Prof. Dr. M. Salih GEÇİT

Ramazan ayına girerken

Prof. Dr. M. Salih GEÇİT

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

“Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi oruç tutmak size de farz kılındı. Umulur ki böylece günah ve fenâlıklardan korunursunuz.” (Bakara / 183. Ayet).

Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da azaptan kurtuluş olan Ramazan Ayını iman, ibadet, ihlas, sıdk, teslimiyet ve samimiyet ile idrak etmenin mutluluğu içindeyiz. Bu ayda beş vakit namazın yanında akşamları kıldığımız teravihlerimizle,  her gün Kur'an-ı Kerîm'i okuduğumuz mukabelelerimizle, iftar davetlerimiz ve sahur vaktindeki şükür ve yalvarışlarımızla ümmet olarak Nebevî atmosferin hâkim olduğu Asr-ı Saadette yaşamış gibi olacağız inşaallah.

“Orucun farz kılındığı ramazan ayı, insanlara hidâyet rehberi olup onlara doğru yolu gösteren ve hakkı bâtıldan ayırıcı en açık delilleri ihtiva eden Kur’an’ın indirildiği aydır. İşte bu sebeple içinizden ramazan ayına erişen orucunu tutsun. Ancak hasta veya yolcu olup da oruç tutamayan kimse, tutamadığı oruçları başka günlerde tutsun. Allah sizin için kolaylık diler, fakat zorluk dilemez. Bütün bunlar sayıyı tamamlamanız, size doğru yolu gösterdiği için Allah’ın yüceliğini tanımanız ve O’na şükretmeniz içindir.” (Bakara / 185. Ayet)

Yüce Kitabımız Kurân-ı Kerîm’in Hira Mağarasında nazil olmaya başladığı, bin aydan daha hayırlı Kadir gecesinin bulunduğu bu mübarek ayda Müslümanlar olarak Ramazan’ın irade eğitiminden geçecek, onun manevi hastalıklara şifa veren faziletlerini yaşayacak, mümin gönülleri ibadet nuruyla dirilten yönlerini doya doya tadacağız. Bir ay sonra da bayram sürecine girerek sevincimizi, mutluluğumuzu paylaşma, birlik ve beraberlik duygularımızı fiiliyata geçirme gayretine gireceğiz. 

Ramazan ayının başında ibadet, oruç, iftar, sahur, hatim, teravih heyecanını büyük bir coşku içinde yaşadığımız gibi hitamında bir taraftan bayram sevincini gönlümüzün derinliklerine kadar yaşarken diğer taraftan başta Gazze olmak  üzere İslâm dünyasının birçok yerinde acı, ızdırap ve gözyaşı içinde işgal ve zulme maruz kalan kardeşlerimizin sıkıntı, keder ve dertlerini de paylaşacağız.

Hz. Peygamber (s.a.s.) buyurdular ki:

“Nice oruç tutanlar vardır ki, orucundan kendisine kuru bir açlıktan başka bir şey kalmaz! Geceleri nice namaz (terâvih ve teheccüd) kılanlar vardır ki, namazlarından kendilerine kalan yalnız uykusuzluktur.” (İbn-i Mâce, Sıyâm, 21).

Bu nedenle bizler özellikle bu sene Ramazan Ayı boyunca hüzünle kuşatılmış buruk bir sevinç içinde eda ettiğimiz ibadetlerimizin peşi sıra ümmetin bu dertlerden kurtulması, Filistin ve işgal altındaki diğer İslâm  diyarlarının azat olması için bol bol dualar da edeceğiz. Zulüm ve haksızlık temeli üzerine kurulup süper güçlerin zayıf ülke ve halkları ezdiği dünyanın bu haliyle insanlığa mutluluk ve huzur verecek bir dünya olmadığını çok iyi bildiğimizden ümmet olarak Kur'ân'ın huzur, aydınlık ve hidayet dolu mesajlarının tüm dünyaya hakim olması için gayret göstermeli ve bu çerçevede mükellef olduğumuz tebliğ ve cihad vazifemizi eda etme bilincimizi hatırlamalı, hatırlatmalıyız.

İbni Abbâs (r.a.)’ın rivayetine göre Hz. Peygamber (s.a.s.) buyurdular ki:

“Resûllullah insanların en cömerdi idi. Onun en cömert olduğu anlar da Ramazan’da Cebrâil’in (a.s.), kendisi ile buluştuğu zamanlardı. Cebrâil (a.s.), Ramazan’ın her gecesinde Hz. Peygamber ile buluşur, (karşılıklı) Kur'an okurlardı. Bundan dolayı Resûlullah Cebrâil (a.s.) ile buluştuğunda, esmek için engel tanımayan bereketli rüzgârdan daha cömert davranırdı." (Buhârî, Bedü'l-vahy 5, 6, Savm 7, Menâkıb 23, Bed'ul-halk 6, Fezâilü'l-Kur'ân 7, Edeb 39).

Bu ayda fakir fukarayı unutmayacak, zekat, fitre ve düğer yardımlarımızla onların sofralarını, gönüllerini, ceplerini, iftar masalarını ihya edeceğiz. Kendi evimizi yemek sergisi ve ziyafet salonu yapıp fakir kardeşini unutan kişilerden olmayacağız. Çünkü biliyoruz ki, “Mü’min evinde tok yaşarken kardeşi aç yatan” değildir. Zira biliyoruz ki, “Kendi tok iken kardeşi aç yatan bizden değildir.” O nedenle Ramazan ayı sadece oruç, iftar ve fitre ayı olmayacak, aynı zamanda kardeşlik, dayanışma, yarımlaşma şuurunun en üst perdede yaşandığı bir uygulamalı medeniyet mektebi de olacaktır.

Yüce Allah'tan niyazımız ibadetlerimizin makbuliyeti, sevinçlerimizin artması, sıkıntılarımızın giderilmesi, ümmetimizin ve dünyanın mazlum haklarının kurtulması yönündedir.

Bu duygu ve düşüncelerle tüm İslâm dünyasını, milletimizin, memleketimizi, Ağrı İlimizi ve ilçelerini, bütün din kardeşlerimizi Ramazan vesilesiyle tebrik eder, Ramazan Ayı boyunca eda ettikleri ibadetlerin makbul olmasını, Ramazan ayı ve Bayramının maddi-manevi bereketiyle dünya ve ahiret saadetimize vesile olmasını, nice nice bayramlara sağlıkla ve huzurla erişmemize vesile olmasını yüce Allah’tan niyaz ederek, cümlemizin Ramazan Ayını tebrik ediyorum.

Yazarın Diğer Yazıları