İnsan yanılabilir, insan hata yapabilir, insanın düşüncesi yetmeyebilir, o an ufku kapanabilir...
Böyle bir durumun neticesinde; insan yanlış düşünebilir, yanlış yapabilir, yanlış konuşabilir, yanlış yazabilir.
İnsan diyorum; yanlış yapabildiği gibi, günü geldiğinde doğru ortaya çıktığında, o gün yanıldığını da itiraf edebilmeli...
Şu an Ağrı Millet Bahçesi'nin bulunduğu yer, bir zamanlar şehirler arası otobüs terminaliydi.
Sonra otel yapıldı, ardından belediye binası olarak kullanıldı.
Daha sonra, şu an İzmir Valisi olan eski Vali Süleyman Elban'ın belediye başkan vekilliği yaptığı dönemdeki girişimleriyle Millet Bahçesi'ne dönüştürüldü.
Yeşil alan ve rekreasyon (insanların boş zamanlarında gönüllü olarak katıldıkları fiziksel ve zihinsel aktiviteler) proje çalışmaları başladığında, projeyi çok eleştirdim.
Gerekçem şuydu:
“Şehrin hangi tarafından çıkarsan çık, 500 metre sonra doğal yeşil alandasın. Belediyenin bütçesini yeşil alana değil, öncelikli hizmetlere harcayın...” diyordum.
Ben hep doğayla iç içeydim.
Sanırdım ki şehirdeki herkes benim gibidir.
Ben nereye gidersem bir tanıdık çıkardı; yani kendimi güvende hissederdim.
Sanırdım ki şehirdeki herkes benim gibidir.
İşim gereği gün boyu dışarıdaydım, akşamları dışarı çıkma ihtiyacı duymazdım.
Sanırdım ki şehirdeki herkes benim gibidir...
Sonra Millet Bahçesi'ni ve bahçenin şehre kattığı değeri her gördüğümde, itiraf ediyorum; önce kendime, sonra bu hizmeti sunanlara mahcup oldum.
Bunu niye anlattım?
Millet Bahçesi'nin içinden geçen dere boyunca, Yüzüncüyıl Mahallesi'ne doğru sağlı sollu;
Sosyal yaşam alanlarını,
Spor ve eğlence alanlarını,
Çocuk oyun alanlarını kapsayan:
Bakan Murat Kurum Millet Bahçesi hizmete açılmış.
Ağrı'ya ve Ağrı'da yaşayanlara yakışır.
Hayırlı olsun.