Raif Medetoğlu

Ali Eşref'in Hikâyesi

Raif Medetoğlu

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

On sekiz yaşında bir genç düşünün…  Adı Ali Eşref.

Henüz kirlenmemiş bir zihin, arayış içinde bir kalp ve istikamet tayin etmeye çalışan bir ruh… Sosyal hayatın gürültüsü, ideolojik savrulmalar ve zevk merkezli bir çevre onu içine çekmeye çalışırken o, hakikatin izini sürmeyi tercih etti. Eğlenceyi değil iradeyi, savrulmayı değil şahsiyetli bir duruşu seçti.

Yalnızlığı tattı; çünkü insanları tanıdıkça kalabalıkların hakikate her zaman ev sahipliği yapmadığını gördü. Fakat onun yalnızlığı bir küskünlük değil, bir inşa süreciydi. Nefsine karşı verdiği mücadelede bireysel hazlarını değil; milletin ve ümmetin selametini merkeze aldı.

Ben merkezli bir hayat yerine biz merkezli bir yaşamı arzu ediyordu.

İşte bu “Ben”den “biz”e yürüyen bir karakter terbiyesi idi ...

Ali Eşref’in isyanı anarşiye, anlamsızlığa, savrulmaya ve değer erozyonuna idi.

O, hayatı zevk ve sefa içinde tüketilecek bir sermaye olarak görmedi. Ömrü bir emanet, bilgiyi bir kudret, ahlâkı bir zırh bildi.

Kur’an ve sünnetin rehberliğinde, iman ve irfan mekteplerinde hocaların dizi dibinde yoğrulmayı bir şeref saydı.

Bugün gençliğin en büyük ihtiyacı slogan değil; şahsiyetli örnektir.

Ali Eşref’in hikâyesi bize şunu hatırlatıyor: Büyük davalar öfkeyle değil, iradeyle; hamasetle değil, ahlâkla taşınır. Medeniyet, önce insanın iç dünyasında kurulur.

Maddi vatanı korumanın yolu, manevi vatana sahip çıkmaktan geçer.
Her genç bir yol ayrımındadır.

Zevkçilik mi, sorumluluk mu?

Savrulmak mı, kök salmak mı?

Ali Eşref tercihini yaptı.
Şimdi soru şu: Biz hangi istikamette yürüyoruz?

Yazarın Diğer Yazıları