Kamuoyunun vicdanı, halkın sesi ve denetleyici gücü olmanız gerekirken;
Siyasi gücün emir eri, yerel gücün gönüllü neferi olursanız...
Yaşadığınız şehirde zorbalık, kumar, tefecilik ve çeteleşme büyürken;
Üç maymunu oynarsanız...
Halk fakirleşirken, üretim gerilerken, gençler umudunu kaybederken;
Şehrinizin değil, genel merkezinizin önceliklerini düşünürseniz...
Şehirde talan büyürken, plansız yapılaşma artarken, hizmet yerine slogan üretilirken;
Korkup köşenize sinerseniz...
Şehrinizin anneleri yoklukla mücadele ederken, aileler çaresizlik içinde kıvranırken;
Bürokratik programlara konu mankeni olursanız...
Liyakatin yerini torpil, adaletin yerini hatır-gönül ilişkileri alırken;
Haksızlığın karşısında susup, menfaatinizin yanında saf tutarsanız...
Halkın kapısını çalmak, derdini dinlemek, halkla ağlamak varken;
Toplanıp elde ettiğiniz başarıları(!) anlatıp, kendinizle gurur duyarsanız...
Şehriniz her alanda dip yapmışken, resmî verilerde bile yaşanılmaz şehirlerin başında bulunurken;
Protokol fotoğraflarında yer almayı başarı ölçüsü sayarsanız...
Yereldeki acılara kör, sağır ve dilsiz;
Uzak coğrafyalardaki acılara ise son derece duyarlı olursanız...
Toplumun vicdanını temsil edemezsiniz.
Çünkü;
Önce verdiğiniz güven kaybolur.
Sonra sahip olduğunuz samimiyet sorgulanır.
En sonunda ise;
Tabelası duran ama toplumdaki karşılığı silinmiş bir STK kalır.
Dost uyarısıdır.
"Navê dinyayê ezabê qebrê zortire."
Dünyada bırakacağınız isim (itibar) kabir azabından daha zordur.