Hızlı tren, Ağrı için bir lüks değil; olmazsa olmaz bir zorunluluktur.
Tarihi İpek Yolu güzergâhında bulunan ve uluslararası sınır kapısına sahip Ağrı'nın hızlı trenle mutlaka buluşması gerekiyor.
Ağrı'ya hızlı tren istemek, gelecekte nefes almayı istemektir.
Bu nedenle hızlı tren talebi sonuna kadar haklı ve meşrudur.
Fakat hızlı tren konusunda çıkarılan yüksek sesteki mesele çok farklıdır...
Ağrı eğitimde, sağlıkta, ekonomide, istihdamda ve sosyal hayatta yıllardır geriye giderken sessiz kalanlar...
Şehir dip yaparken tek kelime etmeyenler, hatta bu tabloyu hazırlayanları övüp övüp bitiremeyenler...
Ne oldu da konu hızlı tren olunca birden vicdan sahibi kesildiler?
Psikoloji bilimi bunu;
"Geçici duyarlılık:
İnsanlar, sonuçları somut ve görünür olan konulara daha kolay tepki verir."
Ve
"Bilişsel çelişki:
Yıllarca yaşanan sorunlara sessiz kalan kişi, kendisini vicdanen rahatlatmak için görünürlüğü yüksek bir konuda güçlü tepki verir," diye açıklar.
Sosyoloji bilimi ise bu durumu,
"Sürü psikolojisi:
Bir konu gündem olduğunda insanlar, bireysel düşünceden çok topluluğun duygusuna katılma eğilimi gösterir," diye açıklar.
Bana soracak olursanız:
Sosyoloji bilimi de, psikoloji bilimi de doğru söylüyor ama Ağrılıları iyi tanımadıkları için az eksik söylüyorlar.
O az eksik kısmını da ben tamamlayayım:
Cahiliye ilmi bunu,
"Suyunu ısıtmak:
Yönetici veya otorite konumunda bulunan bir kişiyi koltuğundan düşürmek için plan yapmak," olarak açıklıyor.
"Ne alaka?" demeyin.
Memleket sorunlarına duyarlı olan ve hızla tren konusunda da bu duyarlılığı ilk olarak kim seslendirdi?
Kızılay Ağrı Şube Başkanı.
Başkanın sosyal medya hesabında gösterdiği bu bireysel tepkiyi "haklı talep" diye hızlı haber yapıp bize sundular.
Hızlı tren konusunda oluşan haklı toplumsal tepkiyi de "fitne çıkardı" diye hızlı raporlayıp ilgili makamlara gönderdiler.
Rapor tutarsa...
Hızlı tren yerine, güç ve makam yalayıcılığında hızlı bir başkan gelecek.