Prof. Dr. Faruk Kaya

Maarifin Kalbinde Ramazan Gençliğe Yön Vermek

Prof. Dr. Faruk Kaya

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Millî Eğitim Bakanlığı tarafından bu yıl ilk defa okullarda uygulamaya konulan “Maarifin Kalbinde Ramazan” programı, sadece bir etkinlik değil; eğitim anlayışımız adına önemli bir vizyon beyanıdır. Gençlerimizin büyük bir memnuniyetle karşıladığı bu uygulama, bilginin değerle, aklın kalple, eğitimin hikmetle buluşabileceğini göstermesi bakımından son derece kıymetlidir. Bu anlamlı projeyi hayata geçiren ve gençliğin zihni ile ruhunu birlikte inşa etmeyi hedefleyen tüm proje mimarlarını takdirle anmak gerekir. Çünkü eğitim yalnızca akademik başarı üretmek değil; yönünü bilen, kimliğini koruyan ve erdemli bir duruş sergileyen gençler yetiştirmektir.

Maarif kelimesi kuru bir öğretim faaliyetini değil, insanı bütüncül olarak yetiştirmeyi ifade eder. Ramazan ise insanın iç dünyasını arındıran, iradesini güçlendiren, kalbini diri tutan bir mekteptir. Bu iki kavramın bir araya gelmesi, gençlerimiz açısından son derece umut vericidir. Zira akıl ile kalp arasındaki bağ koparıldığında insan eksik kalır; bilgi değerle buluşmadığında yön kaybolur. Oysa gençlerimiz hem bilimi öğrenmeli hem de o bilginin arkasındaki hikmeti fark edebilmelidir. Kâinatta var olan her düzen, her ölçü, her denge bir Yaratıcıyı işaret eder. Fizik kanunları, coğrafi sistemler, ekolojik dengeler rastlantının değil, ilahî bir nizamın göstergesidir. Gençler böyle bir bakış açısı kazandıklarında, bilimi inançlarına alternatif değil, inançlarını derinleştiren bir pencere olarak görmeye başlarlar.

Bir coğrafyacı olarak, coğrafi yeryüzünü oluşturan hava küre, su küre ve taş küredeki coğrafi olay ve olguları inceledikçe şunu daha açık biçimde fark ettim., Yeryüzünde hiçbir şey başıboş değildir. Her biri kendi lisanıyla bir nizamın, bir ölçünün ve ilahî bir düzenin varlığına işaret eder. Nehirler rastgele akmaz; yerçekimi ölçüsüz işlemez; gezegenler kontrolsüz dönmez. Her şey bir denge ve istikamet üzeredir. Coğrafya bize ölçüyü öğretir. Denge bozulduğunda çölleşme olur, iklim krizi ortaya çıkar, ekosistem çöker. İnsan hayatında da durum farklı değildir. Denge kaybolduğunda karakter aşınır, istikamet zayıfladığında kimlik savrulur.

İşte bu noktada Kur’an’ın her gün bize öğrettiği dua anlam kazanır: “Bizi dosdoğru yola ilet.” (Fâtiha, 1/6). Dikkat edelim; güç istemiyoruz, şöhret istemiyoruz, zenginlik istemiyoruz. Yol istiyoruz. Demek ki insanın en büyük ihtiyacı başarı değil, istikamettir. Coğrafyada bir yolculuğa çıkarken harita, pusula ve referans noktası olmadan hareket edemeyiz. Hayatta da Kur’an harita, Peygamber Efendimiz pusula, vicdan ise iç koordinat sistemidir. Harita olmadan rota çizilemez; pusula olmadan yön tayin edilemez; referans olmadan nerede olduğumuz anlaşılamaz.

Gençlik bu yolculuğun en kritik dönemidir. Enerjidir, cesarettir, atılımdır. Fakat aynı zamanda geçicidir. Bediüzzaman Said Nursî’nin ifade ettiği gibi gençlik katiyen gidecek; ya istikametle kullanılıp ebedî kazanca dönüşecek ya da ölçüsüz kullanılıp pişmanlığa sebep olacaktır. Modern bilim de gençliğin bir inşa dönemi olduğunu teyit etmektedir. Beyin gelişiminin yirmili yaşlara kadar devam etmesi, alışkanlıkların bu dönemde kök salması ve karakter kalıplarının gençlikte şekillenmesi bunun açık göstergesidir. Demek ki gençlik bir tüketim çağı değil, bir yön belirleme çağdır.

İmam Gazâlî kalbi bir aynaya benzetir; günah o aynayı karartır, ilim ve zikir ise parlatır. Bu benzetme aslında bir iç coğrafya tasviridir. Dış dünyada sis bastığında yön kaybolur; iç dünyada sis oluştuğunda da istikamet kaybolur. Gazâlî’nin “İlim insanı Allah’a yaklaştırıyorsa ilimdir” tespiti, bilginin değerle buluşması gerektiğini anlatır. İbn Haldun ise çevrenin ve coğrafyanın insan karakterini etkilediğini söyler. Ancak coğrafya şarttır; istikamet tercihtir. Aynı ortamda büyüyen iki gençten birinin savrulup diğerinin istikamet üzere kalabilmesi, iç pusulanın sağlamlığıyla ilgilidir.

Ramazan işte bu iç pusulayı kalibre eden bir mekteptir. Oruç sadece aç kalmak değildir; nefsi disipline etmektir. Modern psikolojinin “gerçek güç dürtü kontrolüdür” tespitiyle Ramazan’ın eğitimi örtüşmektedir. Sabır, süreklilik ve denge Ramazan’da yeniden öğrenilir. Kur’an’ın “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” (Hûd, 11/112) emri, ifrat ve tefritten uzak bir orta yolu işaret eder. Coğrafyada aşırılık felaket getirir; insan hayatında da ölçüsüzlük huzursuzluk üretir.

“Maarifin Kalbinde Ramazan” uygulaması gençlerimize tam da bu dengeyi kazandırma niyetini taşımaktadır. Bilim ile dini karşı karşıya koymadan, aksine birbirini tamamlayan iki hakikat alanı olarak sunmaktadır. Gençlerimiz böyle bir bakış açısıyla hem akademik olarak donanımlı hem de ahlâkî olarak güçlü olabilirler. İnanç değerlerinden uzaklaşmadan aklî düşünceyi geliştirebilir, modern dünyada var olurken köklerinden kopmadan yürüyebilirler.

Sonuçta mesele yalnızca sınav başarısı değil, hayat başarısıdır. Yalnızca meslek sahibi olmak değil, istikamet sahibi olmaktır. Çünkü insanın değeri sahip olduklarıyla değil, yürüdüğü yolla ölçülür. Gençliğe yön vermek, aslında geleceğe yön vermektir. Sağlam bir rota, doğru bir pusula ve sabit bir referans noktası olan gençler, toplumu da dengede tutacaktır. 

İstikametli bir gençlik, umutlu bir yarının teminatıdır.

 

Yazarın Diğer Yazıları