Türk Dil Kurumu onları, “gizli ve kurnazca kötülük yapan, gizlilik ve kurnazlık belirten” olarak tanımlar.
Edebiyatçılar onları, “Kötülüklerini iyilik görüntüsünün arkasına saklayarak yapanlar...” olarak kaydeder.
Ben ise iyi bir edebiyatçı olmadığımdan, onları tek bir cümleyle ifade edemiyorum. Biraz uzun olacak, hoşgörün.
Onlar;
Yanınızdayken sizi överler; siz yokken sizi küçümser, hakkınızda farklı bir hikâye anlatırlar.
Kendileri tartışmaya, kavgaya girmezler. Kavga zeminini hazırlayıp rakip gördüklerini, başkalarıyla yenmeye çalışırlar.
Masumiyet görüntüsünü çok iyi kullanırlar. Hep iyi insan, iyilik yapan insan kılığında gezerler.
İnsanların korkularını, sırlarını ve zaaflarını (bir gün koz olarak kullanmak üzere) dikkatle öğrenirler.
Başkalarının hayatını merak eder, sürekli bilgi toplarlar. Fakat kendi hayatlarıyla ilgili son derece ketumdurlar.
İşler ters giderse sorumluluğu ustaca başkasına bırakırlar. İşler iyi giderse başarıya asla ortak kabul etmezler.
Güçlüye karşı başka, güçsüze karşı başka davranırlar. Menfaate göre ahlâk değiştirirler.
İnsana doğrudan saldırmak yerine itibarını aşındırırlar.
Söylemleriyle eylemleri sürekli farklıdır.
Kendilerini sürekli kazandıran taraf olarak gösterirler. Ama nedense hep halk kaybeder.
Düşmanınız kuyunuzu açıkça kazar.
Onlar ise dost olarak, yanınızda görünerek kuyunuzu kazarlar.
Onları tanımak zaman alır. Çünkü dilleri ve davranışları, gerçek kişiliklerini sürekli gizler.
Gerçek yüzleri ancak zamanla ortaya çıkar.
Onlar kim mi?
Sanırım tanıdınız...
Allah size, bırakın düşmanın, dostun bile SİNSİsini vermesin.