Raif Medetoğlu

Mesele Başkan Olmak Değil, Ağrı'nın Önünü Açmaktır

Raif Medetoğlu

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Bazı seçimler vardır; yalnızca bir başkan ve yönetim seçmez.

Bir şehrin önümüzdeki yıllardaki ekonomik yönünü, vizyonunu ve ortak hareket etme kapasitesini de belirler.

Ağrı Ticaret ve Sanayi Odası’nın yaklaşan seçim dönemine ben biraz böyle bakıyorum.

Çünkü artık asıl sorumuzun;

“Kim başkan olacak?”

olmaması gerektiğine inanıyorum.

Asıl sorumuz şu olmalı:

“Yeni dönemde Ağrı Ticaret ve Sanayi Odası, Ağrı’nın ekonomik geleceğine ne katacak?”

Çünkü mesele bir koltuğu kazanmak değil.

Ağrı’nın geleceğini kazanmaktır.

Artık seçimden önce projeleri konuşmalıyız

Seçim dönemlerinde doğal olarak isimler, listeler, ekipler ve destekler konuşulur.

Bunlar seçim sürecinin bir parçasıdır.

Ama Ağrı’nın bugün bundan daha büyük bir tartışmaya ihtiyacı var.

Adaylara şu soruyu sormalıyız:

“Göreve geldiğinizde Ağrı ekonomisini dört yıl içerisinde hangi somut hedeflere taşıyacaksınız?”

Kaç yeni yatırımcı?

Kaç yeni ihracatçı?

Kaç yeni marka?

Kaç yeni üretim tesisi?

Kaç genç girişimci?

Kaç kadın girişimci?

Gürbulak üzerinden ne kadar daha fazla ticaret?

Ağrı dışındaki Ağrılı iş insanlarından kaç yeni yatırım?

Ve en önemlisi:

Bunları hangi takvim içerisinde gerçekleştireceksiniz?

Çünkü artık güzel cümlelerden çok ölçülebilir hedeflere ihtiyacımız var.

Ticaret ve Sanayi Odası sadece oda olmamalı

Ağrı Ticaret ve Sanayi Odası, üyelerinin rutin işlemlerini takip eden bir kurumun çok daha ötesine geçebilir.

Hatta geçmek zorundadır.

Çünkü Ağrı’nın ekonomik sorunlarının önemli bir bölümü tek tek işletmelerin çözebileceği sorunlar değildir.

Bunlar ortak akıl ve güçlü kurumsal temsil gerektirir.

Valilik…

Belediye…

Üniversite…

Organize Sanayi Bölgesi…

Ticaret Borsası…

Esnaf kuruluşları…

Bankalar…

Yatırımcılar…

Ve Ağrı dışında yaşayan iş insanlarımız…

Bütün bu aktörlerin aynı hedef etrafında buluşabileceği güçlü bir ekonomik koordinasyon mekanizmasına ihtiyacımız var.

Şehirler artık yalnızca fabrikalarıyla değil, kurdukları ekonomik ekosistemlerle yarışıyor.

Ağrı da bu yarışın dışında kalmamalı.

Ağrı’nın bir Yatırım, Proje ve Dış Ticaret Ofisi olmalı

Yeni dönemde Ticaret ve Sanayi Odası bünyesinde profesyonel bir Yatırım, Proje ve Dış Ticaret Ofisi kurulmasını son derece önemli görüyorum.

Bu ofis sadece evrak takip eden bir birim olmamalı.

Ağrı’nın yatırım haritasını çıkarmalı.

Hangi sektörde hangi yatırım yapılabilir?

Hangi teşviklerden yararlanılabilir?

Hangi yatırımcı Ağrı’ya getirilebilir?

Hangi ulusal ve uluslararası fonlara başvurulabilir?

Hangi firmalar ihracata hazırlanabilir?

Hangi pazarlara girilebilir?

Ağrı dışında yaşayan hangi iş insanları şehre yatırım yapabilir?

Bütün bunların cevabı profesyonel olarak hazırlanmalı.

Yatırımcıya yalnızca:

“Ağrı’ya yatırım yapın.”

dememeliyiz.

Şunu söyleyebilmeliyiz:

“Ağrı’ya gelin. Fizibiliteniz hazır. Teşvik dosyanız hazır. Yeriniz hazır. Kamu koordinasyonunuz hazır. Pazar araştırmanız hazır.”

İşte o zaman Ticaret ve Sanayi Odası gerçek anlamda yatırımın önünü açan bir kurum haline gelir.

Gürbulak sadece bir sınır kapısı değildir

Ağrı’nın en büyük ekonomik avantajlarından biri Gürbulak’tır.

Ama yıllardır sahip olduğumuz bu avantajı, olması gereken ölçüde ekonomik değere dönüştürebildiğimizi söylemek zor.

Gürbulak’ı sadece araçların giriş çıkış yaptığı bir sınır kapısı olarak değil;

ticaret, lojistik, depolama, üretim, ihracat ve bölgesel dağıtım merkezinin başlangıç noktası olarak düşünmeliyiz.

İran başta olmak üzere Kafkasya, Orta Asya ve bölge pazarlarıyla daha güçlü ekonomik bağlar kurulabilir.

Bunun için de yalnızca konuşmak değil, dosya hazırlamak, yatırımcı bulmak ve Ankara’da güçlü takip yapmak gerekiyor.

Ağrı’nın dışındaki Ağrılıları Ağrı ekonomisine kazandırmalıyız

Ağrı’nın çok önemli fakat yeterince değerlendirilemeyen bir sermayesi daha var:

Ağrı dışında yaşayan Ağrılı iş insanları.

İstanbul’da…

Ankara’da…

İzmir’de…

Bursa’da…

Kocaeli’de…

Kayseri’de…

Van’da…

Erzurum’da…

Ve dünyanın farklı ülkelerinde Ağrı ile gönül bağı olan binlerce insanımız var.

Bu insanlar sadece memleket hasretiyle değil, yatırım gücüyle de Ağrı’ya bağlanabilir.

Bunun için kurumsal bir Ağrı yatırımcı ağı oluşturulmalı.

İş insanlarımız düzenli olarak Ağrı’ya davet edilmeli.

Sektörel yatırım dosyaları kendilerine sunulmalı.

Ağrı’da yatırım yapmanın önündeki engeller birlikte kaldırılmalı.

Çünkü memleket sevgisini ekonomik değere dönüştürmenin yolu, insanlara sadece “gelin” demekten değil, “size hazır bir yatırım ortamı sunuyoruz” diyebilmekten geçiyor.

Gençleri dinlemek yetmez, onlara alan açmak gerekir

Ağrı’nın gençleri geleceğimizdir.

Ama gençlere sadece girişimcilik konferansları düzenlemek yeterli değildir.

Onlara;

ofis, mentor, finansman, eğitim, teknoloji, pazar ve yatırımcı ulaştırmak gerekir.

Üniversite ile iş dünyası arasında güçlü bir köprü kurulmalıdır.

Genç girişimcilerin projeleri sadece dinlenmemeli, hayata geçirilmeleri için desteklenmelidir.

Aynı şekilde kadın girişimcilerin ekonomik hayatta daha güçlü yer alması için kalıcı programlar geliştirilmelidir.

Çünkü bir şehrin kalkınması, toplumun yarısının ekonomik potansiyelini kenarda bırakarak gerçekleşmez.

Artık “daha fazla üretelim” demek de tek başına yetmiyor

Ağrı üretmeli.

Ama sadece üretmek yetmez.

Katma değerli üretmelidir.

Markalaşmalıdır.

İhracat yapmalıdır.

Dijitalleşmelidir.

Yeni pazarlara ulaşmalıdır.

Tarım ve hayvancılığı sanayiyle buluşturmalıdır.

Enerji potansiyelini değerlendirmelidir.

Turizmi ekonomik değere dönüştürmelidir.

Ve özellikle gençlerin kurduğu teknoloji ve yenilikçi girişimlerin şehirde kalmasını sağlamalıdır.

Çünkü yeni yüzyılda sadece daha fazla fabrika yapmak değil;

daha akıllı, daha verimli, daha teknolojik ve daha yüksek katma değerli üretim yapmak zorundayız.

Yeni yönetimin önündeki en önemli mesele: Kurumsallaşma

Bence bütün bunlardan daha önemli bir konu var:

Kurum kültürü.

Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı bir makam değildir.

Bir emanettir.

Meclis üyeliği bir ayrıcalık değildir.

Bir sorumluluktur.

Komite üyeliği kartvizite yazılacak bir unvan değildir.

Üyenin sorununu taşıyacak bir görevdir.

Bu nedenle yeni dönemin yönetim anlayışı “Ben yaptım” değil,

“Biz yaptık”

anlayışı olmalıdır.

Bir başkan değiştiğinde sistem değişmemeli.

Projeler kişilere bağlı kalmamalı.

Bilgi ve tecrübe kurumsal hafızaya aktarılmalı.

Ağrı’nın yatırımcı veri tabanı…

Proje havuzu…

İhracatçı firma ağı…

Ağrı dışındaki iş insanları ağı…

Sektörel raporları…

Yatırım fizibiliteleri…

Ankara’daki lobi dosyaları…

Bunların tamamı kurumsallaşmalıdır.

Ve artık hesap verebilirlik zamanı

Bence yeni dönemde çok önemli bir ilke hayata geçirilmeli:

Seçimden önce verilen sözler, seçimden sonra ölçülmeli.

Bir yönetim 10 proje açıklıyorsa, dört yıl sonra o 10 projenin kaçını gerçekleştirdiğini üyelerine ve Ağrı kamuoyuna anlatabilmelidir.

Yıllık faaliyet raporlarının yanında bir de:

“Ağrı Ekonomik Performans Karnesi”

hazırlanabilir.

Kaç yatırım geldi?

Kaç yeni ihracatçı firma oluştu?

Kaç kişiye istihdam sağlandı?

Kaç proje destek aldı?

Kaç genç girişimci sisteme dahil edildi?

Kaç kadın girişimci desteklendi?

Kaç yeni pazar açıldı?

Kaç milyon liralık yatırım Ağrı’ya kazandırıldı?

Bunlar ölçülürse başarı da başarısızlık da kişisel yorum olmaktan çıkar.

Rakama dönüşür.

Adaylara çağrım

Seçim sürecinde birbirinizle yarışın.

Ama Ağrı’nın geleceği konusunda birbirinizle kavga etmeyin.

Projelerinizle yarışın.

Ekibinizle yarışın.

Vizyonunuzla yarışın.

Ağrı’ya kazandıracağınız yatırımlarla yarışın.

Kim daha fazla yatırımcı getirecek?

Kim daha fazla ihracatçı çıkaracak?

Kim daha fazla genç girişimciye destek olacak?

Kim Gürbulak’ın potansiyelini gerçek bir ekonomik değere dönüştürecek?

Kim Ağrı dışındaki Ağrılı iş insanlarını yatırımcıya dönüştürecek?

Kim Ankara’da Ağrı’nın ekonomik meselelerini daha güçlü takip edecek?

Kim daha fazla proje üretecek?

Yarışımız bunlar üzerinden olsun.

Çünkü bu seçimde kazanan sadece bir başkan olmamalı.

Kazanan Ağrı olmalı.

Ağrı’nın ekonomik geleceği için bir sözleşme

Belki de yeni dönemin en anlamlı adımı, seçime girecek bütün adayların kendi projelerini kamuoyuna açık biçimde ortaya koymasıdır.

Bir seçim vaadi olarak değil;

Ağrı’nın ekonomik geleceğine verilmiş bir söz olarak.

Beş yıllık değilse bile dört yıllık…

Rakamlarla ifade edilen…

Takvimi belli…

Sorumluları belli…

Sonuçları ölçülebilen…

Bir ekonomik yol haritası.

Çünkü Ağrı artık yalnızca “kalkınmak istiyoruz” dememeli.

Nasıl kalkınacağını bilmelidir.

Çünkü Ağrı’nın kaybedecek zamanı yok

Ağrı’nın sınır ticareti var.

Tarımı var.

Hayvancılığı var.

Enerjisi var.

Turizm potansiyeli var.

Gençleri var.

Üniversitesi var.

Gürbulak gibi stratejik bir avantajı var.

Türkiye’nin dört bir yanında yaşayan güçlü ve nitelikli Ağrı'lı insan kaynağımız var.

Ve bütün bunların üzerinde çok önemli bir şey daha var:

İnanılırsa harekete geçirilebilecek büyük bir insan kaynağı.

Mesele artık potansiyelimizin olup olmadığı değil.

Bu potansiyeli ortak bir ekonomik güce dönüştürüp dönüştüremeyeceğimizdir.

Ben Ağrı Ticaret ve Sanayi Odası’nın yeni dönemde sadece üyelerinin sorunlarını çözen bir kurum değil;

Ağrı’nın ekonomik geleceğini tasarlayan, yatırımın önünü açan, üretimi büyüten, ihracatı artıran ve şehrin ortak ekonomik aklını temsil eden bir merkez olmasını istiyorum.

Ve bunun için bütün adaylara, bütün iş insanlarımıza, bütün meclis üyelerimize samimi bir çağrım var:

Kişileri değil projeleri konuşalım.

Grupları değil hedefleri konuşalım.

Makamları değil sorumlulukları konuşalım.

Seçimi değil Ağrı’nın geleceğini konuşalım.

Çünkü mesele kimin başkan olduğu değildir.

Mesele, başkanın Ağrı’ya ne bıraktığıdır.

Ve unutmayalım:

Sandalye insanı büyütmez.
İnsan sandalyeyi büyütür.

Yeni dönemin sloganı belki de çok basit olmalı:

Daha fazla makam değil, daha fazla üretim.

Daha fazla toplantı değil, daha fazla sonuç.

Daha fazla konuşma değil, daha fazla proje.

Daha fazla tabela değil, daha fazla marka.

Ve her şeyden önemlisi:

Daha fazla bireysel başarı değil, daha fazla ortak başarı.

Ağrı Ticaret ve Sanayi Odası’nın yeni döneminde dileğimiz, birilerinin kazanması değil;

Ağrı’nın kazanmasıdır.

Çünkü Ağrı’nın ihtiyacı sadece yeni bir yönetim değildir.

Ağrı’nın ihtiyacı, yeni bir yönetim anlayışıdır.

Sağlıcakla kalınız.

Yazarın Diğer Yazıları