Ahmet Genç

Qardaşlığımız budurmu, Azərbaycan?

Ahmet Genç

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Bir millet, iki devlet…

Yıllardır Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşliği bu sözlerle anlatıyoruz. Aynı dili konuşmanın, aynı tarihi paylaşmanın, aynı acılara üzülmenin verdiği yakınlıkla birbirimize sarılıyoruz. Azerbaycan'ın sevinci bizim sevincimiz, acısı bizim acımız oldu.

Peki bugün ne oluyor kardeş Azerbaycan'da?

Başörtüsü taktığı için okul kapısından geri çevrildiğini söyleyen öğrencilerin, görev yaptığı okula alınmadığını anlatan öğretmenlerin haberlerini okuyoruz.

İnsan ister istemez soruyor:

Qardaşlığımız budurmu, Azərbaycan?

Sizin tırnağınıza diken batsa bizim yüreğimiz sızlamadı mı?

Karabağ işgal altındayken Türkiye'nin hangi köşesinde sizin için dua edilmedi? 

Hangi evde Azerbaycan'ın acısı paylaşılmadı? 

Karabağ Savaşı sırasında Türkiye, Azerbaycan'ın siyasi, diplomatik ve savunma alanındaki en güçlü destekçilerinden biri olmadı mı?

Türkiye doğrudan savaşın tarafı olmadı ama Azerbaycan'ın haklı mücadelesine desteğini açıkça ortaya koydu. Türk milleti de Karabağ'ın kurtuluşunu kendi sevinci bildi.

Şuşa'nın kurtuluşuna sevindik. Azerbaycan bayrağı yükseldiğinde gözlerimiz doldu. Bakü'deki kutlamaları kendi şehirlerimizdeki bayramlar gibi karşıladık.

Çünkü biz Azerbaycan'ı yabancı bir ülke olarak görmedik.

Bugün de görmüyoruz.

Ama kardeş olmak, yanlış gördüğümüz bir uygulama karşısında susmak değildir.

Bir başörtüsü neden okul kapısında mesele oluyor?

Azerbaycan'da 21 Eylül 2026 tarihinde yapılan okul kıyafeti düzenlemesinde başörtüsü açıkça yasaklanmıyor. Ancak okul üniformasının bütünlüğü ve laik eğitim ilkesiyle ilgili hükümler, bazı okullarda başörtülü öğrenci ve öğretmenlerin derslere alınmaması şeklinde uygulanıyor.

Bu nedenle ülkede protestolar düzenleniyor. Öğretmenler mesleklerini, öğrenciler eğitim haklarını kaybetme endişesi yaşıyor.

Bakü'de 23 yıldır İngilizce öğretmenliği yapan Gülşen Aliyeva'nın başörtüsü nedeniyle okuluna alınmadığını, kızının da derslere giremediğini anlatması insanın vicdanını yaralıyor.

Şimdi Azerbaycanlı yetkililere sormak istiyorum:

Bir öğretmenin başarısını başındaki örtü mü belirler, yetiştirdiği öğrenciler mi?

Bir kız çocuğunun eğitim hakkı neden kıyafeti üzerinden tartışılır?

Başörtülü bir öğrenci matematik öğrenemez mi? Fizik, kimya okuyamaz mı? Ülkesine doktor, mühendis, öğretmen olarak hizmet edemez mi?

Laiklik, devletin bütün inançlara eşit mesafede durmasıysa, başörtülü bir çocuğun okul kapısından çevrilmesi bu anlayışın neresine sığar?

Elbette Azerbaycan'ın kendi hukuk düzeni, eğitim politikası ve laiklik anlayışı vardır. Okullarda ortak kıyafet kuralları uygulanmasını savunan Azerbaycanlılar da bulunuyor.

Fakat bir kuralın uygulanmasıyla bir çocuğun eğitimden mahrum bırakılması aynı şey değildir.

Devlet, okul kıyafetini düzenleyebilir. Ancak eğitim hakkını koruyacak çözümü bulmak da devletin sorumluluğudur.

Türkiye bu acıyı daha önce yaşadı

Biz bu görüntüleri tanıyoruz.

Türkiye'de yıllarca üniversite kapılarında başörtüsü nedeniyle bekletilen genç kızları unutmadık. Eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalanları, mesleğini yapamayanları, ailesinden uzakta eğitim arayanları unutmadık.

28 Şubat döneminde başörtüsü yüzünden yaşanan mağduriyetler, toplumumuzun hafızasında derin izler bıraktı.

Türkiye, o tartışmaların ve yasakların açtığı yaraları kapatmak için uzun yıllar mücadele etti.

Şimdi aynı tartışmaların kardeş Azerbaycan'da yaşandığını görmek istemiyoruz.

Azerbaycan'ın geleceği, geçmişte Türkiye'nin yaşadığı bu acı tecrübeleri yeniden üretmek olmamalı.

Sevgili Azerbaycanlı kardeşlerimiz,

Sizden bizim gibi düşünmenizi, bizim gibi yaşamanızı istemiyoruz.

Başını örtmeyen kadın da bizim kardeşimizdir, örten kadın da.

Bizim itirazımız bir tercihin diğerine zorla kabul ettirilmesine, inancı nedeniyle insanların eğitimden ve çalışma hayatından uzaklaştırılmasına.

Başörtüsünü çıkarmak isteyen bir kadın da özgür olmalı, takmak isteyen bir kadın da.

Bir öğretmenin mesleğini yapabilmesi için inancıyla işi arasında tercih yapmak zorunda kalması kabul edilebilir mi?

Bir kız çocuğuna okulun kapısında kıyafeti nedeniyle engel çıkarıldığında bundan kim kazanır?

Azerbaycan'ın eğitime, bilime, yetişmiş insan gücüne ihtiyacı var. Başörtülü kız çocuklarının sınıflardan uzak kalması ülkeye ne kazandıracak?

Kardeşlik, zor zamanlarda birbirini anlayabilmektir

Bir başka kırgınlığımızı da saklamayalım.

Filistin'de yaşananlar Türkiye'de derin bir acı oluştururken, kardeş bildiğimiz ülkelerin de bu konuda daha güçlü bir dayanışma göstermesini bekliyoruz.

Azerbaycan'ın Filistin konusunda yaptığı açıklamaları ve diplomatik tutumunu yok saymıyoruz. Ancak Türkiye'deki pek çok insanın gönlünde, Gazze'de yaşanan insani felaket karşısında kardeş ülkelerden daha güçlü bir ortak ses duyma arzusu var.

Bunu söylemek Azerbaycan'a düşmanlık değildir.

Karabağ konusunda nasıl birbirimizin yanında durduysak, masum insanların hayatını ilgilendiren meselelerde de aynı vicdanı paylaşabilmeliyiz.

Şimdi başörtüsü tartışması nedeniyle yeni bir kırgınlık oluşuyor.

İstemiyoruz.

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik, bir kıyafet yönetmeliğine sığmayacak kadar köklüdür. Fakat bu kardeşliğin gücüne güvenerek insanların yaşadığı mağduriyetleri görmezden gelmek de doğru değildir.

Yapmayın!

Bir öğrencinin gözyaşını, bir annenin çaresizliğini, bir öğretmenin mesleğinden uzak kalma korkusunu küçümsemeyin.

Başörtüsünü bir güvenlik meselesi, inancını yaşamak isteyen insanları da bir tehdit olarak görmeyin.

Bir kız çocuğunun geleceğiyle devletin laik yapısını birbirine karşıt iki seçenek gibi sunmayın.

Çözüm bulmak mümkün.

Kıyafet kuralları ile inanç özgürlüğünü bağdaştıran düzenlemeler yapılabilir. Öğrencilerin eğitim hakkı korunabilir. Öğretmenlerin mesleklerini sürdürebilmesi için ayrımcılığa yol açmayan uygulamalar geliştirilebilir.

Bunlar devletin gücünü azaltmaz, vatandaşının devlete duyduğu güveni artırır.

Biz Azerbaycan'ı seviyoruz.

Bakü'yü, Gence'yi, Şuşa'yı, Karabağ'ı kendi gönül coğrafyamızın bir parçası olarak görüyoruz.

Azerbaycan bayrağı dalgalandığında gururlanıyoruz. Azerbaycanlı bir kardeşimizin başına kötü bir şey geldiğinde üzülüyoruz.

İşte tam da bu yüzden başörtülü öğrencilerin okul kapılarında yaşadığı sıkıntılara sessiz kalamıyoruz.

Sevdiğimiz için söylüyoruz.

Kardeşliğimize gölge düşürmeyin.

Çocukların gözyaşını dindirin.

Öğretmenleri inançlarıyla meslekleri arasında bırakmayın.

Ve unutmayın:

Bir millet, iki devlet olmak, birbirimizin acısını da kendi acımız bilmek demektir.

Qardaşım Azərbaycan, bu sizə yaraşmır!

Yazarın Diğer Yazıları