Raif Medetoğlu

Hiç kuşkusuz Üniversite Yönetmek Güçle Değil, Adaletle Mümkündür

Raif Medetoğlu

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Üniversiteler; şehirlerin, bölgelerin ve ülkenin geleceğini inşa eden ilim yuvalarıdır. Akademisyenin memleketi, siyasi görüşü, etnik kökeni veya hemşehrilik bağı değil; bilgisi, üretkenliği ve liyakati esas alınmalıdır.

Bir üniversitenin gerçek itibarı ortaya koyduğu adalet anlayışıyla ölçülür. Akademisyenlerin korkuyla değil özgürce ürettiği, liyakatin kişisel yakınlıkların önüne geçtiği kurumlar geleceği inşa eder.


Son günlerde Iğdır Üniversitesi ile ilgili kamuoyuna yansıyan haberlerde, bazı Ağrılı akademisyenlere yönelik mobbing, ayrımcılık ve baskı uygulandığı yönünde ciddi iddialar gündeme gelmektedir. 
İddiaların ciddiyeti bile tek başına, ilgili kurumların şeffaf ve tarafsız bir inceleme yürütmesini gerekli kılmaktadır.


Hiç şüphesiz birkaç akademisyenin mağduriyeti ile birlikte, burada devlet üniversitesinde hukukun, liyakatin ve akademik özgürlüğün yara alması kabul edilebilir bir durum değildir.

Tabiki burada ki sessizlik'te kabul edilemez. 
Çünkü cevap verilmeyen her iddia büyür, kuruma duyulan güveni zedeler ve kamu vicdanında soru işaretleri oluşturur.

Hiç kimse doğduğu şehir nedeniyle ayrıcalık göremez. Ama hiç kimse de doğduğu şehir nedeniyle dışlanamaz. Bir akademisyenin memleketi değil, bilimsel yeterliliği değerlendirilmelidir. Üniversite yönetimleri bunun güvencesi olmak zorundadır.

Bugün kamuoyunun beklediği şey polemik değil, gerçektir. 
Ortada mobbing iddiaları ciddiyetini korumaktadır.
Bu durum kesinlikle YÖK yönetimi tarafından bağımsız ve tarafsız şekilde araştırılmalıdır. Eğer ayrımcılık yapıldıysa sorumlular hukuk önünde hesap vermelidir. Eğer iddialar gerçeği yansıtmıyorsa bu da belgeleriyle kamuoyuna açıklanmalıdır.

Üniversiteler hesap vermez kurumlar değildir. Kamu kaynaklarıyla ayakta duran her üniversite, millet adına yönetilmektedir. Bu nedenle yöneticilerin en temel sorumluluğu şeffaflık ve hesap verebilirliktir.

Buradan Yükseköğretim Kurulu'na ve ilgili denetim makamlarına açık bir çağrıda bulunuyorum:

Kamuoyuna yansıyan iddialar gecikmeksizin incelenmeli, hiçbir akademisyen kimliği, memleketi veya düşüncesi nedeniyle baskıya uğramamalıdır. Sessizlik, iddiaları ortadan kaldırmaz; aksine büyütür.

Adaletin olmadığı yerde bilim gelişmez. Bilimin gelişmediği yerde ise ne üniversite büyür ne de ülke kazanır.

Gerçekler araştırılmalı, sorumlular ortaya çıkarılmalı ve üniversiteler yeniden bilimin, liyakatin ve adaletin yuvası haline getirilmelidir.


Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey; önyargılar değil hakkaniyet, ayrımcılık değil eşitlik, baskı değil akademik özgürlüktür. Üniversitelerimizin gerçek gücü de tam olarak burada yatmaktadır.

Yazarın Diğer Yazıları