Raif Medetoğlu

Mücadele Nedir, Kimin İçindir?

Raif Medetoğlu

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

"Gerçek mücadele; şahıslar için değil, gelecek nesiller için verilen bir medeniyet yürüyüşü olmalıdır."

Toplumları ileriye taşıyan şey, günübirlik tartışmalar değil; nesiller boyu sürecek hedeflerdir. Bu nedenle mücadele kavramını yalnızca siyasi rekabet, ekonomik kazanç veya kişisel başarı ekseninde değerlendirmek eksik kalır. Gerçek mücadele, insanın kendisinden başlayarak ailesine, şehrine, ülkesine ve nihayetinde medeniyetine karşı taşıdığı sorumluluğun adıdır. Çünkü büyük davalar şahıslarla başlamaz, şahıslarla bitmez; nesiller boyunca devam eden bir yürüyüşün parçası olarak varlığını sürdürür.


Bazı cümleler vardır; yalnızca söylendiği ana değil, bir milletin hafızasına da hitap eder. “Bizim mücadelemiz…” diye başlayan her ifade, aslında sadece bir siyasi söylem değil, bir medeniyet iddiasının da özeti olabilir.

Çünkü mücadele denildiğinde çoğu insanın aklına rakipler, seçimler, makamlar veya günlük tartışmalar gelir. Oysa gerçek mücadele, insanın önce kendisiyle verdiği mücadeledir. Bir toplumun yükselişi de çöküşü de burada başlar.

Bugün yaşadığımız çağın en büyük problemi, imkânsızlık değil amaçsızlıktır. Teknoloji gelişmiş, ulaşım kolaylaşmış, bilgiye erişim tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar artmıştır. Buna rağmen insanlar daha huzurlu, şehirler daha mutlu ve toplumlar daha güçlü değildir. Çünkü mücadele edilmesi gereken alan değişmiştir.

Artık mesele sadece ekonomik büyüme değildir. Mesele; ahlaki büyüme, insani büyüme ve vicdani büyümedir.

Bir millet ancak ortak hedefler etrafında birleşebildiği zaman büyük işler başarabilir. Tarihe baktığımızda bütün büyük medeniyetlerin arkasında ortak bir ideal görürüz. İnsanlar sadece kendileri için değil, gelecek nesiller için de çalışmışlardır. Bugün dikilen ağaçların meyvesini belki dikenler değil, onların çocukları yiyecektir. İşte gerçek mücadele budur.

Ne yazık ki günümüzde kısa vadeli hesaplar uzun vadeli hedeflerin önüne geçmektedir. Birçok şehir günü kurtarmaya çalışırken geleceğini kaybetmektedir. Birçok insan geçimini düşünürken yaşamının anlamını unutmaktadır. Oysa kalkınma sadece binaların yükselmesi değil, insanların da yükselmesidir.

Bir şehrin yolları yapılabilir, fabrikaları kurulabilir, hastaneleri açılabilir. Fakat umut inşa edilemiyorsa, aidiyet duygusu güçlenmiyorsa ve gençler geleceği başka şehirlerde arıyorsa ortada eksik kalan bir şey var demektir.

Bu nedenle mücadele; sadece ekonomik rakamları büyütme mücadelesi değildir. Mücadele, gençlerin hayallerini büyütme mücadelesidir. Mücadele, göç veren şehirleri yeniden cazibe merkezine dönüştürme mücadelesidir. Mücadele, insanı merkeze alan bir kalkınma anlayışını hâkim kılma mücadelesidir.

Bugün Türkiye'nin de şehirlerimizin de ihtiyaç duyduğu şey budur: Kısır tartışmaların ötesine geçen büyük hedefler.

Çünkü milletleri ileri taşıyan şey, geçmişleriyle övünmeleri değil; gelecekleri için ortaya koydukları vizyondur.

Gerçek mücadele, birilerini yenmek değil; eksikleri tamamlamak, sorunları çözmek ve geride hayırla anılacak eserler bırakmaktır.

Günün sonunda makamlar değişir, isimler unutulur, dönemler kapanır. Fakat yapılan hizmetler, yetiştirilen insanlar ve bırakılan eserler yaşamaya devam eder.

Bu yüzden asıl soru şudur:

Biz neyin mücadelesini veriyoruz?

Eğer cevabımız daha adil, daha güçlü, daha müreffeh ve daha umutlu bir gelecek ise, o zaman verilen mücadele yalnızca bugünün değil, yarının da mücadelesidir...

Yazarın Diğer Yazıları