Kur'an'ı Tarihe Gömemezsiniz!
Raif Medetoğlu
İnsanlığın var olduğu tarihten itibaren hak ile batılın mücadelesi hiç bitmedi. Gücü eline geçiren nice yönetimler, ilahi hakikati susturabileceklerini sandılar.
Kimi yasaklarla, kimi baskılarla, kimi inkılaplarla insanların Kur'an ile bağını koparmaya çalıştı. Fakat unuttukları bir gerçek vardı: Allah'ın koruduğu bir kitabı hiçbir beşer tarihe gömemez.
Cumhuriyet'in ilk yıllarında gerçekleştirilen köklü değişimler, toplumun dinî hayatı üzerinde derin izler bıraktı. Harf İnkılabı da bunlardan biriydi. O dönemde dine ve dinî değerlere yönelik sert söylemler dile getirildiği yönünde toplum hafızasında yer etmiş pek çok hadise bulunmaktadır.
Bunlardan biri de dönemin Millî Eğitim Bakanı Mustafa Necati Bey'in
"Eski harflerle birlikte Kur'an'ı tarihe gömdük." sözüdür.
Hiç kuşkusuz o yıllarda dinî hayata yönelik uygulamaların toplumda bıraktığı derin kırgınlık inkâr edilemez.
Kur'an-ı Kerim yalnızca bir kitap değildir; Müslümanın hayat rehberi, medeniyetinin temeli ve Rabbinin kelamıdır. Onu tarihe gömmeye çalışanlar olmuştur, fakat tarihin çöplüğüne gömülen Kur'an değil; kibir, zulüm ve hakikate karşı duran anlayışlar olmuştur.
Bugün geriye dönüp baktığımızda görüyoruz ki, ezan yeniden aslıyla okunuyor, Kur'an kursları milyonlarca evlada hizmet veriyor, hafızlar yetişiyor ve dünyanın dört bir yanında insanlar Kur'an ile buluşmaya devam ediyor. Demek ki ilahi kelamı susturmaya çalışan hiçbir irade kalıcı olamamıştır.
Müslümanlar için asıl mesele geçmişe kin duymak değil, geçmişten ibret almaktır. Kur'an raflarda duran bir hatıra değil; hayatın merkezinde yaşanması gereken ilahi bir rehberdir. Eğer biz Kur'an'ı okumuyor, anlamıyor ve yaşamıyorsak, onu tarihe gömmeye çalışanlardan şikâyet etme hakkımız da zayıflar.
Kur'an'a sahip çıkmak, sadece onu öpmek veya yüksek bir yere koymak değildir. Ona sahip çıkmak; doğruluğu, adaleti, merhameti ve emaneti hayatımıza taşımaktır. Çünkü Kur'an en çok yaşayanların elinde yücelir.
Bugün bize düşen görev, geçmişin acı hatıralarını sürekli tartışmak değil; Kur'an nesilleri yetiştirmektir. Çocuklarımızı Kur'an ahlakıyla büyütmek, ailelerimizi onun nuru ile aydınlatmak ve toplumumuza yeniden Kur'an merkezli bir medeniyet anlayışı kazandırmaktır.
İnsanlar gelir geçer, makamlar değişir, ideolojiler yıkılır.
Ancak Allah'ın kelamı kıyamete kadar yaşamaya devam edecektir. Çünkü Kur'an'ın sahibi Allah'tır ve O'nun vaadi haktır.
Kur'an tarihe gömülmedi, gömülmeyecek.
Asıl unutulanlar, hakikate sırt çevirenler olacaktır.
Ve onlar tarihin derin çöplüğünde çürüyüp yok olup gittiler...