sordu:
“Eeee, sonra ne oldu, baba?”
Çoban gülümsedi:
“Müdür milletvekili seçilmeseydi, cesaret iyiydi…"
Hikâye bir yana…
Daha adil, daha özgür, daha aydınlık yarınlar için…
Cumhuriyet en büyük cesaretimizdir.
Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun!