Raif Medetoğlu

Yorumları kapatmak siyaset değil, siyasetten kaçmaktır

Raif Medetoğlu

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Ağrı siyasetinde son günlerde küçük ama anlamlı bir sahne yaşandı.

Ağrı Milletvekili Ruken Şahin Kilerci, sosyal medya hesabında paylaştığı bir videonun altına gelen eleştiriler artınca yorumları kapatma yoluna gitti.

Bu basit bir teknik tercih gibi görülebilir.
Ama aslında meselenin özü çok daha derindir.

Çünkü siyasetçi dediğiniz kişi alkışı da duymak zorundadır, eleştiriyi de.

Sosyal medya yorumlarını kapatmak, eleştiriden kaçmanın modern versiyonudur.

Bu milletin oylarıyla Meclis’e giden birinin, milletin sözünü duymaya tahammül edememesi kabul edilebilir bir durum değildir.

Siyaset meydanı bir minder değildir.
Eleştiri gelince kenara çekilecek bir konfor alanı hiç değildir.

Bu milletin saf ve temiz oylarını alıp sonra eleştirinin kapısını kapatamazsınız.

Milletvekilliği makamı; ömür boyu konfor içinde yaşanacak bir koltuk değil, milletin yükünü omuzlama makamıdır.

Gelelim işin asıl meselesine…
Sayın Kilerci’nin sosyal medyada paylaştığı haftalık programlara bakıldığında karşımıza çıkan tablo oldukça tanıdık:

Rutin ziyaretler…
Protokol buluşmaları…
Parti içi etkinlikler…

Bu paylaşımda aslında ekseriyetle genel merkez yetkililerine sahadayım beni görün mesajının ötesinde başka bir şey değildir.

Peki Ağrı’nın gerçek meseleleri nerede?
Bu şehir yıllardır işsizlikle, göçle, plansız büyümeyle ve ekonomik daralmayla mücadele ediyor.

Ağrı’nın ihtiyacı olan şey fotoğraf verilen ziyaretler değil; şehrin kaderini değiştirecek projelerdir.

Bu milletten gerçek anlamda helallik almanın yolu, kalıcı eserler bırakmaktan geçer.

Şimdi kamuoyunun merak ettiği soruyu açıkça soralım:

Ağrılı bürokratlarla yapılan görüşmelerde hangi somut projeler konuşuldu?

Ve daha önemlisi…
Bu görüşmelerden Ağrı için ortaya çıkan tek bir somut sonuç var mı?
Şehrin bunu bilmeye hakkı vardır.
Şeffaflık siyasetin lütfu değil, zorunluluğudur.

Ağrı büyüyor.
Ama şehir aynı zamanda daralıyor.
Plansız yapılaşma, trafik sıkışıklığı ve konut baskısı her geçen gün artıyor.

Bu yüzden somut bir öneriyi buradan tekrar dile getirmek gerekir.

Şehrin içinde kalan ve yaklaşık 2000 dönümlük alanı kaplayan Tugay Komutanlığı kampüsü, daha uygun bir lokasyona taşınabilir.

Daha modern ve daha güvenli bir askeri kampüs yeni bir bölgede inşa edilirken, mevcut alan TOKİ ve İl Özel İdaresi iş birliğiyle planlanacak yeni bir uydu kent olarak değerlendirilebilir.

Bu ne demektir biliyor musunuz?

Bu;
Şehir merkezindeki yoğunluğun azalması demektir.

Trafiğin rahatlaması demektir.
Yeni konut alanlarının oluşması demektir.

Esnafın üzerindeki kira baskısının hafiflemesi demektir.

Yaklaşık 60 bin insanın yaşayabileceği yeni bir şehir planı demektir.

Kısacası bu, Ağrı’nın geleceğini değiştirecek bir şehircilik hamlesi demektir.

Ama ne yazık ki Ağrı siyasetinde proje konuşulmuyor.

Protokol konuşuluyor.
Fotoğraf konuşuluyor.
Etkinlik konuşuluyor.

Oysa bu şehir artık fotoğraflarla değil projelerle yönetilmek istiyor.

Bir hatırlatma yapmakta fayda var:
Ağrı yalnızca siyasi partilerin değil, 85 milyonluk Türkiye’nin bir parçasıdır.

Bu şehirde yaşayan insanların beklentisi çok basit:
Dinlenen, eleştiriye açık, proje üreten bir siyaset.
Yorumları kapatmakla şehir yönetilmez.
Bu şehir ancak ortak akılla, açık istişareyle ve cesur projelerle ayağa kalkabilir.

Ve siyasetçi dediğiniz kişi önce şunu kabul edecektir:

Milletin sesi bazen alkış olur, bazen eleştiri.
Ama ikisini de duymadan siyaset yapılmaz.

Vesselâm...

Yazarın Diğer Yazıları