Dijital Çağda Tükenen Zaman Değil İnsandır
Raif Medetoğlu
İnsanlık, tarihinin belki de en hızlı değişim dönemlerinden birini yaşıyor. Teknoloji baş döndürücü bir hızla gelişiyor, bilgiye ulaşmak saniyeler sürüyor, dünyanın herhangi bir köşesinde yaşanan bir olay anında ekranlarımıza düşüyor.
Fakat bütün bu gelişmelere rağmen insanın iç dünyasında büyüyen bir boşluk ve yalnızlık hissi de gözlerden kaçmıyor.
Bugün birçok insanın en büyük problemi bilgi eksikliği değildir. Bilakis bilgi fazlalığı içerisinde anlamını kaybetmesidir. Saatler boyunca ekranlara bakan, sayısız içerik tüketen, sürekli bir şeylerle meşgul olan insan; ne yazık ki kendisine, ailesine, toplumuna ve en önemlisi yaratılış gayesine ayırması gereken zamanı giderek kaybetmektedir.
Modern çağın sunduğu imkânlar hayatı kolaylaştırırken, beraberinde yeni bağımlılıklar da üretmektedir. Sosyal medya platformları, dijital eğlence araçları ve sanal dünyalar, insanın dikkatini ve zamanını kuşatan görünmez ağlara dönüşmektedir. İnsan zamanı yönettiğini zannederken, çoğu zaman zaman tarafından yönetilen bir varlık hâline gelmektedir.
Oysa zaman, insanın sahip olduğu en değerli sermayedir. Kaybedilen para yeniden kazanılabilir, kaybedilen makam geri elde edilebilir; fakat boşa geçirilen bir dakikayı bile geri getirmek mümkün değildir. Bu nedenle zamanın israfı, aslında hayatın israfıdır.
Kur’an-ı Kerim’de Asr Suresi’nin zaman üzerine yemin ederek başlaması tesadüf değildir:
"Asra yemin olsun ki insan gerçekten ziyandadır."
(Asr Suresi, 103/1-2)
Bu ilahi ikaz, insanın en büyük kaybının zamanı yanlış kullanmak olduğunu hatırlatmaktadır. Çünkü zaman sadece saatlerin ve günlerin akışı değildir; aynı zamanda ömrün kendisidir.
Bugün insanlık yapay zekâyı, dijital evrenleri ve yeni teknolojileri konuşuyor. Ancak unutulmamalıdır ki teknoloji insanı insan yapan değerleri üretemez. Bir makine bilgi işleyebilir, hesap yapabilir, hatta insan davranışlarını taklit edebilir; fakat merhameti, vicdanı, fedakârlığı ve kulluk şuurunu üretemez. Bunlar ancak insanın ruhunda filizlenir.
Gerçek gelişim, daha hızlı cihazlara sahip olmak değil; daha bilinçli, daha ahlaklı ve daha erdemli bir insan olabilmektir. İnsanlığın ihtiyacı olan şey sadece teknolojik ilerleme değil, aynı zamanda ahlaki ve manevi yükseliştir.
İşte bu yüzden çağımızın en büyük yoksulluğu ekonomik yoksulluk değil; dikkat, anlam ve zaman yoksulluğudur. İnsan zamanı tükettiğini zannederken aslında tükenen zaman değil, insanın kendisidir.
Zamanın kıymetini bilenler, hayatın kıymetini bilirler. Çünkü zamanını koruyan insan; kimliğini, şahsiyetini, değerlerini ve istikametini de korumuş olur.
Unutmayalım ki insanın gerçek yükselişi ekranların ışığında değil, hakikatin ışığında gerçekleşir. Ve insan, zamanını anlamlı kıldığı ölçüde kendisine yaklaşır.