2053 Vizyonunda Ağrı Neden Yok?
Raif Medetoğlu
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından açıklanan yeni demiryolu vizyonu umut vericidir.
2028 yılına kadar hızlı trenle bağlanan il sayısının 27'ye çıkarılması, demiryolu ağının 17 bin kilometrenin üzerine taşınması ve 2053 yılında Türkiye'nin dört bir yanının yüksek hızlı trenlerle birbirine bağlanması, ülkemizin geleceği adına önemli hedeflerdir.
Bu vizyonu destekliyor, emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.
Ancak bu büyük hedefleri okurken, Ağrılı bir vatandaş olarak zihnimde tek bir soru oluştu:
2053 Türkiye'sinde Ağrı neden hâlâ demiryolu yatırımlarının merkezinde yer almıyor?
Bu soru sadece Ağrı'nın değil, Türkiye'nin doğu sınırının, dış ticaretinin ve lojistik geleceğinin de sorusudur.
Çünkü Ağrı sıradan bir şehir değildir.
Ağrı; Türkiye'nin İran'a açılan en büyük sınır kapısı olan Gürbulak'a ev sahipliği yapmaktadır.
Asya ile Avrupa arasındaki en önemli kara ticaret koridorlarından birinin tam merkezindedir.
Her yıl on binlerce tır bu güzergâhtan geçmektedir.
Fakat XXI. yüzyılda bu yüklerin neredeyse tamamı karayoluyla taşınmaktadır.
Bu tablo sürdürülebilir değildir.
Bugün gelişmiş ülkeler yük taşımacılığında demiryolunu tercih ediyor.
Çünkü demiryolu daha ucuzdur.
Daha güvenlidir.
Daha çevrecidir.
Daha hızlıdır.
Ve uluslararası ticarette rekabet avantajı sağlar.
Ağrı'ya yapılacak modern bir demiryolu yatırımı yalnızca yolcu taşımayacaktır.
Hayvancılık ürünlerini...
Tarımsal üretimi...
Sanayi ürünlerini...
İhracatı...
Turizmi...
Yatırımı...
İstihdamı...
Kısacası umudu taşıyacaktır.
Üstelik bu yatırım sadece Ağrı için değildir.
Doğubayazıt'ın gelişmesi demektir.
Patnos'un sanayisinin büyümesi demektir.
Diyadin'in jeotermal kaynaklarının ekonomiye kazandırılması demektir.
Hamur, Tutak, Eleşkirt ve Taşlıçay'ın üretimle buluşması demektir.
En önemlisi ise Türkiye'nin Orta Koridor hedefinin güçlenmesi demektir.
Eğer Türkiye gerçekten Avrupa ile Asya arasında küresel bir lojistik merkez olmak istiyorsa, Gürbulak Sınır Kapısı mutlaka demiryolu ile desteklenmelidir.
Bu sadece bölgesel bir talep değildir.
Milli bir ihtiyaçtır.
Stratejik bir zorunluluktur.
Ekonomik bir yatırımdır.
Bugün Kars-Iğdır-Dilucu Demiryolu Projesi hayata geçirilirken, İran'a açılan en yoğun ticaret kapısının bulunduğu Ağrı'nın da benzer bir vizyonla planlanması artık kaçınılmazdır.
Çünkü demiryolu geçen yere sadece tren gitmez.
Sanayi gider.
Yatırım gider.
Üniversite gelişir.
Turizm canlanır.
Gençler iş bulur.
Göç azalır.
Şehir büyür.
Artık Ağrı'nın beklentisi ayrıcalık değildir.
Ağrı, Türkiye'nin ulaştırma vizyonunda hak ettiği stratejik yeri istemektedir.
Bugün yetkililerimize düşen görev, yalnızca mevcut haritaya bakmak değil; 2053 Türkiye'sinin ekonomik haritasını bugünden çizmektir.
O haritada Ağrı mutlaka yer almalıdır.
Çünkü güçlü Türkiye, doğusuyla birlikte güçlüdür.
Ve unutulmamalıdır ki;
Demiryolu olmayan bir sınır şehri, potansiyelinin önemli bir bölümünü kullanamayan bir sınır şehridir.
Ağrı artık beklemek değil, Türkiye'nin demiryolu geleceğinde hak ettiği yeri almak istiyor.