Cehalet, kısaca bilgisizliktir. Bilgili olma kavramının zıddıdır. Bir konu hakkında yeterli bilgiye sahip olmama durumudur.
Cehalet bilgiyle ilgilidir ama bir toplumdaki herkesin bilgili olması, o toplumun cehaletten kurtulduğu anlamına gelmiyor.
Çünkü diploma ayrı, bilinç ayrı şeydir.
Üniversite mezunu olduğu hâlde düşüncesiz olan insan da vardır; eğitimi sınırlı ama son derece sağduyulu düşünen insan da vardır.
Bir insanın bir konuda bilgisiz olması gayet normaldir.
Çünkü herkes her konuda her şeyi bilemez.
Ama normal olmayan;
İnsanın bilgisiz olduğu konu hakkında kendi düşüncesini mutlak doğru sanmasıdır.
İşte cehalet, bu normal olmayan insan tipinde hayat bulur ve normal olan insanların hayatını karartarak beslenir.
Çünkü cehaletin hâkim olduğu toplumlarda;
Gerçek ile söylenti birbirine karışır.
Bilginin değil, duygunun üstün geldiği bir anlayış oluşur.
İnsanlar araştırmadan hüküm verir.
Farklı düşünenler susturulmak istenir.
Kulaktan dolma bilgiler, araştırılmış gerçeklerin önüne geçer.
Derken;
Toplumsal kutuplaşma büyür.
Sağduyu yerini öfkeye, düşünme kültürü yerini cehalete bırakır...
Zonguldak'taki tarım işçilerine yönelik saldırı gibi münferit olaylar üzerinden; Türkiye'nin içine girdiği barış ve demokratik toplum sürecini baltalamak isteyenlere, cehaletin diliyle hareket edenlere prim vermeyelim.
Cehaletin, hayatımızı karartarak hayat bulmasına müsaade etmeyelim.
Bir evde iki kardeş de kavga eder, bir tarlada iki komşu da...