Ağrı'nın sabrı sınanıyor
Raif Medetoğlu
Bir şehrin kaderi, hastanelerinin koridorlarında yazılır.
Ve bazı şehirler vardır ki…
kaderi bekleme salonlarında, sevk kâğıtlarında ve kilometrelerce uzayan yolculuklarda erir.
Dostlarım Ağrı, işte tam olarak böyle bir şehir.
Yıllardır sağlık hizmetlerinde dışa bağımlı bırakılan, her hastalıkta başka illere umut bağlamak zorunda kalan bir memleket…
Bu artık bir eksiklik değil; açık bir adalet meselesidir.
Bugün Türkiye’nin birçok noktasında modern şehir hastaneleri yükselirken, Ağrı hâlâ bu temel hizmetten mahrum. Üstelik bu mahrumiyet, coğrafi zorlukların en ağır yaşandığı bir şehirde yaşanıyor.
Sert kışlar, kapanan yollar, ulaşımın zorlaştığı aylar…
Ama ne yazık ki bu gerçekler, karar vericilerin öncelik listesinde yeterince karşılık bulmuyor.
Bir insan düşünün…
Ağrı’da hastalanıyor. Ama şifa bulmak için Erzurum’a, Van’a, hatta Ankara’ya,İstanbul’a gitmek zorunda kalıyor.
Bu sadece bir yolculuk değildir.
Bu, sistemin vatandaşına söylediği şu cümlenin başka bir halidir:
"Sen burada tedavi edilemezsin."
İşte bu, vicdanı yaralayan bir noktadır.
Bakınız size bazı rakamlar vereceğim ama ne yazıktır ki, Rakamlar Konuşuyor, Vicdanlar yine Susuyor...
Doğu Anadolu Bölgesi yaklaşık 6.5 milyon nüfusa sahip. Buna rağmen sadece Erzurum ve Van’da şehir hastanesi var.
Öte yandan Karadeniz Bölgesi, yaklaşık 7.7 milyon nüfusuyla Trabzon, Ordu, Rize ve Samsun’da şehir hastanelerine kavuşmuş durumda ve yenileri planlanıyor.
Daha da çarpıcı olan nedir biliyor musunuz?
Bakınız;
344 bin nüfuslu Rize’ye şehir hastanesi yapılabiliyor,
450 bin nüfuslu Yozgat’a bu yatırım uygun görülüyor,
Ama 550 bin nüfuslu Ağrı’ya üstelik çevre illerle birlikte 1 milyona hitap eden bir merkez olmasına rağmen hâlâ bu hak tanınmıyor.
Bu tabloyu hangi akıl, hangi planlama, hangi adalet duygusu açıklayabilir?
Sizcede bu iki şehir de çok açık ve net bir imtiyaz yokmu ?
Mesele Bina Değil, Devlet Aklıdır
Bugün Ağrı için planlanan 500 yataklı hastane, mevcut ihtiyacı karşılamaktan çok uzaktır.
Bu proje, kısa vadeli bir çözüm gibi sunulsa da, gerçekte sorunu ertelemekten başka bir anlam taşımamaktadır.
Ağrı’nın ihtiyacı nettir:
En az 1300 yataklı, tam donanımlı bir ŞEHİR HASTANESİ.
Çünkü mesele sadece bugünü kurtarmak değil;
gelecek 30-50 yılı planlamaktır.
Ağrı;
Sınır hattında,
Bölgesel geçiş noktasında,
Çevre il ve ilçelere hizmet verebilecek stratejik bir konumdadır.
Bu şehirde yapılacak güçlü bir sağlık yatırımı, sadece Ağrı’yı değil, bütün bölgeyi ayağa kaldırır.
Adalet, Coğrafyaya Göre Değişmez
Devlet, vatandaşına eşit mesafede durduğu sürece devlettir.
Aksi hâlde bazı şehirler kaderine terk edilir, bazıları ise ayrıcalıkla büyür.
Unutulmamalıdır ki:
Bir çocuk Ağrı’da da doğar, Ankara’da da.
Bir hasta Van’da da acı çeker, İstanbul’da da.
O halde neden biri en modern imkânlarla tedavi edilirken, diğeri kilometrelerce yol gitmek zorunda kalıyor?
Bu soru artık sadece bir eleştiri değil, bir hak arayışıdır.
Ağrı’nın Talebi: Lütuf Değil, Gecikmiş Haktır.
Ağrı halkı sadaka istemiyor.
Ağrı halkı ayrıcalık istemiyor.
Ağrı halkı eşitlik istiyor.
Ve bugün yükselen bu ses şunu haykırıyor:
“500 yatak yetmez! Ağrı’ya 1300 yataklı şehir hastanesi şarttır!”
Bu talep;
bir binadan ibaret değil…
Bu talep;
adaletin, eşitliğin ve devletin şefkatinin yeniden tesis edilmesidir.
Son Söz Yerine: Bir Uyarı, Bir Davet
Yönetici, Allah’ın yeryüzündeki adalet terazisidir.
O terazinin kefesi şaşarsa, toplumun vicdanı sarsılır.
Artık karar vericilerin bu sesi duyması gerekiyor.
Çünkü sağlık beklemez.
Çünkü hayat ertelenemez.
Ve çünkü…
Ağrı, şifa hakkını istiyor.
Vesselâm...