Vermeden kazanılmaz, Ahiretin kapısı infaktır
Raif Medetoğlu
İnsan garip bir varlıktır…
Elindekini kaybetmekten korkar, ama asıl kaybın ne olduğunu çoğu zaman fark edemez.
Oysa Kur’ân’ın sarsıcı bir hakikati, asırlar öncesinden bugüne şöyle seslenir:
“Ey iman edenler! Alışverişin, dostluğun ve şefaatin fayda vermeyeceği gün gelmeden önce size verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcayın…”
Bu ayet üç temel hakikati ilan eder:
Zaman sınırlıdır...
İnsan çoğu zaman zamanı sınırsız zanneder.
“Daha var…”,
“Yarın yaparım…”,
“Biraz daha bekleyeyim…” der.
Oysa gerçek şu ki ;
Ömür, sayılı nefeslerden ibarettir
Her geçen gün, sermayeden eksilmektir
Geriye dönüş yoktur.
Said Nursî bu hakikati şu minvalde ifade eder:
“Geçmiş yok oldu, gelecek ise henüz senin değil; elinde sadece şu an var.”
Yani insanın elinde olan tek şey:
Şu an yaptığı tercihlerdir
Ve en büyük yanılgı ise,
Sanki hep yaşayacakmış gibi ertelemektir.
İmkân emanettir...
İnsan “benim” dediği her şeye dikkatle bakmalı:
Malım dediği aslında verilmiştir.
Makamım dediği geçicidir.
Sağlığım dediği her an alınabilir
Hiçbiri insanın kendi üretimi değildir.
Bu yüzden; İmkân sahiplik değil, sorumluluktur.
Emanet ne demektir?
Sana ait olmayan
Ama senden hesaba çekilecek olan
Yani:
Paranın nereden geldiği kadar nereye gittiği de sorulacak
Gücün nasıl kullanıldığı da hesaba dahildir.
İnsan aslında bu dünyada malik değil, emanetçidir.
Ahiret telafisizdir.
Dünyada hata yapılır, telafi edilir:
Sınavı kaybedersin, tekrar girersin.
Parayı kaybedersin, yeniden kazanırsın.
Ama ahiret böyle değildir.
Orada:
Geri dönüş yok.
Süre uzatma yok.
“Bir şans daha” yok
Bu yüzden Kur’ân sürekli uyarır: “Gelmeden önce…”
Çünkü geldikten sonra:
Pişmanlık var ama fayda yok
İstek var ama imkân yok
En acı gerçek şudur ki ;
Orada herkes doğruyu anlayacak… ama çok geç olacak
Hiç şüphesiz bu ayet, sadece bir ibadet çağrısı değildir.
Bu ayet, insanın bütün hayat anlayışını yerle bir eden bir uyarıdır.
Dünya bir imtihan pazarıdır.
Ahiret ise hesap günüdür.
Burada yapılmayan hiçbir iyilik orada telafi edilemez...
Bugün insan, sahip olduklarıyla kendini güvende hissediyor:
Parası var…
Çevresi var…
İtibarı var…
Fakat şunu düşünmüyor,
Bunların hangisi mezara kadar gelebilir?
Bir gün gelecek…
Ne para konuşacak, ne dost yetişecek, ne de güç işe yarayacak.
İşte o gün, bugün içine düştüğü en büyük yanılgı ortaya çıkacak:
Sahip olduğunu sandığın hiçbir şey aslında senin değildir.
PEKİ GERÇEK KAZANÇ NEDİR?
Bediüzzaman Said Nursî bu hakikati adeta bir cümlede özetler:
“Senin malın, verdiğindir.”
Evet…
İnsanın gerçek serveti kasasında değil, kalbinden çıkarıp Allah yoluna koyduğudur.
Çünkü:
Biriktirdiğin dünya malı seni burada bırakır
Ama verdiğin her şey, seni ahirette karşılar
Bugün verdiğin bir sadaka, yarın önüne ebedî bir servet olarak çıkar.
PEKİ İNSAN NEDEN VEREMEZ?
Çünkü insan:
Fakirleşmekten korkar.
Gelecek endişesi taşır.
“Daha sonra veririm” diye kendini kandırır.
Ama asıl fakirlik nedir biliyor musunuz?
Ahirete hiçbir şey gönderememektir.
En büyük iflas:
Dolu bir dünyadan, boş bir ahirete gitmektir.
ERTELEMEK ŞEYTANIN EN SESSİZ TUZAĞIDIR.
İnsan hep şöyle der: “Daha vaktim var…”
“İleride daha çok veririm…”
Oysa ecel gizlidir, randevu almaz.
Kapıyı çaldığında: Ne hazırlık kabul edilir, ne mazeret…
İşte o an insanın dilinden dökülecek tek cümle şudur:
“Keşke…”
Ama o “keşke”, hiçbir şeyi değiştirmeyecektir.
DOSTLAR İNFAK SADECE VERMEK DEĞİLDİR...
İnfak:
Maldan vermektir.
Zamandan vermektir.
İmkândan vermektir.
Hatta sevgiden vermektir.
İnfak, aslında şunu demektir:
“Ben bu dünyanın sahibi değilim.”
İşte bu idrak, insanı özgürleştirir.
ASLINDA KİM KAYBEDİYOR?
Verdiğinde eksildiğini sanan insan yanılır.
Asıl kayıp, vermeyendedir.
Çünkü:
Veren, Allah’a yatırım yapar
Vermeyen, dünyaya gömülür
Ve dünya…
Kimseyi ebediyete taşımaz.
SON SÖZ OLSUN KAYBETMEK İSTEMİYORSAN, VER...
Bugün elinde ne varsa:
Bir gün senden alınacak.
Ama sen onu Allah için verirsen: Sonsuza kadar senin olacak.
Hakikat bu kadar net:
Sakladığın kaybolur, verdiğin kalır.
Ve insan, en büyük hatasını genelde çok geç anlar…
Ahiret kapısı kapanmadan önce, dünyada Allah için kazanmaya bak...