İshak Paşa Sarayı'na Gelme!
Veysel Çağlar
İnancımıza, değerlerimize ve yaşadığımız toplumsal gerçekliğe baktığımızda evliliğin ne kadar kıymetli bir müessese olduğunu çok net idrak edebiliyoruz. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v)
“Dünya nimetlerinin en hayırlısı saliha kadındır.” hadis-i şerifi de göstermektedir ki evlilik, inancımız nezdinde son derece kıymet arz eden mukaddes bir kurumdur.
Rabbimiz, neslin devamı, toplumun huzuru ve dünyanın manevi gerçekliğinin muhafazası adına aile kavramına büyük önem vermiş; bizleri evlilik üzerine düşünmeye, muhasebe yapmaya ve gönül yormaya davet etmiştir. Bunu, Peygamber Efendimizin hayatına baktığımızda çok daha açık bir şekilde görebiliriz.
Aile; anne, baba, kardeş, akraba, eş dost ve kültürün tamamını içinde barındıran en temel yapıdır. Özellikle bizim gibi duygularına, inancına, kültürüne ve manevi değerlerine bağlı toplumlarda aile çok daha büyük bir anlam taşımaktadır.
Kaldı ki Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın 2025 yılını “Aile Yılı” ilan etmesi de meselenin ne kadar ciddi ve hayati olduğunu anlamamız açısından başlı başına önemli bir göstergedir.
Tam da böyle bir dönemde, herkesin kendi yetkisi ve etkisi ölçüsünde evlilik hususunda sorumluluk alması gerekirken; gençlerin önüne yeni engeller koymak vicdanları yaralamaktadır.
Bugün İshak Paşa Sarayı, Ağrı’nın en kıymetli sembollerinden biridir. İnsanlar evlendiklerinde burada fotoğraf çekinmek istiyor; çocuklarına, geleceklerine ve hatıralarına güzel bir an bırakmayı arzuluyor. Çünkü en güzel hatıra, güzel insanlarla biriktirilendir.
Fakat böylesine anlamlı bir niyetle saraya giden gençlerin karşısına, “Burada fotoğraf çekmek için 16 bin 500 TL ödeme yapmanız gerekiyor.” denilmesi, maalesef adeta tokat mahiyetinde bir durum oluşturmaktadır. Bu yaklaşım gençlerin yüreğini burkmakta, insanları incitmektedir.
Bu uygulamanın yanlış olduğunu sadece birkaç kişi değil, neredeyse bütün Ağrı halkı dile getirmektedir. Şehrim ve halkım adına, özellikle de yeni evlenecek gençler adına yetkililere açıkça sesleniyorum: Bu yanlıştan derhal vazgeçilmelidir.
Mümkünse, kırılan gönülleri almak adına bir özür beyanı dahi değerlidir. Çünkü her şey makam, mevzuat ve prosedür değildir. Kanunlar da, yetkiler de, makamlar da insan içindir. İnsan varsa devlet vardır.
Nitekim Şeyh Edebali’nin o meşhur sözü bugün hâlâ yolumuzu aydınlatmaktadır:
“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.”
Bu sebeple devlet yetkililerimizin meseleye yalnızca “Mevzuat gereği…” penceresinden bakmaması gerekir. Öncelikle bu anlamda şehrin en yetkili makamı Kültür Turizm İl Müdürlüğü, ardından ilgili kurumlar bu uygulamanın halk nezdindeki karşılığını iyi analiz etmelidir.
Çünkü insanlar doğal olarak şunu soruyor:
Türkiye’nin en soğuk şehirlerinden biri olan Ağrı için mevzuat ne yapıyor?
Ekonomik olarak en zor şartlarla mücadele eden şehirlerden biri için mevzuat ne diyor?
Doğal gazı en pahalı kullanan şehirlerden biri olan Ağrı için hangi kolaylık sağlanıyor?
Gayrisafi millî hasılada son sıralarda yer alan bu şehir için hangi özel düzenlemeler düşünülüyor?
Her meseleye yalnızca prosedür eksenli yaklaşılırsa toplumun vicdanı incinir.
Bugün evlilik zaten ciddi anlamda külfetli hâle gelmişken, gençlerin yolunu açmak yerine yeni maddi yükler koymak doğru değildir. Kanaatimce bu durum sadece sosyal açıdan değil, vicdani açıdan da büyük bir yanlıştır.
Hatta gençler arasında artık şu cümleler konuşulmaya başlanmıştır:
“Ne yani, evlenmeyelim mi?”
“Fotoğraf çektirmek suç mu?”
“İshak Paşa Sarayı’nda hatıra bırakmak günah mı?”
“Ağrı’da evlilik yasaklanıyor mu?”
“İshak Paşa Sarayı’na Gelme!”
Bu tür söylemlerin toplumda oluşması bile meselenin ne kadar hassas olduğunu göstermektedir.
Oysa yapılması gereken şey çok daha basittir: Gençlerin mutluluğuna ortak olmak, onların güzel hatıralar biriktirmesine destek olmak ve aile kurumunu güçlendirecek kolaylıkları hayata geçirmektir.
Çünkü bu millet aileyle vardır.
Bu toplum evlilikle ayakta durur.
Yeni nesiller, güçlü ailelerle yetişir.
Bu nedenle yetkililerimizin; Ağrı’nın sosyolojik, ekonomik ve demografik gerçeklerini dikkate alarak bu yanlış uygulamayı yeniden değerlendireceğine inanmak istiyoruz.
Temennimiz; mevzuatın arkasına saklanmak değil, insanın yanında duran bir anlayışın hâkim olmasıdır.
Çünkü bazen bir şehrin geleceği, gençlerin yüzündeki tebessümü koruyabilmekten geçer.