'Yeni Yüzyılda Ağrı'nın Medeniyet İddiasına Dair'
Raif Medetoğlu
Büyüklük sadece sahip olduğu doğal kaynaklarla, binalarla,servetle veya yatırımlarla ölçülmez. Asıl büyüklük, o toplumun kurduğu hayallerde, ortaya koyduğu hedefler,idealler ve insanına açtığı ufuklarda gizlidir.
Ne yazık ki uzun yıllardır Ağrı'da zihinsel dünyamıza yön veren medeniyet algısının önemli bir kısmı, sınırları çizilmiş bir saksıda yetiştirilen ağaç misali dar bir çerçeve içerisinde şekillenmiştir. Bu anlayış, farkında olsak da olmasak da insanımızın kabiliyetlerine görünmez sınırlar koymuş, düşünce dünyasını daraltmış ve geleceğe dair büyük iddialar ortaya koymasını zorlaştırmıştır.
Oysa insan, yaratılışı gereği keşfetmek ister. Düşünmek, üretmek, sorgulamak ve yeni ufuklara yürümek ister. Bir toplumun önüne konulan en büyük engel ekonomik yoksulluk değil, düşünsel yoksulluktur. Çünkü fikirlerin küçüldüğü yerde hedefler küçülür; hedeflerin küçüldüğü yerde ise gelecek küçülür.
Bugün içinde yaşadığımız çağ, sadece teknolojik bir dönüşüm çağı değildir. Aynı zamanda zihinlerin yeniden şekillendiği bir çağdır. Dünyanın dört bir yanında şehirler ve toplumlar yeni hikâyeler yazarken, bizim de kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:
Biz hangi medeniyet iddiasının temsilcileriyiz?
Hangi başarı hikâyesi yazacağız?
Geçmişle övünmek elbette değerlidir. Ancak medeniyet sadece geçmişin hatıralarını anlatmak değildir. Medeniyet aynı zamanda geleceğe dair söz söyleyebilmek, yeni fikirler üretebilmek ve insanlığa yeni ufuklar açabilmektir.
Bu nedenle artık korkularla çevrilmiş dar alanlardan çıkmak zorundayız. İnsanımızın düşünmesinin, üretmesinin ve hayal kurmasının önüne örülen görünmez duvarları sorgulamak zorundayız. Çünkü topluma yön verenlerin en önemli görevi insan ufkunu daraltmak değil, genişletmektir.
Yeni yüzyılda Ağrı kendi medeniyet kodları üzerinden yeni bir tasavvur geliştirmek zorundadır.
Köklerini kendi tarihinden, kültüründen ve inancından alan; fakat yüzünü geleceğe çeviren çağın ruhuna uygun bir anlayış...
İnsana sadece ekmek değil, anlam da sunan bir anlayış...
Maddi kalkınmayı manevi derinlikle buluşturan bir anlayış...
Gençlerine sınırlar değil ufuklar gösteren bir anlayış...
Çünkü biliyoruz ki bir ağacın kökleri ne kadar derine inerse gövdesi de o kadar sağlam yükselir.
Aynı şekilde bir toplum da kendi medeniyet kökleriyle buluştuğu ölçüde büyüyebilir. Ancak bu kökler bir saksının içine hapsedilmemeli; düşüncenin, bilimin, sanatın ve üretimin sonsuz ufuklarına doğru uzanmalıdır.
Artık küçük hedeflerin değil, büyük ideallerin konuşulduğu bir döneme ihtiyaç var.
Çünkü Ağrı'nın da, Türkiye'nin de geleceği; sınırlandırılmış zihinlerle değil, ufku açık insanlar tarafından inşa edilecektir.