Bırakın düşünenler eleştirsin.
Eleştiri düşmanlık değildir. Eleştiri hakaret değildir. Eleştiri küfür değildir.
Hakaret edilmesine, küfür edilmesine ben de karşıyım.
Bir insanın ailesinin, özel hayatının, inancının ve itibarının hedef alınmasına ben de karşıyım.
Fakat bir makamı eleştirmek, makamda oturan insanı aşağılamak anlamına gelmiyor, gelmemeli.
Bunu birbirine karıştırmayın.
Siz kutsal değilsiniz. Kutsanmış değilsiniz. Kral hiç değilsiniz.
Sizi eleştiren herkes düşmanınız değildir. Size itiraz eden herkes kötü niyetli değildir.
Bir de makamlar dokunulmaz değildir.
Makamın itibarı, eleştiriden kaçmakla değil; vazifesini yapmakla korunur.
Siz, makamda oturanlar!
Kendi şahsınız değilsiniz artık. O makamın temsilcisisiniz. Halkın hizmetkârısınız.
Makam hizmet üretmiyorsa, vatandaşını dinlemiyorsa, adaleti gözetmiyorsa eleştirilir.
Makam halka tepeden bakıyorsa, emanet edilen yetkiyi kişisel bir ayrıcalığa dönüştürüyorsa daha çok eleştirilir.
Çünkü kamu görevi imtiyaz değil, halkın emanettir. Emaneti alan insan, hesap sorulmasından gocunmamalıdır.
Bugün makam sahibi olan kişi, yarın o makamda olmayabilir.
Ama yapılan işlerin ve alınan kararların olumsuz sonuçlarının bedelini, her zaman halk ödüyor.
Yanlışın zararını halk görüyorsa, bırakın halk eleştirsin.
Yapılan bir yanlışı dile getirmek, eksik bir hizmeti sorgulamak, yanlış bir kararı eleştirmek ve kamu adına hesap sormak hakaret değildir.
Tam tersine, sağlıklı bir toplumda vatandaşlık sorumluluğudur.
Birlikte yönetme hakkıdır.
Bir de;
Size iyiliği yalnızca sizi alkışlayan yapmaz. Bazen asıl iyiliği, yanlışınızı yüzünüze söyleyenler yapar.
O hâlde bırakın düşünenler eleştirsin. Bırakın vatandaş soru sorsun. Bırakın gazeteci sorgulasın. Bırakın yazar düşündürsün.
Siz kutsal değilsiniz.
Kutsanmış değilsiniz.
Kral hiç değilsiniz.