Ağrı'da Su 100 Derecede Kaynamıyor: 1.640 Metrede Yaşamanın 7 Şaşırtıcı Etkisi
Ağrı'da çaydanlıktaki su 100 değil, yaklaşık 94,4 derecede kaynıyor. Kentin 1.640 metrelik rakımı nefes aldığımız oksijenden güneşin yakıcılığına, arabanın motorundan cips paketlerine kadar günlük hayatı sessizce değiştiriyor. Bu etkileri tek tek hesapladık. Ağrı Dağı'nın zirvesinde ise su yalnızca 82 derecede kaynıyor.
Haberin Özeti
- • Ağrı'nın 1.640 metrelik rakımında su yaklaşık 94,4 derecede kaynıyor.
- • Her nefeste deniz seviyesine göre yaklaşık yüzde 18 daha az oksijen var, UV ışınları yüzde 16 daha güçlü.
- • Ağrı Dağı'nın zirvesinde su yalnızca 82 derece civarında kaynıyor.
Rakamlarla 1.640 metrede yaşam
| Ağrı'da suyun kaynama noktası | 94,4 | °C |
| Her nefeste daha az oksijen | %18 | deniz seviyesine göre |
| Ağrı Dağı zirvesinde kaynama noktası | 82,4 | °C |
Kaynak: Karaköse Haber hesaplaması
Ağrı'da yaşayanlar bunu çoğu zaman fark etmez ama kent, Türkiye'nin en yüksek rakımlı il merkezlerinden birinde, deniz seviyesinden yaklaşık 1.640 metre yukarıda kurulu. Bu yükseklik, mutfaktaki çaydan arabanın motoruna, cilde düşen güneşten çantadaki cips paketine kadar günlük hayatın pek çok ayrıntısını sessizce değiştiriyor. Karaköse Haber olarak standart atmosfer formülleriyle Ağrı'nın rakımının etkilerini tek tek hesapladık.
1. Su 100 derecede değil, 94,4 derecede kaynıyor
Suyun kaynama noktası, üzerindeki hava basıncına bağlıdır. Deniz seviyesinde 100 derece olan kaynama noktası, yükseldikçe yaklaşık her 300 metrede 1 derece düşer. Hesabımıza göre Ağrı'da hava basıncı deniz seviyesinin yaklaşık yüzde 82'si; bu basınçta su yaklaşık 94,4 derecede kaynıyor. Yani Ağrı'da tencerede fokurdayan su, İstanbul'dakinden yaklaşık 5,5 derece daha "soğuk".
2. Yumurta ve makarna daha geç pişiyor
Su daha düşük sıcaklıkta kaynadığı için haşlanan yiyecekler de daha düşük sıcaklıkta pişer. Bu yüzden Ağrı'da yumurta, makarna, kuru fasulye ve nohut gibi yiyecekler, tariflerde yazan sürelerden biraz daha uzun süre ister. Kuru baklagiller ve et yemeklerinde düdüklü tencerenin bölgede bu kadar yaygın olmasının bir nedeni de bu: Düdüklü tencere içerideki basıncı artırarak kaynama noktasını yeniden 100 derecenin üzerine çıkarır.
3. Çay da 94 derecede demleniyor
Ağrı'da demliğin altındaki su kaynadığında yaklaşık 94-95 derecede. Daha düşük sıcaklıktaki su, çayın demlenmesini bir miktar yavaşlatabilir. Çayı açık bulanlar için çözüm basit: Demliği birkaç dakika daha fazla demlemeye bırakmak.
4. Her nefeste yaklaşık yüzde 18 daha az oksijen
Havadaki oksijen oranı her yerde yaklaşık yüzde 21. Ancak basınç düştükçe aynı hacimdeki hava daha "seyrek" hâle gelir. Ağrı'da alınan her nefeste, deniz seviyesine göre yaklaşık yüzde 18 daha az oksijen molekülü bulunuyor. Ağrı'da doğup büyüyenlerin vücudu buna alışkın; ancak deniz seviyesinden gelen ziyaretçiler ilk günlerde merdiven çıkarken ya da koşarken daha çabuk nefes nefese kalabiliyor. Bu rakımda ciddi bir yükseklik hastalığı beklenmese de yeni gelenlerin ilk günlerde ağır efor gerektiren sporlardan önce vücutlarına birkaç gün tanıması öneriliyor.
5. Güneş daha "sert"
Yükseldikçe güneş ışınlarının geçtiği atmosfer tabakası incelir. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre ultraviyole (UV) ışınlarının şiddeti her 1.000 metrede yaklaşık yüzde 10 artıyor. Bu hesapla Ağrı'da UV ışınları, deniz seviyesine göre yaklaşık yüzde 16 daha güçlü. Kışın kar örtüsü güneş ışığının büyük bölümünü geri yansıttığı için etki daha da artıyor. Karlı günlerde güneş gözlüğü ve güneş kremi, Ağrı'da yalnızca yaz için değil kış için de gerekli.
6. Cips paketleri şişiyor
İstanbul'da kapatılan bir cips paketi Ağrı'ya geldiğinde hissedilir biçimde şişmiş görünür. Bunun nedeni, paketin içindeki havanın dışarıdaki düşük basınçta genleşmesi. Hesabımıza göre deniz seviyesinde kapatılan bir paketteki hava, Ağrı'nın basıncında yaklaşık yüzde 22 daha fazla yer kaplamak ister. Aynı etki, uçakla ya da otobüsle getirilen şampuan ve losyon şişelerinin açılınca "fışkırmasının" da sebebi.
7. Arabanın motoru daha az güç üretiyor
Motorlar yakıtı yakmak için havadaki oksijeni kullanır. Hava seyrekleştikçe, özellikle turbosuz benzinli motorlarda güç kaybı ortaya çıkar. Yaygın kabule göre bu tür motorlar her 300 metrede yaklaşık yüzde 3 güç kaybeder; bu da Ağrı rakımında kabaca yüzde 15'lik bir kayıp anlamına geliyor. Turbolu araçlar bu etkiden çok daha az etkileniyor. Ağrı-Doğubayazıt ve Ağrı-Erzurum gibi yüksek geçitli yollarda sollama yaparken bunu hesaba katmak gerekiyor.
Ağrı Dağı'nın zirvesinde su 82 derecede kaynıyor
Rakımın etkisi, Ağrı Dağı'na tırmandıkça çarpıcı boyutlara ulaşıyor. 5.137 metrelik zirvede hava basıncı deniz seviyesinin yaklaşık yarısına iniyor. Burada su yalnızca 82 derece civarında kaynıyor ve her nefeste deniz seviyesine göre neredeyse yarı yarıya daha az oksijen bulunuyor. Dağcıların zirve öncesinde günlerce kamplarda kalarak vücutlarını alıştırmasının nedeni bu.Yer Rakım Hava basıncı (deniz seviyesine göre) Suyun kaynama noktası İstanbul 40 m %99,5 99,9 °C Ankara 938 m %89,4 96,8 °C Ağrı (merkez) 1.640 m %82,0 94,4 °C Erzurum 1.890 m %79,5 93,6 °C Balık Gölü 2.241 m %76,1 92,4 °C Ağrı Dağı ana kamp 3.200 m %67,4 89,1 °C Ağrı Dağı 2. kamp 4.200 m %59,3 85,7 °C Ağrı Dağı zirve 5.137 m %52,3 82,4 °C
Bu hesaplama nasıl yapıldı? Hava basıncı, Uluslararası Standart Atmosfer modeline göre rakımdan hesaplandı; suyun kaynama noktası bu basınçtan Clausius-Clapeyron denklemiyle bulundu. Gerçek hava basıncı günlük hava durumuna göre birkaç yüzde değişebileceğinden kaynama noktası da gün içinde birkaç onda bir derece oynayabilir. UV artışı için Dünya Sağlık Örgütü'nün her 1.000 metre için yaklaşık yüzde 10'luk genel kabulü, motor gücü kaybı için yaygın kullanılan yaklaşık değerler esas alındı. Rakamlar yaklaşık değerlerdir.
Kısacası Ağrı'da hayat, deniz seviyesindeki bir şehirden biraz farklı fizik kurallarıyla akıyor. Bir dahaki sefere Ağrı'da çay demlerken ya da bir paket cipsin şiştiğini gördüğünüzde, bunun 1.640 metrenin küçük bir hatırlatması olduğunu bileceksiniz.
Bakmadan Geçme