Hak nedir, hukuk ne, iyi bilirsin;
Ben milletim, illet sensin, Müdür Bey!
Çiftçiyim, eğik baş düşmüş payıma;
Kaşı çatık velet sensin, Müdür Bey!
Babanın çiftliği değil bu makam,
Külhanbeyi gibi kesmeyin ahkâm.
Haddine mi düşmüş kesmek nafakam?
Mantığa eziyet sensin, Müdür Bey!
Alternatif ürün mü? Doğu burası;
Sekiz ay boyunca kışın karası.
Yoksa istemez mi yansın çırası?
Yangelip yatan fert sensin, Müdür Bey!
Tütün mü, pamuk mu, çay mı ekelim?
Zeytin mi, fındık mı, nar mı dikelim?
Deniz mi var, inip kürek çekelim?
Dilenen rezalet sensin, Müdür Bey!
Sürgüne gelmişsin, belli ki sen de;
Ne hızar görmüşsün, belli ne rende...
Üretmeye tembel, vurguna zinde;
Haksız eden servet sensin, Müdür Bey!
Adam bilip çare dilemek hata;
Diken olup pancar gözüne bata.
Siyasetçiye sağmal, çiftçiye çıta;
Sebebi sefalet sensin, Müdür Bey!
Ekim 2004 / Ağrı