Uzm. Sidelya AKKUŞ

EBEVEYN OLMAK BİR YOLCULUKTUR

Uzm. Sidelya AKKUŞ

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Oyun: Çocuğun Öğrenme Laboratuvarı

Ebeveyn olmak bitmeyen bir yolculuktur. Önemli olan bu yolculukta çocuğun elinden tutup, ona hayatı öğretip onunla birlikte hayatı yeniden keşfetmeliyiz. İlk kelimesinden tutun da ilk adımına, kurduğu hayallerden sorduğu bitmek bilmeyen sorulara kadar yanında olmalıyız. Bazen rehber bazen yol arkadaşı bazen de yalnızca merakla izleyen bir gözlemci olmalıyız. Peki, çocuklarımız dünyayı nasıl öğrenir? Cevap, çoğu zaman onların en sevdiği yerde saklıdır: Oyunda.

Bir çocuğu oyun oynarken izlemek, onun dünyasını görmek için mükemmel bir fırsattır. Bir kule inşa ederken dengeyi, oyuncaklarını paylaşırken iş birliğini, bir yapbozu tamamlarken sabrı ve problem çözmeyi öğrenir. Düşer, yeniden dener, yanılır ve tekrar başlar. Başarabildiği kadar başaramadığı bir sürü deneyim yaşar. Bizler için küçük görünen bu anlar, çocukların gelişiminde büyük anlamlar taşır. Çünkü oyun, çocuk için yalnızca eğlenceli bir zaman geçirme biçimi değil; öğrenmenin, keşfetmenin ve kendini ifade etmenin en doğal yoludur. 

Oyun, çocuğun öğrenme laboratuvarıdır.

Laboratuvarda deneyler yapılır, gözlemler gerçekleştirilir ve yeni sonuçlara ulaşılır. Çocuklarımız oyun sırasında kendi deneylerini gerçekleştirir. Bir nesneyi farklı amaçlar için kullanır, neden-sonuç ilişkilerini keşfeder. Hayal gücünü geliştirirken regüle alanları oluşturur. Dener, yanılır, tekrar dener. Amaç başarıdan ziyade süreçte elde ettiği deneyimlerdir.

Bu sebeplerden dolayı, oyunu yalnızca çocuğu oyalayan bir araç olarak görmek, onun gelişimindeki büyük fırsatları gözden kaçırmak demektir. Oyun; bilişsel, sosyal, duygusal, dil ve motor gelişimi destekleyen çok yönlü bir öğrenme alanıdır. Üstelik çocuk bu alanda kendini baskı altında hissetmeden, kendi hızında ve kendi ilgi alanları doğrultusunda ilerleyebilir. Süreci kendi yönetir ve otokontrol kazanırken özdenetim hakkında şemalar oluşturur.

Peki, ebeveynlerin buradaki rolü nedir?

Her soruya hemen cevap vermek, her sorunu çocuğun yerine çözmek ya da oyunun her aşamasını yönlendirmek zorunda değildir. Bazen yapılması gereken tek şey, çocuğumuza güvenli bir alan sunmak ve onun keşfetmesine fırsat tanımaktır. Burada mükemmel olmak için bir çabaya girilmemelidir. Her şeyi mükemmel yapma zorunluluğumuz yoktur. Ebeveyn rolüyle çocuğun yanında olmak çocuk, güvenli alan sağlamak önceliğimiz olmalıdır. Bir kule yıkıldığında hemen müdahale etmek yerine, “Sence neden devrildi?” diye sormak; bir resim yaptığında nasıl görünmesi gerektiğini söylemek yerine, “Bana resminde neler olduğunu anlatır mısın?” demek, çocuğun düşünmesine ve kendini ifade etmesine alan açar. Aynı zamanda özgüven gelişimi için mükemmel alanlar oluşturur.

Ebeveynlerin düştüğü önemli hatalardan biri de çocuğun her anını bir ders hâline getirmeye çalışmaktır. Ebeveyn rolü kaybolduğu zaman aradaki bağ zayıflayabileceği gibi çocuk oyundan da bizden de uzaklaşabilir. Amaç oyunun özgürlüğünü korumak, çocuğun merakını canlı tutmak ve öğrenmeyi doğal akışında desteklemektir. Çünkü çocuk her oyunda bir beceri kazanmak zorunda değildir. Bazen yalnızca eğlenmeye, hayal kurmaya ve çocuk olmaya ihtiyacı vardır.

Günümüzün yoğun temposunda ebeveynlerin kendilerini sorguladığı bazı konular vardır. Çocuğumla yeterince zaman geçiriyor muyum? Oysa birlikte geçirilen zamanın uzunluğu kadar niteliği de önemlidir. Hatta nitelik uzunluktan daha önemlidir. Onunla yerde oturup birkaç tahta blokla bir şehir kurmak, birlikte hamur yoğurmak, bir hikâyeyi canlandırmak ya da parkta doğayı gözlemlemek, aranızdaki bağı güçlendiren değerli anlardır. Çocuğun ihtiyaç duyduğu şey her zaman pahalı oyuncaklar veya kusursuz etkinlikler değildir; çoğu zaman dikkatle dinleyen, merakını paylaşan ve onunla birlikte eğlenebilen bir yetişkindir.

Ebeveyn olmanın zorluklarını da göz ardı etmemeliyiz. Sabırsızlandığımız, yorulduğumuz, ne yapacağımızı bilemediğimiz günler de olabilir. Çocuğumuzun gelişimini başkalarıyla karşılaştırmak ya da her şeyi doğru yapmaya çalışmak bizi zaman zaman kaygılandırabilir. Ancak her çocuğun kendine özgü bir öğrenme biçimi, ilgisi ve gelişim hızı olduğunu unutmamalıyız. Başka bir çocuğun başardıklarını çocuğumuzun da aynı zamanda gerçekleşmesini beklemek, ailedeki tüm bireyleri olumsuz etkileyebilir. Unutmamalıyız ki her bireyin yolculuğu kendine hastır. 

Çocuklarımızla birlikte biz de öğreniyoruz. Onların bitmeyen soruları bize yeniden merak etmeyi, kurdukları hayaller farklı düşünmeyi, küçük mutlulukları ise anın değerini bilmeyi hatırlatır. Ebeveyn olmak, yalnızca çocuğun gelişimine eşlik etmek değil, kendi öğrenme yolculuğumuzu da sürdürmektir.

Oyun oynayan çocuk yalnızca eğlenmez; düşünür, hisseder, dener, yanılır, yeniden başlar ve büyür. Onun yanında olan ebeveyn ise yalnızca öğretmez; dinler, gözlemler, destekler ve birlikte gelişir. Böylece ebeveynler çocukluğunu yaşarken çocuğunun güzel anlarına da şahit olma fırsatı yakalar.

Ebeveyn olmak bir yolculuktur. Bu yolculukta oyunu bir öğrenme laboratuvarı olarak görmek, çocuğumuza verebileceğimiz en değerli fırsatlardan biridir. Belki de bugün kendimize sormamız gereken en önemli soru şudur: Çocuğumuza hayatı öğretmeye çalışırken onun bize dünyayı yeniden öğretmesine ne kadar izin veriyoruz?

Bazen en büyük öğrenmeler, en küçük oyunların içinde saklıdır. Ve bazen bir çocuğun geleceğine bırakabileceğimiz en güzel iz, onunla yere oturup içtenlikle oynadığımız birkaç dakikadır.

Yazarın Diğer Yazıları