Şehrin saf delikanlısı Emo, burnu bir karış havada, sonradan görme bir siyasetçinin kapısını çalmış.
İş istemeye gitmiş.
Siyasetçi, Emo’yu baştan aşağı süzüp müzipçe gülümsemiş:
“De hele Emo Efendi, ne müdürü olmak istersin?” diye sormuş.
“Müdür” lafını duyan Emo’nun gözleri parlamış. Yüzü sevinçten bahar bahçesine dönmüş:
“Hangi müdürlük olsa yaparım başkanım. Yeter ki bir müdürlük olsun!” demiş.
Siyasetçi koltuğuna iyice yaslanmış. Önündeki dosyalara bakmış, sonra tavana dalmış:
“Hangi müdürlük Emo’ya yakışır?.. Bir düşüneyim… Düşüneyim…”
Bir süre sonra parmaklarını şaklatmış:
“Buldum! Sana yakışacak bir makam buldum. Seni Kültür Müdürü yapacağım!”
Emo’nun yüzündeki bahar bahçe sevinci bir anda uçup gitmiş. Yerini hüzünle karışık bir kırgınlık almış.
Siyasetçi şaşırmış:
“Ne oldu Emo? Kültür Müdürü teklifimi duyunca yüzünün şekli değişti. Yoksa beğenmedin mi?” diye sormuş.
Emo derin bir iç çekmiş. Başını iki yana sallayıp:
“Aşk olsun başkanım!” demiş.
Bir an susmuş. Sonra siyasetçinin gözlerinin içine bakıp sitem etmiş:
“Sizin makamdan bakınca ben o kadar cahil mi görünüyorum?”
Siyasetçi ne diyeceğini bilememiş.
Emo kapıya yönelmiş. Tam çıkacakken durmuş:
“Bana ‘saf’ diyorlar başkanım, eyvallah… Ama, şükür, ‘cahil ve karaktersiz’ demiyorlar.”