Bediüzzaman Said Nursî, insanın vazifesini; kalp-mide, beden-hane, mahalle-şehir, vatan-memleket, yeryüzü-insanlık ve hayat-dünya olmak üzere, içten dışa doğru genişleyen, altı farklı daire ile sınıflandırır.
İnsanın asıl vazifesinin, küçük dairelerden (kalp-mide, beden-hane) başlayıp büyük dairelere (yeryüzü-insanlık, hayat-dünya) doğru hizmet etmek olduğunu belirtir.
Psikolog Abraham Maslow ise ihtiyaçlar hiyerarşisinde bu dairesel yaklaşımı pramit şekilde ele alır. Ona göre insanın ihtiyaçları; temel gereksinimler, güvenlik, ait olma, saygınlık ve kendini gerçekleştirme olmak üzere beş basamaktan oluşur.
Maslow'a göre alt basamaktaki ihtiyaçlar (yeme, içme ve barınma) yeterince karşılanmadan, bireyin üst basamaktaki ihtiyaçlara ve "olabileceği en iyi kişi olma" hedefine psikolojik olarak odaklanması zordur.
Hangi düşünürü dinlerseniz dinleyin, insanın sorumluluğunun küçük dairelerden başladığını görürsünüz.
Mesela;
Konfüçyüs, toplumsal düzenin aileden başladığını savunur.
İbn Haldun, toplumsal görevin yakın bağlarla başladığını belirtir.
Tolstoy, insanın dünyayı değiştirmeden önce kendisini ve çevresini düzeltmesi gerektiğini söyler.
Peygamber Efendimiz (s.a.v), "Hepiniz çobansınız ve hepiniz idare ettiklerinizden sorumlusunuz." buyurur.
Her Müslümanın anayasası kabul edilen Kur'an-ı Kerim'de de şöyle buyrulur:
"Şüphesiz Allah, adaleti, iyiliği ve yakın akrabaya yardım etmeyi emreder..." (Nahl Suresi, 90)
Şimdi düşünelim...
Önce bir insan, sonra da bir Müslüman olarak düşünelim.
Bizim asıl görevimiz nedir?
Buraya kadar okuduklarımızdan bir ders çıkaracak ve bir görev sıralaması yapacak olursak, şu sonuca ulaşırız:
Asıl vazifemiz;
Önce bedenimize hizmet etmek,
Bunu başardıysak ailemize hizmet etmek,
Bunu başardıysak mahallemize ve şehrimize hizmet etmek,
Bunu başardıysak vatanımıza ve milletimize hizmet etmek,
Bunu da başardıysak, nihayetinde insanlığa ve dünyaya hizmet etmektir.
Çünkü insanın sorumluluğu, en yakından başlayıp en uzağa doğru genişleyen halkalar hâlinde büyür.
Küçük dairelerde görevini yerine getiremeyen birinin, büyük dairelerde kalıcı ve faydalı hizmetler üretmesi hiçbir zaman mümkün değildir.
(Devam edecek)