Ağrı'nın Petrolü Diyadin'in Altında Akıyor!
Raif Medetoğlu
Değerli dostlar; Bir ülke düşünün...
Yerin altından petrol çıkarıyor ve zenginleşiyor.
Bir başka ülke düşünün...
Yerin altından sıcak su çıkarıyor, milyonlarca turisti ağırlıyor, milyarlarca dolarlık sağlık turizmi geliri elde ediyor.
Şimdi de Ağrı'yı düşünün.
Diyadin'in altında yıllardır kaynayan jeotermal sular var. Ancak biz, bu büyük zenginliği hâlâ ulusal ve uluslararası standartların altında bir kaç kaplıca tesisiyle değerlendirmeye çalışıyoruz.
Oysa Diyadin'in altından akan şey yalnızca sıcak su değildir.
Aslında orada Ağrı'nın geleceği akmaktadır.
Bugün Türkiye'nin birçok şehri sanayiyle, limanlarıyla, turizmiyle veya tarımıyla büyüyor. Ağrı ise sahip olduğu doğal zenginlikleri ekonomik güce dönüştürmekte hâlâ istediği seviyeye ulaşabilmiş değil.
Oysa elimizde, doğru planlandığında bölgenin kaderini değiştirebilecek bir fırsat var.
Ben bunun adını "Diyadin Termal Turizm Organize Bölgesi" olarak görüyorum.
Nasıl ki Organize Sanayi Bölgeleri yatırımcıyı aynı merkezde buluşturuyor, nasıl ki Organize Tarım Bölgeleri üretimi planlı hâle getiriyorsa; termal turizm için de devletin en üst makamı olan Cumhurbaşkanlığı yatırım ofisi öncülüğünde altyapısı tamamlanmış, yatırımcısı hazır, uluslararası standartlarda planlanmış bir termal turizm bölgesi oluşturulmalıdır.
Yolları tamamlanmış...
Elektrik, su, kanalizasyon ve iletişim altyapısı hazır...
Parselleri belirlenmiş...
İmar süreçleri sonuçlandırılmış...
Yatırımcı sadece gelir ve otelini inşa eder.
İşte kalkınma tam da böyle başlar.
Üstelik Diyadin'in en büyük avantajı sadece jeotermal kaynakları değildir.
Gürbulak Sınır Kapısı'na uzanan uluslararası ticaret koridoru üzerinde bulunması, burayı aynı zamanda bölgesel bir sağlık turizmi merkezi yapabilecek eşsiz bir konuma taşımaktadır.
Başta İran olmak üzere çevre ülkelerden gelecek misafirler için Diyadin; tedavi, dinlenme ve rehabilitasyon merkezi olabilir.
Fizik tedavi hastaneleri...
Rehabilitasyon merkezleri...
Yaşlı bakım ve sağlıklı yaşam köyleri...
Beş yıldızlı termal oteller...
SPA ve wellness merkezleri...
Uluslararası sağlık kampüsleri...
Bunlar bir hayal değil; doğru planlama ve kararlılıkla ulaşılabilecek gerçek hedeflerdir.
Böyle bir yatırım yalnızca turizmi geliştirmez.
İnşaat sektörünü canlandırır.
Binlerce kişiye istihdam sağlar.
Esnafın kazancını artırır.
Tarım ve hayvancılığa yeni pazarlar açar.
Yerel ürünlerin değerini yükseltir.
Gençlere umut olur.
Göçü azaltır.
Ve en önemlisi, Ağrı'nın ekonomik kimliğini değiştirir.
Diyadin'e gelen misafirler sadece termal tesislerde kalmayacaktır. İshak Paşa Sarayı'nı gezecek, Ağrı Dağı'nı görecek, bölgenin kültürünü tanıyacak ve şehrin ekonomisine çok yönlü katkı sağlayacaktır.
Bugün yapılması gereken şey, tek tek otel yapmak değildir.
Asıl ihtiyaç; master planı hazırlanmış, uluslararası yatırımcılara açık, markalaşmış bir Termal Turizm Organize Bölgesi oluşturmaktır.
Bu proje yalnızca Diyadin'in değil, Ağrı'nın ve Türkiye'nin doğu vizyonunun bir parçası olmalıdır.
Çünkü şehirler tesadüfen büyümez.
Onları; cesur fikirler, doğru planlar ve geleceği bugünden görebilen insanlar büyütür.
Belki de yüz yıl sonra çocuklarımız Ağrı'nın kalkınma hikâyesine şahitlik ederken şu cümle kuracaktır:
"Bir gün birileri, Diyadin'in altındaki sıcak suyun sadece bir kaplıca olmadığını görmüş ve bu şehrin geleceğini bu temelde inşaa etmişler."
İşte geliniz asırlık onur ve şeref nişanesi olan bu fikre sahip çıkalım.
Vesselam....