Her dönemin bir yönetim anlayışı vardır.
Kimi yöneticiler her gün kameraların karşısına çıkar, yapılan en küçük işi bile büyük bir reklam kampanyasına dönüştürür. Kimileri ise konuşmaktan çok çalışmayı tercih eder.
Sessizdir... Gösterişten uzaktır... Ama arkasında bıraktığı eserler ve çözülen sorunlar konuşur.
Ağrı Valisi Sayın Önder Bozkurt, göreve başladığı günden bu yana ikinci anlayışı tercih eden isimlerden biri oldu.
Bugün geriye dönüp baktığımızda görüyoruz ki; makam odasında geçirilen saatlerden çok, sahada geçirilen mesailer var.
Köylerde vatandaşın sofrasına oturan, üreticiyi tarlasında dinleyen, esnafın dükkânına giren, yangın çıkan eve giden, sel olan bölgede inceleme yapan, devletin sadece resmi yüzünü değil, şefkatli yönünü de vatandaşla buluşturmaya çalışan bir yönetim anlayışı görüyoruz.
Bu yaklaşımın en önemli tarafı ise sorunları masa başında değil, yerinde görerek çözmeye çalışmasıdır.
Geçtiğimiz günlerde Sayın Valimizi makamında ziyaret ederek hem Ağrı'nın hem de yerel basının sorunları üzerine uzun bir istişare gerçekleştirme fırsatı bulduk.
Görüşmemiz sırasında Karayolları ile ilgili yıllardır çözülemeyen bazı sorunları kendilerine aktarmaya çalışırken dikkatimi çeken önemli bir detay oldu.
Sayın Vali, Karayolları Bölge Müdürü'nü Ağrı'ya davet ettiğini ve yapılacak saha incelemelerine benim de katılmamı istedi.
İl dışında olduğum için bu programa katılamadım.
Ancak gün boyunca yapılan incelemeleri yakından takip ettim.
Gördüğüm kadarıyla Sayın Vali, sadece sorunları dinleyen değil, ilgili kurumları sahaya indirerek çözüm üreten bir yönetim anlayışı sergiliyor.
Çünkü yıllardır dosyalarda bekleyen birçok proje ilk kez bu kadar detaylı şekilde yerinde ele alındı.
Bugün açıklanan projelere baktığımızda bunun somut örneklerini görüyoruz.
Ağrı Devlet Hastanesi Kavşağı'na yapılacak Yeni Nesil Akıllı Kavşak...
Ağrı şehir merkezine kazandırılacak yeni kavşaklar...
Havalimanı yolu düzenlemeleri...
Taşlıçay şehir geçişi...
Gürbulak Sınır Kapısı Kavşağı...
Eleşkirt şehir geçişindeki asfalt yenilemeleri...
Taşlısu Köprüsü'nün genişletilmesi...
Kağızman-Ağrı yolu heyelan ıslahı...
Horasan-Eleşkirt yolu...
Bunların hiçbiri küçük işler değil.
Bunlar doğrudan vatandaşın günlük yaşamını kolaylaştıracak, ulaşım güvenliğini artıracak ve Ağrı'nın geleceğine yatırım niteliği taşıyan projeler.
Elbette bunların tamamı bir günde yapılmayacak.
Ancak önemli olan niyetin ortaya konulması ve sürecin takip edilmesidir.
Ben bu takip iradesini görüyorum.
Gazetecilik yalnızca eksikleri yazmak değildir.
Elbette yanlış varsa yazacağız.
Eksik varsa dile getireceğiz.
Haksızlık varsa karşısında duracağız.
Ama doğru yapılan işleri görmezden gelmek de gazeteciliğin ruhuna aykırıdır.
Bizler kamu adına denetim yapan insanlarız.
Denetim sadece eleştirmek değildir.
İyi yapılan işi de göstermek, örnek göstermek ve teşvik etmektir.
Çünkü...
Marifet iltifata tabidir.
Hak edenin hakkını teslim etmekten çekinmemek gerekir.
Beni tanıyanlar bilir.
Kolay kolay övgü yazısı yazmam.
Ancak gerçekten emek veren, memleket için mücadele eden bir yönetici gördüğümde bunu yazmayı da görev kabul ederim.
Bugün Ağrı'nın ihtiyacı olan şey kişisel talepler değildir.
Birilerinin tayini...
Birilerinin makamı...
Birilerinin bireysel hesabı...
Bunlar bu şehrin geleceğini değiştirmez.
Biz artık Ağrı'nın büyük meselelerini konuşmalıyız.
Yeni yolları...
Organize sanayi bölgelerini...
Tarımı...
Hayvancılığı...
Turizmi...
Sınır ticaretini...
İstihdamı...
Gençliği...
Ve yatırım projelerini...
Yöneticilerimizin kapısını şahsi işlerimiz için değil, memleketimizin geleceği için çalmalıyız.
Sayın Vali Önder Bozkurt'ta gördüğüm en önemli özelliklerden biri de gösterişten uzak durmasıdır.
Bugün birçok yönetici yaptığı işi önce sosyal medyada duyurmayı tercih ediyor.
O ise önce işi bitirmeye odaklanıyor.
Reklam yapmıyor.
Şov yapmıyor.
İş üretmeye çalışıyor.
Evi yanan vatandaşın yanında oluyor.
Çiftçinin ayağına gidiyor.
Köylüyü köyünde dinliyor.
Yaşlıyı evinde ziyaret ediyor.
Afet bölgesine ilk ulaşanlardan biri oluyor.
Sorunu yerinde görüyor.
Ve en önemlisi...
Talimat verip unutmak yerine süreci takip ediyor.
İşte yöneticilik budur.
Elbette hiçbir yönetici tek başına başarıya ulaşamaz.
Valinin gayreti kadar, bürokrasinin de aynı tempoya ayak uydurması gerekiyor.
Kurum müdürleri...
Şube müdürleri...
Teknik ekipler...
Sahadaki personel...
Herkes aynı heyecanı paylaşırsa, bugün konuştuğumuz projelerin yarın tamamlandığını da görürüz.
Aksi halde en iyi niyet bile bürokrasinin ağır çarkları arasında kaybolabilir.
Ben bugün Ağrı adına bir umut görüyorum.
Bu umudun adı sadece bir kişi değildir.
Bu umut; çalışmanın, samimiyetin, takipçiliğin ve hizmet anlayışının oluşturduğu bir yönetim modelidir.
Bu yüzden bu anlayışa sahip çıkmalıyız.
Çünkü güçlü şehirler, birbirini yıpratan değil; doğru yapılan işlerde ortak akıl oluşturabilen insanların omuzlarında yükselir.
Temennim odur ki, bu çalışma azmi aynı kararlılıkla devam eder ve Ağrı, yıllardır beklediği hizmetleri birer birer almaya başlar.
Çünkü bu şehir, her şeyin en iyisini hak ediyor.