Kişisel gelişimini tamamlayamamış, sosyal ve kültürel gelişimden habersiz...
Bilime uzak ve kainata iğne ucu kadar küçük bir pencereden bakıyor ama âlim unvanı var.
Dünü bilmez, bugünü anlayamaz, yarından haberi yok ama uzman unvanı var.
Küresel makro'yu market, yerel mikro'yu misket sanıyor ama ekonomist unvanı var.
Bir adım ötesini görmez, bakış açısı yok; sağını solunu bilmez ama danışman unvanı var.
Doğrunun ne olduğunu bilmez, yanlışlarını şeytana yükler...
Hoşgörünün “hoş”undan bile habersiz ama gönül ehli unvanı var.
Özsaygısı yok, özgüveni tüy kadar hafif; kıt bilgisine bağımlı ama dava adamı unvanı var.
Öz iradesi yok, bağımsız karar veremez; hayatın olumlu tarafını göremez ama rehber unvanı var.
Kendi asaletini parlatacak bir meziyeti yok, gerçi kendi asaleti de yok, başkasının asaletiyle üstünlük taslıyor...
Kulağı çevrilince istenen yöne giden bir soytarıdan farkı yok, ama aydın unvanı var.
Mesele unvan değil;
O unvanı taşıyacak bilgiye, akla, iradeye, ahlaka ve birikime sahip olmak.
Bakıyorsun bir unvanı var ama kendisinde o unvanın karşılığı yok.
Ama yine el üstünde tutuluyor.
Çünkü;
Alıcısı cehalet olan her malın katma değeri, maalesef, yüksek oluyor.