Raif Medetoğlu

AĞRI ARTIK ALKIŞ DEĞİL, AKIL VE SONUÇ İSTİYOR

Raif Medetoğlu

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Geçtiğimiz günlerde Ağrı’da önemli bir buluşma gerçekleşti.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Sayın Ali İhsan Yavuz, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi.

Yaklaşık 200 kişinin katıldığı bir toplantıydı.

Aslında bu buluşma, Ağrı’nın Ankara ile kurması gereken ilişkinin yeniden düşünülmesi açısından önemli bir fırsattı.

Fakat toplantının yaklaşık 45 dakika gecikmeli başlaması ve daha toplantının başında yalnızca üç kişiye söz verileceğinin açıklanması, salondaki birçok STK temsilcisinde doğal olarak bir rahatsızlık oluşturdu.

Çünkü mesele sadece bir toplantının geç başlaması değildi.

Mesele, Ağrı’nın sözünün Ankara’ya nasıl ulaşacağıydı.

Ben toplantıda Ağrı Sivil Toplum Örgütleri Birliği adına söz aldığımda özellikle şunu ifade ettim:

Biz artık sadece toplantı istemiyoruz.
Biz sonuç istiyoruz.

Daha önce de çok sayıda toplantıya şahit olduk.

Konuşmalar yapıldı.

Fotoğraflar çekildi.

Güzel cümleler kuruldu.

Herkes birbirini dinledi.

Sonra herkes kendi işine döndü.

Peki ya Ağrı’nın sorunları?

Peki ya o toplantılarda dile getirilen talepler?

Peki ya verilen sözlerin akıbeti?

İşte asıl mesele burada başlıyor.

Bir toplantının kıymeti, salonda kaç kişinin konuştuğuyla değil; toplantıdan sonra kaç sorunun çözüme kavuştuğuyla ölçülür.

Ben bu nedenle toplantıda “Ağrı STK Ankara Masası” kurulmasını önerdim.

Bu bir masa olsun.

Ama sadece adı masa olmasın.

Ağrı’nın meselelerinin Ankara’da takip edildiği, ilgili bakanlıklarla, bürokrasiyle ve siyasi iradeyle düzenli temas kurulduğu gerçek bir istişare mekanizması olsun.

Ağrı’nın sağlık sorunu varsa masaya gelsin.

Eğitim sorunu varsa masaya gelsin.

Ekonomisi, istihdamı, sınır ticareti, ulaşımı, tarımı, sanayisi, turizmi konuşulsun.

Her mesele dosyalansın.

Her dosyanın bir muhatabı olsun.

Her talebin bir takipçisi olsun.

Ve en önemlisi:

Sonucu Ağrı’ya dönsün.

İşte benim “Ağrı STK Ankara Masası” derken kastettiğim budur.


Bugün Ağrı’nın ihtiyacı yeni bir protokol fotoğrafı değildir.

Yeni bir toplantı salonu da değildir.

Ağrı’nın ihtiyacı kurumsallaşmış bir istişare aklıdır.

Çünkü sivil toplum sadece alkışlayan bir kitle değildir.

Sivil toplum; şehrin vicdanıdır.

Sahadaki gözüdür.

Vatandaşın sesidir.

Bazen siyasetin göremediğini görür.

Bazen bürokrasinin duyamadığını duyar.

Bazen de karar vericilere hoşlarına gitmeyecek gerçekleri söylemek zorundadır.

İşte sivil toplumun gerçek değeri tam da burada ortaya çıkar.


Burada siyasi bir gerçeğin de altını çizmek gerekiyor.

AK Parti'nin kuruluşundan bu yana en güçlü söylemlerinden biri, milletle doğrudan temas ve istişare kültürü olmuştur.

Bugün Ağrı’daki sivil toplumun söylediği de aslında bunun devamıdır:

Milletin temsilcilerini dinleyin.
Şehrin vicdanını dinleyin.
Sahadaki gerçekliği dinleyin.

Çünkü siyaset sadece kürsüden millete konuşmak değildir.

Siyaset aynı zamanda milleti dinleme sanatıdır.

Ve dinlemek, sadece mikrofonu uzatmak değildir.

Dinlemek; söyleneni anlamak, anlamlandırmak, kayıt altına almak ve gereğini yapmaktır.


Ağrı’da toplantıya katılan bazı STK temsilcilerinin memnuniyetsizliği de bu açıdan okunmalıdır.

Bunu kişisel bir meseleye indirgemek doğru değildir.

Mesele Sayın Ali İhsan Yavuz’un şahsı da değildir.

Mesele bir toplantının organizasyonundan çok daha büyüktür.

Mesele, Ankara ile Ağrı arasındaki istişare kanalının ne kadar güçlü olduğudur.

Eğer sivil toplum kendisini yalnızca toplantıya davet edilen bir misafir olarak görürse, burada bir sorun vardır.

Eğer STK'lar konuşuyor fakat söylediklerinin akıbetini bilmiyorsa, burada bir sorun vardır.

Eğer aynı meseleler yıllar boyunca tekrar tekrar konuşuluyor ama sonuç alınamıyorsa, burada daha büyük bir sorun vardır.

Ve bu sorun sadece bir siyasi partinin değil, Ağrı’nın ortak meselesidir.


Artık Ağrı’nın yeni bir anlayışa ihtiyacı var:

Ortak akıl.
Ortak irade.
Ortak gelecek.

Bizim derdimiz herhangi bir siyasi yapıyla kavga etmek değildir.

Bizim derdimiz Ağrı’nın meselelerini daha yüksek sesle, daha doğru yerde ve daha güçlü bir şekilde anlatmaktır.

Biz Ankara ile kavga etmek değil, Ankara ile daha güçlü bir istişare mekanizması kurmak istiyoruz.

Biz siyasetin yerine geçmek istemiyoruz.

Ama siyasete sahadan veri, fikir ve çözüm önerisi sunmak istiyoruz.

Çünkü şehirlerin geleceği sadece siyasetçilerin değil, toplumun ortak aklıyla inşa edilir.


Şunu artık açıkça söylemenin zamanı geldi:

Ağrı susan bir şehir olmamalıdır.

Ağrı kenarda bekleyen bir şehir olmamalıdır.

Ağrı, Ankara’nın kapısını yalnızca bir talep için çalan şehir de olmamalıdır.

Ağrı;

ne istediğini bilen,

neden istediğini anlatabilen,

projesini hazırlayan,

dosyasını Ankara’ya götüren,

sonucunu takip eden

ve gerektiğinde yeniden masaya oturan

bir şehir olmalıdır.

Bunun yolu da ortak akıldan geçmektedir.


Ben hâlâ şuna inanıyorum:

Bu şehirde çok büyük bir potansiyel var.

Ama potansiyel tek başına yetmez.

Potansiyeli harekete geçirecek ortak bir irade gerekir.

Sivil toplumuyla, üniversitesiyle, bürokrasisiyle, belediyesiyle, iş dünyasıyla, siyasi temsilcileriyle ve bütün toplumsal kesimleriyle Ağrı aynı masanın etrafında buluşabilirse, işte o zaman gerçek bir dönüşüm başlar.

Bizim çağrımız budur:

Daha az protokol, daha çok istişare.
Daha az nutuk, daha çok proje.
Daha az görüntü, daha çok sonuç.

Ve artık Ağrı’nın Ankara’ya söylemesi gereken söz de nettir:

“Bizi sadece dinlemeyin.

Bizimle birlikte düşünün.

Birlikte üretin.

Ve birlikte sonuç alın.”

Çünkü Ağrı’nın ihtiyacı alkışlanacak bir toplantı değil;

geleceğini değiştirecek bir ortak akıldır.

Yazarın Diğer Yazıları